Ankara'nın Tarihi Simgesi: Augustus Tapınağı
Ankara'nın Altındağ ilçesinde, Hacı Bayram Camii'nin hemen bitişiğinde yer alan Augustus Tapınağı, tahminen MÖ 25-20 yılları arasında inşa edilmiş son derece önemli bir Roma dönemi yapısıdır. Tapınağın, daha önceki yıllarda Frig tanrıları Kibele ve Men'e adanmış olan fakat zaman içerisinde ağır hasarlar görerek yıkılan bir kutsal mekanın üzerine inşa edildiği düşünülmektedir. Bu görkemli yapı, son Galat hükümdarı Amintas'ın kızı Pilamenes tarafından, Roma İmparatoru Augustus adına bir bağlılık nişanesi olarak yaptırılmıştır.
Mimari Yapısı ve Tarih İçindeki Dönüşümü
Arkeolojik araştırmalar ve geçmişte kenti ziyaret eden seyyahların bıraktığı gravürlerden yola çıkılarak tapınağın yıkılmadan önce etrafı sütunlarla çevrili, dikdörtgen planlı bir yapı olduğu anlaşılmıştır. Sütunların birbirine paralel olarak uzun duvarlarda on beşerli, kısa duvarlarda ise altışarlı gruplar halinde yan yana sıralandığı; binanın ön kapısında dört, arka cephesinde ise iki adet sütun yeri olduğu tespit edilmiştir. 5. yüzyıl dolaylarında, Bizans İmparatorluğu döneminde cephelerine pencereler açılan tapınak kilise haline getirilmiştir. Günümüzde ise yapının yalnızca iki yan duvarı ile kenarları işlemeli olan kapı kısmı ayakta durmaktadır.
Yazıtlar Kraliçesi: Monumentum Ancyranum
Tapınağı evrensel bir kültür mirası kılan en önemli öge, duvarlarında yer alan ve "Monumentum Ancyranum" (Ankara Anıtı) olarak adlandırılan yazıttır. İmparator Augustus'un hayattayken yaptığı işleri anlatan "Res Gestae Divi Augusti" metninin Roma'daki orijinali kaybolduğu için, buradaki yazıt günümüze ulaşmış tek tam kopyadır. Kırmızı boyayla ve iki farklı dilde kaydedilen metinlerden Latince olanı yapının ön odasına (pronaos) bakan ante duvarlarında yer alırken, Grekçe olanı ise kutsal bölümün (cella) güneydoğu dış duvarına işlenmiştir. Ünlü tarihçi Theodor Mommsen bu eşsiz yazıtın önemini belirtmek amacıyla onu "Yazıtlar Kraliçesi" olarak tanımlamıştır.
Seyyahların Keşifleri ve Tarihi Notlar
Kanuni Sultan Süleyman döneminde Ankara'yı ziyaret eden ilk yabancı seyyahlardan Flaman diplomat Ogier Ghiselin de Busbecq, tapınak duvarlarındaki vasiyet metnini ilk keşfeden kişi olmuştur. Yazıtlar beraberindeki Janos Belsius tarafından kayıt altına alınmış, tapınağın ilk çizimi ise Alman tüccar Hans Dernschwam tarafından yapılmıştır. İlerleyen dönemlerde Fransa Kralı XIV. Louis'nin eski eserler uzmanı Paul Lucas ile botanikçi Pitton de Tournefort yapıyı incelemiş; Charles Texier ise eserlerinde tapınağa ait detaylı çizim ve gravürlere yer vermiştir. Texier, bu yapının Roma'daki benzerlerinden çok daha gösterişli olduğunu belirtmiştir.
Hasar Tespit ve Koruma Çalışmaları
Yüzyıllar boyunca depremlere ve hava kirliliği gibi çevresel etkenlere maruz kalan tapınağın duvarları büyük oranda yıkılmış, içindeki yazıtlar da zarar görmüştür. Dünya Anıtlar Fonu, yapının yok olmasını engellemek amacıyla 2002 ve 2004 yıllarında tapınağı tehlike altındaki anıtlar listesine dahil etmiştir. Bunun üzerine Amerikalı hayırsever Robert W. Wilson'ın bağış desteğiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ODTÜ ortaklığında kapsamlı bir hasar tespit çalışması gerçekleştirilmiştir. 2007 yılında Kress Derneği'nin desteğiyle düzenlenen uzmanlar toplantısının ardından, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde özel bir birim oluşturulmuş ve 2008 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde alanın imar planı çıkarılmıştır.