Ardahan'ın Köklü Tarihi ve Coğrafi Önemi
Türkiye'nin kuzeydoğu sınırında yer alan Ardahan, Kura Nehri'nin iki yakasına kurulmuş tarihi ve kültürel derinliğiyle öne çıkan bir sınır kentidir. Şehir, köklü tarihi boyunca farklı medeniyetlerin izlerini taşımış ve günümüzde Ardahan Üniversitesi gibi eğitim kurumlarına ev sahipliği yapan önemli bir idari merkez haline gelmiştir. Ortadan kalkmış bir köy olan Kutarmeliki'nin yerleşim alanı da günümüzde Ardahan kentinin sınırları içinde kalmaktadır.
Etimolojik Kökeni ve Adının Tarihçesi
Ardahan adının kökeni, tarihi belgelere göre Artani veya Artaani kelimelerinden değişime uğramıştır. Ahameniş döneminde, Gürcistan bölgesinde de yayılan Zerdüştilik inancıyla ilişkili olarak ortaya çıkan bu ismin kökündeki "Arta", eski Farsçada Zerdüştilikte "Aša" olarak da bilinen tanrının adıdır. Bu kutsal isim sadece Ardahan'a değil; Artavani, Artahi, Artanuci ve Artaşeni gibi çevre yerleşim yerlerine de adını vermiştir. Gürcüce kaynaklarda bölge genellikle Artaani, Artahani veya Artani olarak anılmış, Gürcücedeki "tı" (ტ) fonemi Osmanlı idaresinde "dal" (د) sesine dönüşerek Ardahan adını almıştır. 1595 tarihli Defter-i Mufassal-i Vilayet-i Gürcistan, Defter-i Caba-i Eyalet-i Çıldır ve 1928 tarihli "Son Teşkilat-i Mülkiyede Köylerimizin Adları" adlı Osmanlıca kayıtlarda da şehir resmen Ardahan (آردهان) olarak kaydedilmiştir.
Kuruluş Efsaneleri ve Orta Çağ Dönemi
Kentin kuruluşu, Gürcü tarihçi Leonti Mroveli’nin Kartlis Tshovreba adlı Gürcü tarihinde aktardığı köklü bir rivayete dayanır. Bu anlatıya göre Mtshetos’un oğlu Cavahos, Tsunda ve Ardahan kentlerini kurmuştur. Kuruluş döneminde "Kacta Kalaki" (Şeytan Şehri) olarak anılan yerleşim yeri, daha sonra Huri adını almış ve nihayetinde Artaani olarak adlandırılmıştır. Osmanlıların bölgeyi fethettiği 16. yüzyıl döneminde idari merkezin adı doğrudan Ardahan olmayıp, "Ardahan-i Büzürg" (Büyük Ardahan) sancağının en önemli kale-kenti olan Parakan veya Rabat-i Kala-i Parakan idi. Parakan ismi, ünlü Gürcü tarihi Kartlis Tshovreba'nın yanı sıra Osmanlı seyyahı Evliya Çelebi ve Katip Çelebi'nin eserlerinde de geçmektedir.
Osmanlı ve Rus İmparatorluğu Dönemleri
Uzun süre Osmanlı yönetimi altında kalan Ardahan, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda Rusya İmparatorluğu'nun denetimine girmiştir. Bu dönemde sancak merkezi olan kasabada önemli nüfus hareketleri yaşanmış; 1878'de 1.626 olan nüfus, Osmanlı topraklarına gerçekleşen yoğun göçler neticesinde 1881 yılında 663 kişiye kadar düşmüştür. Rus resmi verilerine göre bu süreçte sancak genelinden 1.407 hane veya 22.843 kişi Osmanlı ülkesine göç etmiştir. Nüfusu azalan kasabada Müslümanların yanı sıra Ermeniler, Rumlar, az sayıda Yahudi ve Malakanlar yaşamaktaydı. I. Dünya Savaşı yıllarında kasabada tuğla ve deri imalathaneleri, değirmenler ve bir meslek okulu faaliyet göstermekteydi.
Milli Mücadele Dönemi ve Anavatana Katılışı
I. Dünya Savaşı'nın sonlarında Rus ordusunun çekilmesiyle 1918-1921 yılları arasında bağımsız Gürcistan sınırlarında kalan Ardahan, 1921 yılında Kızıl Ordu'nun Gürcistan'ı işgali sırasında Batum ve Artvin ile birlikte fiilen Türkiye'ye katılmıştır. Mustafa Kemal Paşa, 1927 tarihli Nutuk eserinde bu tarihi süreci detaylandırarak, 23 Şubat 1921'de verilen kesin ültimatom üzerine Ardahan, Artvin ve Batum'un işgal edildiğini ve halkın büyük coşkuyla karşıladığı bu katılımın 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması ile teyit edildiğini belirtir. Cumhuriyet döneminde uzun süre Kars vilayetine bağlı bir kaza olarak kalan Ardahan, 1992 yılında il statüsü kazanmıştır.
Tarihsel Yapılar ve Kültürel Miras
Bugünkü kent sınırları içerisinde geçmiş medeniyetlerden günümüze ulaşan değerli yapılar yer almaktadır. Bunların başında şehrin güneydoğu ucunda, Göle yolunun sağ kıyısında konumlanan Mindaşeni Kilisesi kalıntıları gelmektedir. Bu tarihi kilise, Ardahan'ın eski yerleşim yerlerinden biri olan Mindaşeni köyünde bulunmaktadır. Ayrıca şehrin savunma mimarisinin en önemli simgesi olan tarihi Ardahan Kalesi de kentin en önemli kültürel mirasları arasında yer almaktadır.