Türk çoksesli müziğinin unutulmaz mimarlarından piyanist ve besteci Timur Selçuk, 2 Temmuz 1946 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini açtı. Tiyatro sanatçısı Şehime Erton ile efsanevi sanatçı Münir Nurettin Selçuk'un oğlu olan sanatçı, babasının izinden giderek müzik dünyasına adım attı. Genç yaşta başladığı konservatuar eğitimini Paris'te taçlandırarak çağdaş Türk müziğine yön veren benzersiz bir ekolün kurucusu oldu. Ülkeye dönüşünde usta şairlerin dizelerini notalarla buluşturarak geniş kitlelerin kalbine dokunmayı başardı. Sayısız tiyatro oyunu ve sinema filmi için hazırladığı bestelerle Türk sanat tarihine silinmez bir damga vurdu. Bu değerli müzik insanı, 6 Kasım 2020'de İstanbul'da yetmiş dört yaşında vefat edene dek üretkenliğini sürdürdü.
Paris Yılları ve Zorlu Sağlık Mücadelesi
Galatasaray Lisesi'nde okurken aynı zamanda İstanbul Belediye Konservatuarı piyano bölümünde eğitim alan Selçuk, temelini burada attı. Lise eğitimini tamamlamasının ardından bestecilik ve orkestra şefliği alanında uzmanlaşmak amacıyla Paris'in yolunu tuttu. Fransa'da bulunduğu 1964-1969 yılları arasında Ecole Normale de Musique bünyesinde kompozisyon, şeflik ve piyano eğitimini başarıyla tamamladı. Ancak bu gurbet yılları, parlak bir kariyerin yanı sıra usta müzisyene ciddi mide rahatsızlıkları da getirdi. Peş peşe geçirdiği ağır mide kanamaları nedeniyle sağlığı tehlikeye giren Selçuk'un midesinin beşte biri ameliyatla alındı. Bu operasyon da şifa vermeyince, 1969 yılının Nisan ayında Hotel Dieu Hastanesi'nde tedavi altına alındı. Fransa'daki tedavi sürecinde doktorların yeterli iyileşme sağlayamaması üzerine 28 Mayıs 1969 Çarşamba günü son derece ağır geçen bir ameliyata alınan usta piyanistin midesinin üçte ikilik kısmı daha operasyonla vücudundan çıkarıldı. Zorlu gurbet günleri nihayet geride kalmıştı. Artık Türkiye'ye dönüş vakti gelmişti. Usta besteci ülkesine döndüğünde cebinde yepyeni besteler ve büyük hayaller taşıyordu.
Edebiyatla Müziğin Eşsiz Buluşması
1969 yılında Türkiye'ye dönen Selçuk, Türk edebiyatının dev şairlerinin eserlerini çoksesli müzikle harmanlamaya başladı. Cahit Sıtkı Tarancı, Ümit Yaşar Oğuzcan ve Orhan Veli Kanık'ın şiirlerinden esinlenerek unutulmaz bestelere imza attı. Paris yıllarında temellerini atmaya başladığı ve Türkiye'ye ayak bastıktan sonra tamamladığı 'Ayrılanlar İçin', 'Sen Nerdesin', 'Beyaz Güvercin' ve 'İspanyol Meyhanesi' gibi unutulmaz eserler müzik dünyasında adeta bir devrim yaratarak dilden dile dolaştı. Sanatçı, Nazım Hikmet ve Attila İlhan'ın şiirlerini de piyanoyla harmanlayarak dinleyicileri büyüleyen büyük konser serileri düzenledi. 1974 yılından sonra çalışmalarını oda müziğine kaydıran usta isim, bu alanda üretkenliğini zirveye taşıdı. Müzik dünyasına yeni yetenekler kazandırmak amacıyla 1976 ve 1977 yıllarında İstanbul Oda Orkestrası'nı kurdu. Hemen ardından 1978'de genç müzisyenleri yetiştireceği Çağdaş Müzik Merkezi adlı okulun kapılarını sanatseverlere açtı. O, sadece bir sanatçı değildi. Öğrencilerine sadece notaları değil, müziğin felsefesini de aşıladı. Duygularını her zaman notalara döktü. Babası Münir Nurettin Selçuk'un klasik çizgisiyle Jacques Brel ve Ruhi Su gibi devlerin toplumsal duruşunu harmanlayan sanatçı, geleneksel Türk ögelerini modern batı formlarıyla buluşturarak son derece özgün bir popüler müzik türü geliştirdi. Bu kulvar, Türk pop müziğinde daha önce hiç görülmemiş bir zenginliğin habercisiydi.
Sahne, Beyaz Perde ve Toplumsal Sanat
Ankara Sanat Tiyatrosu bünyesinde tam on yıl boyunca müzik direktörlüğü yaparak tiyatro dünyasına büyük katkılar sağladı. Bilgesu Erenus'un kaleme aldığı 'Nereye Payidar' oyununun yanı sıra Uğur Mumcu'nun 'Sakıncalı Piyade' yapıtının müziklerini üstlendi. Toplumsal gerçekçi bakış açısını sanatına yansıtarak '804 İşçi', 'Ferhat ile Şirin', 'Şeyh Bedrettin Destanı', 'Tak-Tik', 'Küçük Adam Ne Oldu Sana', 'Rumuz Goncagül' ve 'Galilei Galileo' gibi unutulmaz tiyatro eserleri için benzersiz sahne müzikleri besteledi. Tiyatro sahnelerindeki bu başarısını sinema sektörüne de taşıyarak dönemin en önemli yapıtlarına unutulmaz fon müzikleri hazırladı. 'Sarıpınar 1914', 'Üç İstanbul', 'Cahide' ve 'Hakkari'de Bir Mevsim' gibi sinema filmlerinin hafızalara kazınan müziklerini o besteledi. Uzun ve başarılı kariyeri, 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından verilen 'Devlet Sanatçısı' unvanı ile resmen onurlandırıldı. Özel hayatında da sanatsal birliktelikler kuran usta müzisyen, 1971 yılında tango eğitmeni Ayşegül Betil ile evlendi. Daha sonra yollarını ayıran çiftin bu evlilikten Hazal ve Mercan adlarında iki kızı dünyaya geldi. Büyük ustayı İstanbul'da kaybettik. Melodileri ise sonsuza dek yaşayacak. Eserleri hâlâ kulaklarımızda yankılanıyor.
Öne çıkan Yapıtları ve Albümleri
Sanatçının zengin diskografisi ve eserlerinden bazıları şunlardır:
- Albümleri: İspanyol Meyhanesi (1974), Dünden Bugüne (1982), Babamın Şarkıları (2004)
- 45'lik Plakları: Ayrılanlar İçin (1964), Karantinalı Despina (1974), Pireli Şarkı (1975)
- Tiyatro ve Film Müzikleri: Hakkari'de Bir Mevsim, Sarı Naciye, Sakıncalı Piyade
- Oda Müzikleri ve Senfonik Eserler: Mevlana Balesi, Tarih Merdiveni, Voyage Trio
