Türkiye'de zorunlu askerliğe karşı durarak vicdani reddini ilan eden ilk isim olan Tayfun Gönül, kaleme aldığı yazıları ve tıp doktoru kimliğiyle de bilinen, kendi ifadesiyle anarşist bir aydındır. 1958 yılında İzmit'te hayata gözlerini açan Gönül, takvimler Aralık 1989'u gösterdiğinde İstanbul'da gerçekleştirdiği tarihi beyanla ülkedeki antimilitarist hareketin öncüsü haline geldi. Bireysel özgürlükleri ve inançları doğrultusunda silah altına alınmayı reddeden bu sıra dışı entelektüel, askerlik uygulamasının vicdan hürriyetini çiğnediğini savunarak hukuk mücadelesi başlattı.
İlk Yılları, Eğitim Hayatı ve Düşünsel Arayışı
Çocukluk çağlarını İzmit ile İstanbul arasında mekik dokuyarak geçiren Gönül, parlak bir eğitim hayatı sürdürdü. Ortaokul öğrenimini Kadıköy Anadolu Lisesi'nde tamamlamasının ardından, lise yıllarını Ankara Fen Lisesi sıralarında okuyarak geride bıraktı. Tam da bu lise sıralarında sol ideolojiyle tanışarak toplumsal mücadeleye katıldı ve Halkın Sesi (Aydınlık) çevresinde fikirlerini yazıya dökmeye başladı. Fakat zaman içerisinde sosyalist kuramlara daha eleştirel bir pencereden bakmaya başladı ve kendi düşünsel yolculuğunu anarşizme doğru yönlendirdi.
Akademik başarısını yükseköğreniminde de sürdüren Tayfun Gönül, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden başarıyla mezun olarak hekimlik diplomasını aldı. Yalnızca doktorlukla yetinmeyen çok yönlü kişiliği, hayatı boyunca birbirinden tamamen farklı alanlarda çalışmasına vesile oldu. Hayatını idame ettirebilmek adına adeta bir zanaatkarlık ve ticaret yelpazesi çizdi:
- Eski kitap satıcılığı
- Kafeterya işletmeciliği ve yöneticiliği
- Yabancı metin çevirmenliği
- Deri işçiliği
- Balıkçılık
Yayıncılık Yılları ve Tarihî Vicdani Ret Beyanı
Gönül, 1980'li yıllarla birlikte düşüncelerini geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla basılı yayınlarda etkin roller üstlendi. Bu dönemde Sokak ile Yeni Olgu mecmualarında kalem oynatırken, 1986'da basılan Türkiye'nin ilk anarşist dergisi Kara'nın da kadrosunda yer aldı. Çeşitli yasal formülleri devreye sokarak 32 yaşına dek üniforma giymekten kaçınmayı başardı. Nihayet 1989'un son günlerinde İstanbul'da gerçekleştirdiği o meşhur bildiriyle vicdani reddini ilan eden ilk yurttaş unvanını aldı.
Bu çarpıcı duruş, yakın dostu Tuğrul Eryılmaz'ın editörlüğünü yaptığı Sokak dergisinde 21 Ocak 1990 tarihinde 'Zorunlu Askerliğe Hayır Kampanyası'na dönüştü. Gönül, askere zorla alınma girişiminin inanç ve vicdan özgürlüğüne doğrudan müdahale olduğunu öne sürerek devlete karşı dava açtı. Dergi ise bu gelişmeyi manşetten, 'Askerliğe Savaş Açan Adam' başlığıyla duyurarak büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi. Bu cesur eylem cezasız kalmadı; Gönül, Tuğrul Eryılmaz ve Metin Münir ile birlikte orduya karşı soğukluk yaratmak iddiasıyla yargıç karşısına çıkarıldı. Mahkeme sonucunda hükmedilen üç aylık hapis cezası, daha sonra para cezasına çevrildi.
Örgütlenme Çabaları, Antalya Günleri ve Veda
Mahkeme salonlarındaki mücadelesinden sonra da boş durmayan Tayfun Gönül, 1993 senesinde anarşist odakları ortak bir çatıda buluşturmayı amaçlayan Apolitika girişimini başlattı. Hemen ertesi yıl, 25 Ocak 1994'te Ege'ye yönelerek İzmir Savaş Karşıtları Derneği'nin kurucu kadrosunda başı çekti. Mücadelesini 1999'da hayata geçirdiği haftalık Efendisizler gazetesiyle perçinledi. Ancak tam da bu yıllarda yerleştiği Antalya'da, sağlığını ciddi biçimde tehdit eden rahatsızlığı baş göstermeye başladı.
Kalbindeki rahatsızlık giderek ağırlaşan yazar, 15 Şubat 2012 günü ciddi bir kalp enfarktüsü geçirdi. Hastanedeki iki aylık zorlu tedavi sürecinin ardından evine dönse de inandığı değerlerden kopmadı. Aynı yılın 15 Mayıs'ında kutlanan Dünya Vicdani Retçiler Günü etkinliklerine katılarak kürsüden kısa bir konuşma yaptı. Ne yazık ki bu hitap, onun yoldaşlarına son seslenişi olacaktı. 30 Temmuz 2012 Pazartesi gecesi evinde geçirdiği ikinci kriz sonrasında hastaneye kaldırılsa da kurtarılamadı. Arkadaşları, onun cansız bedenini 2 Ağustos 2012 günü Kilyos Mezarlığı'nda toprağa verdi.