Ayasuluk Tepesi'nin Tarihsel Önemi
İzmir il merkezinin güney-güneydoğusunda, Selçuk ilçesinde yer alan Ayasuluk Tepesi, bölgenin tarihöncesi dönemlerine ışık tutan son derece önemli bir höyüktür. Yapılan arkeolojik kazılar, Efes antik kentinin ilk yerleşimlerinden biri olan bu bölgede günümüzden 8 bin yıl öncesine, yani Neolitik Çağ'a kadar uzanan yerleşim izleri olduğunu ortaya koymuştur. Ayrıca tepenin, Hitit Dönemi'nde Batı Anadolu'da imparatorluğa bağlı Arzava - Mira Krallıklarının başkenti olan Apasas yerleşimi olduğu da kesinleşmiş gibidir.
Çağlar Boyu Kesintisiz Yerleşim
Höyükte yapılan kazılarda İç Kale'nin güneydoğu köşesinde 6 tabaka saptanmış ve alanın Erken Tunç Çağı'ndan Helenistik Dönem'e kadar kesintisiz bir şekilde iskan gördüğü anlaşılmıştır. Helenistik ve Roma dönemlerinde Efes'te gelişen kent, Bizans Dönemi'nde yeniden Ayasuluk Tepesi'ne taşınmış, 1330 yılında Türkler tarafından alınarak Aydınoğulları Beyliği'ne başkentlik yapmış ve 16. yüzyıldan itibaren yerleşim alanı daralmaya başlamıştır.
Tarihi Yapılar ve Arkeolojik Buluntular
Ayasuluk Tepesi üzerinde Bizans, Aydınoğulları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait pek çok önemli yapı yer almaktadır. Tepede günümüzde görülen Ayasuluk Kalesi, moloz taşlar ve devşirme malzemelerle inşa edilmiş, 15 kuleyle güçlendirilmiş bir Selçuklu - Osmanlı kalesidir. İç Kale içinde ve beş sarnıç bulunmakta olup bunlardan biri, Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 527 – 565 yılları arasında yaptırılan ünlü St. Jean Bazilikası'nın doğu (apsis) bölümüdür. Bazilika, Türk hâkimiyeti döneminde sarnıca dönüştürülmüştür. Ayrıca 1375 yılında Fahreddin İsa Bey tarafından yaptırıldığı ileri sürülen Kale Köşkü, MS 5. ve 6. yüzyıllarda kullanılan Piskoposluk Sarayı ve Belevi ile Selçuk arasındaki Pranga Mevkii doğusundaki su kaynaklarından su taşıyan kemerlerle beslenen Büyük Sarnıç höyüğün diğer dikkat çekici kalıntıları arasındadır.
Kazı ve Araştırma Çalışmaları
Ayasuluk Tepesi'ndeki ilk araştırmalar O. Benndorf tarafından yapılmış ve kendisi Efes'in lokalizasyonu için bu tepeyi önermiştir. Kaledeki kazı çalışmaları ise 1960 yılında Efes Müzesi tarafından yapılmıştır. Günümüzde kazı ve onarım çalışmaları, Bakanlar Kurulu kararıyla çeşitli üniversitelerin bilim heyetleri liderliğinde sürdürülmektedir. Kazılardan elde edilen Troya I evresine tarihlenen üç ayaklı depolama kapları, çivi bezemeli parçalar ve silindirik kapaklar, bölgenin Batı Anadolu arkeolojisindeki kilit konumunu tescillemektedir.