Bahariye Adaları ya da diğer bilinen adıyla Haliç Adaları, İstanbul'un tarihi su yolu Haliç'in batı uçlarında, Eyüpsultan ile Silahtarağa semtleri arasında konumlanan iki küçük adacıktan oluşmaktadır. Deniz seviyesiyle hemen hemen aynı düzeyde olmalarına rağmen bu adacıklar, dönemsel olarak ortadan kaybolmayan, sürekliliğini her daim koruyan coğrafi oluşumlardır.
Bahariye Adaları'nın Tarihsel Geçmişi
Bizans İmparatorluğu döneminde hazırlanan gravürlerde kendilerine sıkça yer verilen bu adacıklar, o dönemlerde Kosmidion (Yunanca: Κοσμιδίων) ismiyle anılmaktaydı. Osmanlı İmparatorluğu dönemine gelindiğinde ise adalar grubuna Bahariye Adaları adı verilmiştir. Özellikle Lâle Devri süresince devletin ileri gelen yöneticileri ile seçkin simaları, kıyı şeridinde yer alan Bahariye semtine kasırlar ve yaz bahçeleri inşa ettirerek bölgeyi gözde bir sayfiye yerine dönüştürmüşlerdir. Dönemin İstanbul yaşamını tasvir eden tarihi metinlerde, bu adaların etrafında gerçekleştirilen kayık gezintilerinin son derece popüler olduğu vurgulanmaktadır. Ancak Lâle Devri'ni sona erdiren Patrona Halil İsyanı esnasında, İstanbul genelindeki pek ama pek çok kasır gibi Bahariye kasırları da ne yazık ki tahrip edilmiştir.
Sanayileşme Dönemi ve Çevresel Dönüşüm
Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren Haliç kıyılarının yoğun bir şekilde fabrikalarla dolması, bölgenin tarihi sayfiye yeri niteliğini tamamen kaybetmesine yol açmıştır. Geçmiş dönemlerde suyunun berraklığıyla sıkça övülen Haliç'te, bu kontrolsüz endüstrileşme hamlesinin ardından hızlı bir kirlenme süreci başlamıştır. Bu olumsuz süreçten doğrudan etkilenen Bahariye Adaları da zaman zaman bölgede faaliyet gösteren bazı fabrikaların atık depolama alanı olarak kullanılmıştır.
Doğal Yaşamın Dönüşü ve Koruma Girişimleri
1990'lı yıllara gelindiğinde, bölgedeki fabrikaların teker teker tasfiye edilmesi ve Haliç genelinde kapsamlı temizleme çalışmalarının başlatılmasıyla birlikte Bahariye Adaları'nda doğal yaşam yeniden canlanmaya başlamıştır. Balıkçıların adalara bıraktığı tavşanların yanı sıra, göç dönemlerinde İstanbul güzergahını kullanan göçmen kuşlar da bu adacıklara uğramaya başlamıştır. Günümüzde İstanbul'un yerli kuş türlerinden bazıları da bu sessiz ve izole adacıkları önemli bir üreme üssü haline getirmiştir. İlerleyen süreçte İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Haliç ve Eyüp ilçesi genelindeki kentsel düzenlemelerin ardından adalar üzerinde kafe, restoran gibi sosyal tesisler kurmayı ve adaları bir köprüyle anakaraya bağlamayı planlamıştır. Ancak bu projenin adacıklardaki hassas doğal yaşamı olumsuz etkileyeceği yönündeki yoğun eleştiriler üzerine belediye bu girişimi uygulamaya koymaktan vazgeçmiştir.