Antik çağın en görkemli ve kültürel açıdan en zengin merkezlerinden biri olan Bergama Kütüphanesi (ya da orijinal adıyla Pergamon Kütüphanesi), bugün Türkiye'nin batısındaki İzmir ili sınırlarında yer alan büyüleyici bir Helenistik Dönem mirasıdır. MÖ 3. yüzyılda kurulan antik Pergamon kentinde yükselen bu eşsiz yapı, özellikle Makedonya ile bağlarını kopararak Roma Cumhuriyeti ile ittifak kuran Kral II. Eumenes (MÖ 197-160) döneminde şehrin zenginleşmesi ve idari bir merkez olarak öne çıkmasıyla kültürel bir zirveye ulaşmıştır. Dönemin en büyük bilim ve sanat merkezlerinden biri olan kütüphane, sadece İskenderiye ve Antakya gibi antik dünyanın devleriyle rekabet edebilecek düzeyde seçkin bir koleksiyona ev sahipliği yapmıştır.
Eşsiz Mimarisi ve Nem Koruma Sistemi
Akropolis'in kuzey ucunda yer alan Bergama Kütüphanesi, toplamda dört odadan oluşmaktaydı. Kütüphanenin en büyük ve en görkemli bölümü, çok sayıda rafla kaplı olan ve 136 metreye 15 metre (445 ft x 50 ft) boyutlarındaki ana okuma odasıydı. Anadolu'nun sıcak ve nemli iklim koşullarında el yazması tomarların zarar görmesini engellemek amacıyla antik mimarlar, oldukça yenilikçi ve erken dönem bir koruma yöntemi geliştirmişlerdir. Kütüphanenin dış duvarları ile kitap rafları arasında yaklaşık 50 cm (20 inç) boş bir alan bırakılarak hava sirkülasyonu sağlanmış, böylece nemin içeriye sızarak parşömenlere zarar vermesi önlenmiştir. Bu ana okuma odasının merkezinde ise Yunan tanrıçası Athena'nın Parthenon'daki heykeli örnek alınarak yapılmış 3 metre (9.8 ft) yüksekliğinde muazzam bir heykel yer almaktaydı.
İskenderiye Kütüphanesi ile Tarihi Rekabet ve Parşömenin Yükselişi
Kuruluşundan itibaren İskenderiye Kütüphanesi ile kıyasıya bir rekabete giren Bergama Kütüphanesi, kültürel prestij, kitap sayısı ve edebi yorumlama alanlarında liderliği hedeflemiştir. İki büyük kütüphane arasındaki bu yarış, en eski ve en doğru Homeros el yazmalarını elde edebilmek için Homeros bilginlerinin yüksek ücretlerle işe alınmasına kadar varmıştır. Bu rekabet aynı zamanda yazı malzemeleri alanında da büyük bir devrime zemin hazırlamıştır. Mısır papirüsünün tekeline karşı Bergama, Helenistik Dönem boyunca parşömen (Latince pergamenum) üretiminin gelişen ve öncü merkezi haline gelmiştir. Her ne kadar parşömenin Bergama'da icat edildiği yönündeki iddialar bir efsaneden ibaret olsa da, Bergama'nın bu alandaki ticari hakimiyeti Roma egemenliğindeki Avrupa ve Asya'da bilginin çok daha kolay yayılmasını sağlamıştır.
Koleksiyonun Sonu ve Günümüze Ulaşan Kalıntılar
Plutarch'ın tarihi kayıtlarına göre yaklaşık 200.000 ciltlik devasa bir koleksiyona ev sahipliği yapan kütüphane, MÖ 133 yılında Attalid Krallığı'nın Roma Cumhuriyeti'ne miras kalmasıyla birlikte parlak dönemini kaybetmiş ve bakımsız kalmıştır. Tarihi efsanelere göre Romalı general Mark Antony, Julius Caesar'ın MÖ 48'deki savaşı sırasında hasar gören İskenderiye Kütüphanesi'ni yeniden doldurmak amacıyla MÖ 43 yılında bu eşsiz koleksiyondaki 200.000 ruloyu Mısır Kraliçesi Kleopatra'ya hediye etmiştir. Daha sonra İmparator Augustus ruloların bir kısmını Bergama'ya iade etmiş ve kütüphane geç antik çağa kadar varlığını sürdürmüştür. Bugün kütüphanenin kısmen restore edilmiş etkileyici kalıntıları, antik Bergama Akropolü'ndeki Athena Tapınağı'nın yakınında, tarihin tozlu sayfalarını aralamak isteyen ziyaretçilerini ağırlamaktadır.