Yunt Dağları'nın Zirvesinde Bir Antik Miras: Aigai
Manisa ilinin Yunusemre ilçesindeki Köseler Köyü'nün yaklaşık 2 kilometre güneyinde yer alan Aigai Antik Kenti, Yunt Dağları'nın tepelerinden biri olan Gün Dağı'nın zirvesinde kurulmuştur. Halk arasında Nemrut Kalesi veya Nemrut Kale adıyla da bilinen bu tarihi yerleşim, deniz seviyesinden 365 metre yükseklikte konumlanmış olup tüm Aiolis bölgesinin günümüze ulaşmış en sağlam kentidir. Çevresi, yüksekliği 1500 metreyi bulan güçlü surlarla çevrili olan antik kent, Ege Bölgesi'nin iç ve dağlık kısımlarında yer alarak tarım ve hayvancılıkla gelişen benzersiz bir dağ yerleşimi kimliği taşımaktadır.
Antik Çağ'dan Bizans Dönemi'ne Aigai'nin Tarihi Yolculuğu
Antik yazarların aktardığı geleneksel kronolojiye göre MÖ 1100 yıllarından sonra Yunanistan'dan göç ederek kuzeybatı Anadolu kıyılarına yerleşen Aioller tarafından kurulan 12 kent arasında gösterilen Aigai'de gerçekleştirilen arkeolojik kazılar, kentin kuruluşunun MÖ 8. yüzyılın sonlarından daha eskiye gitmediğini ortaya koymaktadır. Tarihçi Herodotos'un MÖ 5. yüzyılda Aiollerin kurduğu 12 kent arasında saydığı yerleşim, adını antik Yunancada keçi anlamına gelen 'αίγα' kelimesinden almıştır. Pers egemenliğine karşı direnerek bağımsızlığını koruyan ve MÖ 3. yüzyılın başlarında Pergamon Krallığı'nın kurucusu Filetairos'un destekleriyle yeniden inşa edilerek görkemli bir Helen kenti kimliği kazanan Aigai, MS 17 yılındaki yıkıcı depremden İmparator Tiberius'un cömert yardımlarıyla kurtulmuştur. MS 7. yüzyıldaki Arap akınlarıyla terk edildiği tahmin edilen kentte son yerleşim 14. yüzyılın sonlarında Saruhanoğulları'nın bölgeye gelişiyle son bulmuştur.
Aigai'de Arkeolojik Keşifler ve Görkemli Mimari Yapılar
Aigai Antik Kenti'ne ayak basan ilk Batılı araştırmacılar 1880 yılında İskoç arkeolog William Mitchell Ramsay ile Fransız arkeolog Salomon Reinach olmuştur. Günümüzde ise sistematik kazılar 2004 yılından bu yana Prof. Dr. Ersin Doğer ve arkeolog Yusuf Sezgin öncülüğünde sürdürülmektedir. Kentin en çok ilgi çeken yapısı, Helenistik Dönem duvar işçiliğinin üstün örneklerinden birini sunan üç katlı görkemli Agora ve Halk Meclisi Binası'dır (Bouleuterion). Kentin zorlu coğrafyasında su ihtiyacını karşılamak üzere inşa edilen, tüm cadde ve sokakların altına gizlenmiş ve yağmur sularını yüzlerce sarnıca yönlendiren gelişmiş antik kanalizasyon sistemi mühendislik başarısını gözler önüne sermektedir. Teras duvarları üzerine inşa edilen Tiyatro, Gymnasium, Stadyum ve Hamam gibi yapılar ise kentin sosyal yaşamının canlılığına tanıklık etmektedir.
Tanrıçalara Adanmış Kutsal Alan: Demeter-Kore Tapınağı
Kentin kuzeybatısında, tiyatro ile aynı teras üzerinde konumlanan kutsal alan, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen yazıtlardan edinilen bilgilere göre tarımın koruyucusu Tanrıça Demeter ve kızı Kore'ye adanmıştır. Dor düzeninde inşa edilmiş olan ve MÖ 3. yüzyıla tarihlenen bu özel tapınak, Aigai'deki diğer pek çok anıtsal yapı gibi yöreye özgü trakit taşından yapılmıştır. Cephesi güney yönündeki tiyatro ve agoraya bakan tapınak, iki basamaklı merdivenden oluşan sağlam altyapısı üzerinde 9.70x6.70 metre boyutlarındaki bir alana oturmakta ve kareye yakın planıyla kentin inanç dünyasının en önemli izlerini günümüze taşımaktadır.