Gizemli ve İhtişamlı Ani Ören Yeri
Ani (Ermenice: Անի, Latince: Abnicum), Kars şehrinin güneydoğusunda ve Arpaçay boyunda bulunan tarihi bir ören yeridir. Tarihi Erken Demir Çağı'na (MÖ 1200-1000 arasına) kadar uzanan bu kadim yerleşim, Urartular döneminde Akhuriani olarak bilinmekteydi. Tarih boyunca Nairilerin ve Urartuların topraklarının bir parçası olmuş, ardından M.Ö. 400'lü yıllarda Orontes Hanedanı döneminde ilk kez Ermeni hakimiyetine girmiştir. Ani ismi en erken 6. yüzyılda Gamsaragan sülalesinden Ermeni beylerine ait müstahkem bir yer olarak geçer. Ermeni Gamsaragan ailesi ile Ermeni Bagrationi (Bagrat) ailesi arasındaki uzun mücadele ikincilerin zaferi ile sonuçlanmış ve 780 yılında Gamsaraganlar mülklerini Bagratlılara satarak Bizans ülkesine göçmüşlerdir. Bagratlı I. Aşot 885 yılında Abbasi Halifesi ve Bizans İmparatoru tarafından "Ermenistan Kralı/Şehinşah-ı Armen" olarak tanınmış, ardından 961 yılında III. Aşot başkentini Ani'ye taşıyarak büyük bir kentin inşasını başlatmıştır. 2012'de UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edilen Ani, 2016'da ise resmen Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir.
Tarih Sahnesinde Ani: Savaşlar, Depremler ve Dönüşümler
Kent en parlak devrini II. Smpat (977-989) ve Gagik (989-1020) dönemlerinde yaşamış ve bu devirde kent nüfusunun 100.000'i aştığı rivayet edilmiştir. 1045'te Bizanslıların Ani'yi zaptedip Bagratlı devletine son vermesiyle savunmasız kalan bölge, 1064'te Selçuklu Sultanı Alparslan'a teslim olmuştur. Selçuklu fethinden kısa bir süre sonra kent ve çevresi Kürt kökenli Şeddadi beyliğinin başkenti olmuştur. Ani'deki en önemli İslam eseri olan Ebu'l Menuçehr Camii, 1072 yılında Şeddadi emiri Menuçehr tarafından yaptırılmıştır. 1190 yılı dolayında Gürcü beyi Zakare Mkhrgrdzeli Ani hisarını üs alarak bölgede egemenlik kurmuş ve kentteki Hristiyan eserlerinin birçoğu bu devirde yapılmış veya onarılmıştır. Daha sonra Celâyir ve Karakoyunlu devletlerinin egemenliklerine giren Ani, 1319'daki depremde ağır hasar görmüş, ardından Timur tarafından tahrip edilmiştir. 1535 Osmanlı-İran savaşında tamamen terk edilinceye kadar kentte bir nüfus barınmaya devam etmiştir.
"1001 Kilise Şehri" ve Ayakta Kalan Eşsiz Mimari Miras
1001 kilise şehri veya 40 kapılı şehir olarak da adlandırılan Ani'nin, ilk keşfi 1880'lere uzanan, 823 yapı ve mağara barındıran gizemli bir yeraltı şehri de bulunmaktadır. İki yanı derin Arpaçay Kanyonu ile çevrili olan kentin düzlük tarafındaki üçüncü cephesi 10. yüzyıla ait güçlü surlarla korunmuş olup Aslanlı Kapı kentin ana girişini oluşturmaktadır. Ani Katedrali adı verilen Meryemana Kilisesi, 989 yılında İstanbul'daki Ayasofya'nın kubbesini onaran mimar Trdat tarafından inşa edilmiştir. Kesin inşa tarihi bilinmeyen Surp Stephanos Kilisesi, 1215 yılında onarılan ve zengin fresklerle bezenen Tigran Honents Kilisesi, Selçuklu mimarisinde sık sık kullanılan özellikler sergileyen 1020 tarihli Abughamrents Kilisesi, 1035 tarihli dairesel kümbet yapısındaki Aziz Prkich Kilisesi ve Türk fethinden sonra Türkiye topraklarında inşa edilen en eski cami olan Menûçihr Camii antik kentteki en önemli mimari şaheserler arasındadır.
Arkeolojik Kazılar ve Günümüzdeki Koruma Çalışmaları
1878-1918 döneminde Çarlık Rusyası yönetiminde kalan Ani'de ilk kazılar 1892 yılında Rus Dil Bilimler Akademisi'nde görevli Nicholas Marr tarafından yapılmış ve bir müze kurulmuştur. Daha sonra sırasıyla Prof. Dr. Kılıç Kökten, Kemal Balkan ve Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. Beyhan Karamağaralı Ani kazı ve restorasyonlarını yönetmişlerdir. 2006 yılından itibaren çalışmalar, Kars Müzesi Müdürlüğü başkanlığında ve Prof. Dr. Yaşar Çoruhlu'nun bilimsel danışmanlığında sürdürülmüştür. 2019 yılından itibaren ise kazı ve koruma çalışmaları, Doç. Dr. Muhammet Arslan'ın kazı başkanlığında Kafkas Üniversitesi ekibince 12 aylık kazı statüsünde yürütülmektedir. Kent genelinde Zerdüşt Tapınağı, Selçuklu Sarayı girişi, Ani Kalesi ve Kızlar Manastırı gibi paha biçilmez tarihi yapılar tarihin izlerini günümüze taşımaktadır.