Konya'da Mevlana Müzesi'nin batısında yer alan Aziziye Camii, 17. yüzyıl Osmanlı dönemine ait tarihi bir ibadethanedir. İlk olarak H.1082-1087 / M.1671-1676 yıllarında Sultan IV. Mehmet'in muhasibi (sayman) Mustafa Paşa tarafından yaptırılan veya Şeyh Ahmet tarafından inşa ettirilen ilk yapı, 1867 yılında etrafındaki dükkânlarla birlikte yanmıştır. Günümüzdeki görkemli yapı ise 1867 yılındaki yangının ardından, 1876 yılında Sultan Abdülaziz ve annesi Pertevniyal Valide Sultan'ın katkıları ile yeniden inşa edilmiştir. Mimarı bilinmeyen bu eser, Konya'da inşa edilen son büyük Osmanlı camisi olma özelliğini taşımaktadır.
Mimari Özellikleri ve Dış Cephe Tasarımı
Tamamen düzgün Gödene taşı ile inşa edilen Aziziye Camii, tek bir kubbe ile örtülü harim ve son cemaat yerinden oluşmaktadır. Yapı, mimari açıdan ağırlıklı olarak eklektik üslup özellikleri göstermekte ve Avrupa barok mimarisinin belirgin izlerini taşımaktadır. Beş bölümlü olarak tasarlanan ve merdivenle ulaşılan son cemaat yeri, kemer açıklıklarının oranları ve düzeni ile ünlü Edirne Selimiye Camii ile benzerlik göstermektedir. Yapının cephelerinde pencere ve girişlerin haricinde antik etkili başlıklara sahip yarım yuvarlak dörder adet paye yer almaktadır. Üst örtü sisteminin köşelerinde bulunan kare prizma formlu ağırlık kuleleri ile sekizgen kubbe kasnağının köşelerindeki külah şeklinde tasarlanmış çokgen formlu ağırlık kuleleri de yine Edirne Selimiye Camii'nin mimari esintilerini taşımaktadır. Avlusu bulunmayan caminin doğu cephesinde, altı mermer sütunun taşıdığı sonradan eklenmiş kubbeli bir şadırvan ile park yer almaktadır.
Zengin İç Mekan ve Kalem İşi Süslemeler
Aziziye Camii'nin kare planlı harimi, sekizgen tabana oturan tek kubbeyle örtülü olup, köşeleri küçük yarım kubbelerle kapatılmıştır. Harime girişler; kuzeydeki son cemaat yerinde bulunan oldukça süslü cümle kapısı ile doğu ve batı cephelerinin ortalarında yer alan daha sade tasarımlı kapılardan sağlanmaktadır. Kuzeydeki ana girişin önünde, dört sütun üzerine oturtulmuş ve ortasında yarım daire formlu bir çıkıntı barındıran mahfil yer almaktadır. Caminin duvarlarında içlerinde yazı bulunan madalyonlar yapılmıştır. Madalyonların etrafı, kubbe eteğindeki pencerelerin kemerleri ve kubbe göbeği Konyalı hattat ve nakkaş Mahbub Efendi'ye ait kalem işi bitkisel motifler ve süslemelerle bezenmiştir.
Mihrap ve Minber Sanatı
Kıble duvarının ortasında konumlanan mihrap, süslemeleriyle kuzey giriş kapısının zenginliğini aratmamaktadır. Yöresel bir malzeme olan gök mermerden imal edilen mihrap; taç, sütunlu çerçeve, alınlık, kavsara, niş ve oturtmalık bölümlerinden meydana gelmektedir. Süsleme kompozisyonunda ampir üslup özellikleri gösteren altın yaldız renginde boya kullanılmıştır. Oyma tekniğindeki süslemeleri, farklı silme işçilikleri ve kalem işi yazı kompozisyonlarıyla neo-barok bir görüntü sunan mihrap; rokoko ve ampir üsluplar ile geleneksel motifleri harmanlayarak dönemin eklektik süslemeci anlayışını gözler önüne sermektedir. Mihrap gibi tamamen mermerden üretilen minberin süpürgelik kısmı sivri kemerli galeri şeklinde tasarlanmış, yan aynalıkları ise kıvrım dal motifleriyle bezenmiştir. Korkulukları geometrik biçimde oluşturulan minberin köşk kısmı dört sütun üzerine baldaken tarzında yapılmıştır. Son cemaat yerinin iki tarafında kesme taştan inşa edilmiş, gövdesi dilimlenmiş tek şerefeli iki adet minare bulunmakta ve minare kaidelerine bitişik mermer çeşmeler yer almaktadır.