Türk sinemasının sıra dışı yönetmenlerinden Tunç Okan, ya da doğum adıyla Mehmet Celal Kulen, 18 Ağustos 1942 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açmış ve eğitim hayatının ardından farklı disiplinleri bir araya getiren bir kariyere yönelmiştir.
Hayatının dönüm noktasını askeri görevini yaptığı sırada yaşayan sanatçı, diş hekimliği eğitiminin ardından yeşil perdeye adımını attı.
Yassıada'da teğmen rütbesiyle vatani görevini sürdürürken katıldığı Ses dergisi yarışmasında birincilik elde ederek adını tüm Türkiye'ye duyurdu.
Bu başarının ardından sahne adı olarak Tunç Okan ismini benimsedi ve Türk sinemasında kendine özgü bir kariyer inşa etti.
Diş Hekimliğinden Yeşilçam Başrollerine
Eğitim hayatını Haydarpaşa Lisesi'nde tamamlayan Mehmet Celal Kulen, yükseköğrenimini ise İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde bitirdi. Genç hekimin hayatı, askerlik döneminde katıldığı popüler yarışmayla tamamen farklı bir yöne savruldu. Sinema dünyasına adım attığında henüz hiçbir oyunculuk deneyimi ve eğitimi bulunmuyordu. Buna rağmen, 1965 yılında yönetmenliğini Ülkü Erakalın'ın üstlendiği Veda Busesi filminde başrolü üstlendi. Bu ilk sinema deneyiminde Türk sinemasının efsane ismi Türkan Şoray ile kamera karşısına geçti. İlk filmin getirdiği yankıların ardından, yeni projeler gecikmedi.
Sanatçı, 1966 yılında Hülya Koçyiğit ile birlikte önemli bir yapımda rol aldı. Yönetmen koltuğunda Memduh Ün'ün oturduğu Vahşi Sevda filminde sergilediği başrol performansıyla adından söz ettirmeyi başardı. Ancak bu parlak başlangıca rağmen Türkiye'deki oyunculuk kariyerine devam etmeme kararı aldı. Ülkeyi geride bırakarak Almanya'ya göç etti. Bu gidiş, sinema yolculuğunda yepyeni bir sayfa açtı. Yeni bir ülkede, yeni bir hayat kurdu.
Kameranın Arkasına Geçiş ve Ödüllü Otobüs Filmi
Almanya yılları, Tunç Okan'ın sinemaya bakışını olgunlaştırdı ve onu yönetmenlik koltuğuna hazırladı. Takvimler 1974 yılını gösterdiğinde, ilk yönetmenlik denemesi olan Otobüs filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıktı. Bu yapım, Türk sinema tarihi için çok önemli bir kilometre taşı haline gelecekti. Başrollerini Björn Gedda ve Türk sinemasının unutulmaz karakter oyuncusu Tuncel Kurtiz ile paylaşan Okan, aynı zamanda filmde kendisi de rol aldı. Ancak bu başarılı yapıtın Türkiye'deki kaderi oldukça sancılı oldu. Film, ülkesinde uzun yıllar boyunca sansüre uğrayarak yasaklı kaldı.
Yurt içinde engellemelerle karşılaşan bu sarsıcı eser, yurt dışında ise büyük bir ilgiyle karşılanarak çok sayıda uluslararası sinema festivalinde önemli ödüllere layık görüldü. Türk izleyicisi, bu efsane filmi ancak yıllar sonra özel televizyon kanallarının ülkede yayına başlamasıyla izleme fırsatı bulabildi. Otobüs'ün yarattığı büyük etkinin ardından yönetmen, yeni projesi için uzun bir süre beklemeyi tercih etti. İlk filminden tam on yıl sonra, 1984 yılında ikinci uzun metrajlı çalışması olan Cumartesi Cumartesi filmini çekti.
Ustalık Dönemi Eserleri ve Fransa Günleri
Yönetmenin sinema serüveni, 1992 yılında çektiği Fikrimin İnce Gülü - Sarı Mercedes isimli üçüncü yapımıyla devam etti. Bu başarılı filmin ardından sinemaya uzun bir süre ara veren usta isim, sessizliğini ancak 2013 yılında bozdu. Son filmi olan Umut Üzümleri ile yönetmenlik kariyerini noktaladı. Türk sinema tarihinde nicelikten ziyade özgün niteliğe odaklanan seçkin bir yönetmen profili çizmeyi başarmıştır.
Yönetmenin Türk sinema tarihindeki yerini belirleyen başlıca yapıtları kronolojik olarak şu şekildedir:
- Otobüs (1974)
- Cumartesi Cumartesi (1984)
- Fikrimin İnce Gülü - Sarı Mercedes (1992)
- Umut Üzümleri (2013)
Mehmet Celal Kulen, sinema dünyasında bilinen adıyla Tunç Okan, günümüzde yaşamını Fransa'nın Nice kentinde sakin bir şekilde sürdürmektedir. Hem hekimlik hem de oyunculuk ve yönetmenlik gibi farklı disiplinleri hayatına sığdıran usta isim, geride bıraktığı özgün eserlerle anılmaya devam etmektedir.