Ankara Etnografya Müzesi'nin Tarihi ve Önemi
Ankara'nın Altındağ ilçesinde, Kurtuluş Savaşı sırasında cuma namazlarının kılındığı ve eski adı Namazgâh Tepesi olan tarihi bir alanda kurulan Ankara Etnografya Müzesi, Türkiye'nin en köklü kültürel miras merkezlerinden biridir. Önceleri Arkeoloji Müzesi ve ardından Resim Heykel Müzesi olarak kullanılması planlanan yapı, resmi açılış töreninin gerçekleştirildiği 18 Temmuz 1930 tarihinden itibaren günümüzdeki etnografya müzesi işleviyle hizmet vermeye başlamıştır. Müze, Türk kültürünün ve sanatının Selçuklu döneminden bugüne kadar uzanan seçkin örneklerini tek bir çatı altında koruyup sergilemektedir.
Cumhuriyet Döneminin Eşsiz Mimarisi
Cumhuriyet döneminin en önemli mimarlarından biri kabul edilen Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından tasarlanan binanın müteahhitliğini Nafiz Bey üstlenmiştir. Dikdörtgen planlı ve tek kubbeli bir mimariye sahip olan bu anıtsal yapının dış duvarları küfeki taşı ile kaplanmış, alınlık kısmında ise mermer üzerine oyma süslemeler tercih edilmiştir. Ziyaretçilerini 28 basamaklı görkemli bir merdivenle karşılayan müzenin girişinden kubbe altı holüne ve oradan da sütunlu iç avluya geçilir. Ulu Önder Atatürk'e geçici kabir olarak ayrılmasıyla birlikte ortasındaki mermer havuzu bahçeye taşınan ve üstü kapatılan iç avlunun etrafında simetrik salonlar konumlanmaktadır. Ayrıca müzenin hemen önünde, 1927 yılında İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica tarafından yapılan at üzerindeki bronz Atatürk heykeli yükselmektedir.
Zengin Etnografik Eserler ve Geleneksel Türk Sanatı
Müzenin salonlarında sergilenen koleksiyonlar, Anadolu insanının yüzyıllar boyunca ilmek ilmek işlediği yaşam kültürünü gözler önüne serer. Anadolu'nun çeşitli yörelerinden derlenen halk giysileri, gelin kıyafetleri, damat tıraş takımları, Sivas yöresine ait el örgüsü kadın ve erkek çorapları ile oyalar, çevreler ve uçkurlar Türk el sanatlarının eşsiz örneklerindendir. Uşak, Gördes, Bergama, Kula, Milas, Ladik, Karaman, Niğde ve Kırşehir gibi ünlü merkezlerin halı ve kilim koleksiyonları da müzenin zenginlikleri arasındadır. Maden sanatı bölümünde ise 15. yüzyıldan kalan Memlük kazanları, Osmanlı şerbet kazanları, tepsiler, sahanlar ve mum makasları gibi nadide eserler sergilenmektedir.
Tarihe Işık Tutan Ahşap Sanatı ve Silah Koleksiyonu
Müzede Osmanlı dönemine ait yaylar, oklar, çakmaklı tabancalar, kılıçlar, yatağanlar ve üzerinde Sultan II. Mahmud'un tuğrası yer alan atlas kumaş işli Osmanlı Devleti arması sergilenen önemli tarihi vesikalardandır. Türk ahşap işçiliğinin şaheserleri arasında yer alan 13. yüzyıla ait Selçuklu Sultanı III. Keyhüsrev'in tahtı, 14. yüzyıldan kalma Ahi Şerafettin Sandukası, Nevşehir Ürgüp Damsa Köyü Taşhur Paşa Camii'nin 12. yüzyıl mihrabı ve Siirt Ulu Camii'nin 12. yüzyıl minberi ile 15. yüzyıla ait Merzifon Çelebi Sultan Medresesi kapısı müzenin en değerli başyapıtlarındandır. Ziyaretçiler, VII. Dönem TBMM üyesi Besim Atalay'ın armağan ettiği geniş koleksiyonu inceleyebilir ve müze bünyesindeki Anadolu etnografyası, folkloru ve sanat tarihine odaklanan ihtisas kütüphanesinden yararlanabilirler.