Süleyman Sabri, 1873 yılında Manastır'da dünyaya gözlerini açan ve tüm ömrünü vatanın bağımsızlığına adayan seçkin bir Türk askeridir. Askerlik mesleğine adım attığı ilk yıllardan itibaren Osmanlı İmparatorluğu'nun en çalkantılı ve en zorlu dönemlerine birebir şahitlik etmiş, hayatı boyunca cepheden cepheye koşarak vatanına büyük bir sadakatle hizmet etmiştir. Harp Okulu'ndan aldığı sağlam askeri eğitimle yetişen bu kıymetli şahsiyet, Türk milletinin kaderini tayin eden kritik mücadelelerde ön saflarda yer almıştır. Vatan sevgisi onun en büyük rehberiydi. Yaşamı boyunca sergilediği sarsılmaz vatan sevgisi ve kahramanlıklar, onu askeri tarihimizin unutulmaz figürlerinden biri haline getirmiştir.
Askeri Eğitimi ve Cephe Yılları
Küçük yaşlardan itibaren orduya katılma arzusu taşıyan Süleyman Sabri, bu kutsal amaca ulaşmak için 1885 yılında Harp Okulu'na adım atmıştır. Buradaki zorlu ve disiplinli eğitim sürecini başarıyla tamamlayarak 1889 yılında mezun olmuş ve genç bir subay olarak göreve başlamıştır. Osmanlı ordusunda göreve başlamasıyla birlikte, imparatorluğun ardı ardına girdiği büyük savaşlarda aktif sorumluluklar üstlenmiştir. Bu mücadeleler son derece çetindi. Sırasıyla 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı, Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ve tüm dünyayı derinden etkileyen I. Dünya Savaşı'nda cephelerde kahramanca mücadele vermiştir. Her bir çatışmada edindiği engin askeri tecrübeler, onun gelecekteki büyük zaferlerin zeminini hazırlamasında etkili olmuştur.
Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Dönemi
Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılmasının ardından Anadolu'da yükselen bağımsızlık meşalesine duyarsız kalmayan Süleyman Sabri, milli direnişe katılmak için harekete geçmiştir. Bu kapsamda 4 Mayıs 1921 tarihinde Anadolu topraklarına geçiş yaparak Türk Kurtuluş Savaşı safhasında aktif olarak yer almıştır. Milli Mücadele boyunca üst kademelerde kritik görevler üstlenmiş, bağımsızlığın kazanılmasında canla başla çalışmıştır. Milli Mücadele başarıyla nihayete erdi. Zaferin ardından yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin askeri yapılanmasında görevine devam eden komutan, 31 Ağustos 1930 tarihinde kendi isteğiyle emekliye sevk edilmiştir. Emeklilik günlerinde anılarını ve askeri birikimini aktarmak üzere Osmanlı harfleriyle kaleme aldığı eseri, kapağında ismi yer almadan yayımlanmış, daha sonraki yıllarda ise Latin alfabesiyle "Kurtuluş Savaşı'na katılan üst kademelerdeki komutanlar" gibi başlıklarla yeniden basılmıştır.
Üstün Hizmet Madalyaları ve Vefatı
Askeri yaşamı boyunca sergilediği üstün cesaret ve fedakarlıklar, hem Osmanlı devleti hem de müttefik ülkeler tarafından takdir edilmiş ve çeşitli nişanlarla ödüllendirilmiştir. Süleyman Sabri'nin sahip olduğu prestijli madalyalar şunlardır:
- 5. rütbeden Mecidiye Nişanı
- Yunan Muharebe Madalyası
- Liyakat Madalyası
- Harp Madalyası
- 3. rütbeden Avusturya-Macaristan Franz Joseph Nişanı
- Kırmızı şeritli İstiklal Madalyası
Bu nişanlar, onun vatan savunmasında gösterdiği kahramanlıkların en değerli kanıtları olarak tarihe geçmiştir. Hayatının son dönemini sakin bir şekilde geçiren efsanevi komutan, 3 Kasım 1941 tarihinde İstanbul'da yaşamını yitirmiştir.
