Tarihin Akdeniz Kıyısındaki İncisi: Aydıncık (Kelenderis)
Mersin ilinin Akdeniz kıyısında yer alan tarihi ilçesi Aydıncık, bilinen en eski adıyla Kelenderis, binlerce yıllık geçmişiyle adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. Mitolojik anlatılara göre kent, denizcilik ve ticarette ileri gitmiş Fenikelilerden Sandakos tarafından yaklaşık üç bin yıl önce bir liman ve ticaret şehri olarak kurulmuştur. Tarih boyunca Hititler, Asurlular, Sisamlılar, Selefkoslar, Mısırlılar, Romalılar, Bizanslılar, Emeviler, Ermeniler, Karamanoğulları ve Osmanlılar gibi pek çok büyük medeniyete beşiklik eden Kelenderis, en parlak dönemini MÖ 5. ve 4. yüzyıllarda yaşamıştır. Kentin kendi adına bastığı gümüş paralar MÖ 5. yüzyılda tedavüle girmiş ve Büyük İskender'in Anadolu'ya gelişine dek basılmaya devam etmiştir. Bu dönemden günümüze ulaşan gümüş Kelenderis sikkelerinin ön yüzünde şaha kalkmış bir at üstünde yan oturan süvari, arka yüzünde ise başını sağa çevirmiş, diz çökmüş bir keçi tasviri yer almaktadır.
Roma'dan Osmanlı'ya Kültürel Miras ve İdari Dönüşüm
Romalıların bölgede hakimiyet kurmasıyla birlikte Kelenderis Limanı vazgeçilmez bir ticaret noktası haline gelmiş ve kent; görkemli sarayı, su yolları, hamamı ve gelişmiş limanı ile mükemmel bir imar sürecinden geçmiştir. Bizanslılar devrinde de bu gelişimini sürdüren yöre, 11. yüzyılda I. Ruben tarafından kurulan Kilikya Ermeni Krallığı egemenliğine girmiştir. 1228 yılında Karamanoğlu Alaeddin Bey'in komutanı Ertokuş Bey, Kelenderis Kalesi'ni Ermenilerden alarak bölgeye doğudan gelen Türk topluluklarını yerleştirmiştir. Horasan'ın Merv kentinden göç eden ve Gülnar Hatun'a bağlı olan Oğuz boylarının Toroslar'a yerleşmesiyle yöre Gülnar adını almıştır. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı topraklarına katılan yerleşimin adı süreç içerisinde Kalendria, Kelendri, Gelendir, Gilindir ve nihayet Gilindire'ye dönüşmüştür. Cumhuriyet döneminde, 1965 yılında ismi Aydıncık olarak değiştirilen bu tarihi yerleşim, 19 injection Haziran 1987 tarihinde çıkarılan 392 Sayılı Kanun ile ilçe statüsüne kavuşmuştur.
Eşsiz Akdeniz Coğrafyası ve Keşfedilmeyi Bekleyen Koylar
Aydıncık, Toros Dağları'nın denize en yakın kolunun yamacında kurulmuş olup, Mersin merkeze 173 km, Antalya merkeze ise 325 km uzaklıktadır. İlçe merkezine hakim bir tepe olan Taşmasa'dan bakıldığında, kıyıya paralel uzanan dağ silsilesinin Akdeniz'e doğru sokularak Sancak Burnu'nu oluşturduğu izlenmektedir. Sancak Burnu'nun batısında ise denizin karayla buluştuğu Büyükalan, Küçükalan, Gilindire ve Soğuksu koyları yer alır. 38 kilometreye varan girintili çıkıntılı kıyı uzunluğuyla dikkat çeken ilçede, kıyı şeridi boyunca ılık ve yumuşak bir Akdeniz iklimi hüküm sürerken, yukarı yayla kesimlerinde daha sert bir hava görülür. Doğal bitki örtüsü kıyıda defne, keçiboynuzu, yaban mersini, yaban zeytini ve maki türlerinden oluşurken; yüksek platolarda çam, palamut, ardıç, alıç ve servi ağaçları doğayı süslemektedir.

Biyoçeşitlilik Cenneti Adalar ve Yılanlıada Batığı
Aydıncık kıyılarında karaya farklı mesafelerde konumlanmış Yelkenliada, Küçükada, Büyükada ve Yılanlıada olmak üzere dört adet adacık yer almaktadır. Bu adacıklar ve çevreleri, nesli tehlike altındaki türler için kritik öneme sahiptir. Gemidurağı ile Yelkenliada arasındaki kıyı mağaraları, nadir görülen Akdeniz fokları için yaşam alanı sunmaktadır. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki toplam 40 çift olan nadir ada martısının (Larus audouini) 20 çifti Yelkenliada ve Küçükada'da barınmaktadır. Karadan yaklaşık 3 km uzaklıkta bulunan Yılanlıada ise zengin sualtı arkeolojisiyle öne çıkmaktadır. 2002 yılında ODTÜ-SAT BAG ve SAD SAAG araştırmacılarının gerçekleştirdiği dalışlarda adanın çevresinde antik döneme ait çeşitli çapa türleri ile önemli bir batık alanı keşfedilmiştir. Bu keşifler doğrultusunda Yılanlıada, 1. derece arkeolojik sit alan alanı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.

Sosyo-Ekonomik Yaşam ve Tarımsal Faaliyetler
İlçenin ekonomisi temel olarak tarım ve hayvancılık üzerine kuruludur. Tarımsal faaliyetler yoğunluklu olarak kıyı kesimindeki verimli düzlüklerde yürütülmekte olup, kıyı bölgesinde yaşayan halkın %90'ı geçimini tarımdan elde etmektedir. Toros Dağları'nın platolarında yer alan Karadere, Karaseki, Teknecik, Pembecik ve Duruhan gibi köylerde ise geleneksel hayvancılık faaliyetleri ön plana çıkmaktadır. Geçmişte Gilindire merkezinde zanaatla uğraşan Rum nüfusunun mübadeleyle Kıbrıs üzerinden Yunanistan'a göç etmesinin ardından nüfus yapısı değişmiş ve modern Aydıncık, köklü tarihi birikimini koruyarak tarım ve hayvancılıkla kalkınan bir Akdeniz ilçesi olarak günümüze ulaşmıştır.