Bandırma Körfezi'nin Stratejik ve Güvenli Limanı
Bandırma, Marmara Denizi'nin güneyinde, kendi adını taşıyan körfezin en iç kısmında konumlanmış, Balıkesir iline bağlı son derece gelişmiş bir ilçedir. 2024 yılı sonu itibarıyla resmî nüfusu 167.363 kişiye ulaşan Bandırma, nüfus bakımından Balıkesir'in Edremit'ten sonra en kalabalık ikinci dış ilçesi olma özelliğini taşımaktadır. Deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 15 metre, yüzölçümü ise 755 km² olan ilçe, birinci derece deprem kuşağında yer almakta olup körfezin içine giren aktif bir fay hattına sahiptir. Son yıllarda büyük bir hızla büyüyen Bandırma, Türkiye'nin en büyük limanlarından birine ev sahipliği yapmakta olup, İstanbul'dan her gün düzenlenen düzenli feribot seferleriyle stratejik bir ulaşım merkezidir. Ekonomik olarak oldukça güçlü olan ilçe, sanayisi ve tavukçuluk sektörüyle ülke ekonomisinde önemli bir yere sahip olmasının yanı sıra, her yıl ev sahipliği yaptığı kültür sanat etkinlikleriyle çok sayıda turist çekmektedir.
MÖ 6. Binyıla Uzanan Köklü ve Zengin Tarih
Tarih boyunca Kizikos, Panderma ve Panormos gibi farklı isimlerle anılan Bandırma, oldukça eski bir yerleşim merkezidir. İsmini MÖ 8. yüzyılda Antik Yunanlar tarafından Kizikos şehrinin etkisinde kurulduğunda alan ve Yunanca "güvenli liman" anlamına gelen Panormos (Πάνορμος) kelimesinden almıştır. Bu isim zaman içerisinde Panderma ve Banderma'dan geçerek günümüzdeki halini almıştır. Kizikos'ta yapılan kazılarda ortaya çıkarılan bir lahitten, yerleşimin İÖ. VIII.-X. yüzyıllar arasında kurulduğu düşünülmektedir. Bölgedeki ilk arkeolojik araştırma 1952 yılında Kurt Bittel tarafından gerçekleştirilmiştir. 1954 yılında Prof. Dr. Ekrem Akurgal ile başlayan bilimsel kazılar 1960'a kadar sürmüş, 1988'de Prof. Dr. Tomris Bakır tarafından yeniden başlatılmıştır. Bu çalışmalar, bölgede MÖ. 6. binyılın ortalarına (Neolitik Çağ) ve MÖ. 5. binyılın sonlarına (Kalkolitik Çağ) kadar uzanan köklü yerleşimlerin varlığını kesin olarak kanıtlamıştır.
Medeniyetlerin Geçiş Yolu ve Cumhuriyet Dönemi Hamlesi
Bandırma, antik dönemde ilk olarak tarihi Misya bölgesi sınırları içerisinde bulunmaktaydı. MÖ 334 yılında Büyük İskender, Perslerin elindeki bu toprakları kendi imparatorluğuna dahil etmiştir. İskender'in ölümünün ardından Romalıların egemenliğine giren bölge, Roma İmparatorluğu'nun 330 yılında ikiye bölünmesiyle Doğu Roma İmparatorluğu sınırlarında kalmıştır. 1076'da Kutalmış tarafından fethedilen kent, 1106 yılında yeniden Doğu Roma kontrolüne geçmiştir. Osmanlı Dönemi'şinde ise 1830 yılında Erdek kazasına bağlı Kapıdağ bucağına bağlanmış, Tanzimat'ın ilanıyla birlikte bağımsız bir ilçe haline gelmiştir. 1874'te büyük bir yangın felaketi geçiren Bandırma, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Kırım ve Romanya'dan göç eden ailelerin yerleşmesiyle nüfus bakımından kalabalıklaşmıştır. Kurtuluş Savaşı'nda, 17 Eylül 1922'de işgalden kurtarıldığında yıkık bir halde olan ilçe, Cumhuriyet döneminde yapılan liman yatırımları, kentleşme projeleri, Bandırma-İzmir demiryolu hattı ve İstanbul deniz feribotu taşımacılığı ile Türkiye'nin en stratejik ihracat limanlarından ve ulaşım merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Doğal Miras ve Ramsar Korumalı Kuş Cenneti
Bandırma toprakları, kıyı şeridinde oldukça düz bir yapıya sahip olup, hafif engebelerle kesilen düzlükler güneye doğru gidildikçe yükselmektedir. İlçenin sınırlarından doğan Kocaavşa Deresi Manyas Gölü'ne dökülürken, Çanakkale sınırlarından doğan Gönen Çayı ise ilçenin kuzeyinden geçerek Kapıdağ Yarımadası'nın batısından Marmara Denizi'ne dökülmektedir. İlçenin güneyinde yer alan ve Kuş Cenneti olarak da bilinen Manyas Gölü, 1959 yılında 24.047 hektarlık alanıyla Kuş Cenneti Millî Parkı adıyla ulusal park ilan edilmiştir. Tarihi seyyah Evliya Çelebi'nin sularını "ab-ı hayata" benzettiği ve zengin balık avcılığından övgüyle bahsettiği bu göl, kış aylarında kaz, ördek, kuğu, karabatak, yeşilbaş, martı ve saka kuşları gibi göçmen kuşlarla dolup taşmaktadır. Dönemlere göre toplam 239 farklı kuş türünün barındığı bu eşsiz doğa mirası, 1998 yılından bu yana Ramsar Sözleşmesi kapsamında uluslararası düzeyde hassasiyetle korunmaktadır.