Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde yetişen askeri tıp hekimi Süleyman Numan Paşa, 1868 yılında Selanik'te dünyaya gelmiştir. Aldığı tıp eğitimi ve Almanya'daki ihtisasının ardından, özellikle Birinci Dünya Savaşı dönemindeki ordu sağlık hizmetleriyle tanınmıştır. Vatan savunmasında kritik roller üstlenen bu şahsiyet, ülkenin en zor günlerinde tıp dünyasının bağımsızlığını savunmuştur.
Tıp Eğitimi ve Almanya Yılları
Genç yaşta adım attığı tıp dünyasında hızla yükselen Süleyman Numan, Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye okulundan mezun olmuştur. 23 Şubat 1891 tarihinde yüzbaşı rütbesiyle bu prestijli eğitim kurumunu başarıyla tamamlamıştır. Buradaki eğitiminin ardından mesleki bilgisini artırmak amacıyla yurt dışına gitmeye karar vermiştir. 1894 ile 1900 yılları arasında Almanya'da uzmanlık eğitimi alarak tıp alanındaki donanımını pekiştirmiştir.
Birinci Dünya Savaşı ve Sıhhiye Liderliği
Büyük savaş patlak verdiğinde Türk tıbbının kaderini değiştiren adımlar atmıştır. Birinci Dünya Savaşı boyunca Sıhhiye-i Askeriye teşkilatının başında bulunarak cephe gerisindeki sağlık sistemini yönetmiştir. O dönem müttefik devletlerin sıhhiye birimlerini kontrol etme istekleri mevcuttu. Ancak onun liderliği sayesinde yabancı hekimlerin önü kesilmiştir. Türk doktorları kendi rüştünü bu büyük mücadele döneminde ispatlama imkanı bulmuştur.
Asistanı ve yakın çalışma arkadaşı Tevfik Sağlam, paşanın bu dönemdeki olağanüstü katkılarını övgüyle dile getirmiştir. Tevfik Sağlam'ın aktardığına göre, Süleyman Numan'ın dirayeti olmasaydı Türk hekimleri ikinci planda kalacaktı. Askeri ve sivil makamların yönetimini müttefik güçlere devretmekten çekinmeyen karar mercilerinin karşısında, sağlık yönetiminin yerli ve milli kadrolarda kalmasını sağlayan bu dik duruş, Türk tıp camiasında takdirle karşılanmıştır. Paşanın gösterdiği bu üstün başarı, yerli tıp camiasının kendi kendine yetebildiğini tüm dünyaya ilan etmiştir.
İşgal İstanbul'u, Sürgün ve Emeklilik
Savaşın sona ermesiyle Osmanlı başkenti işgal edilmiştir. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla birlikte İstanbul'a intikal eden İtilaf Devletleri, kentteki pek çok resmi daire ve kamu binasında olduğu gibi hastaneleri de sıkı bir kontrol altında tutmaya başlamışlardır. Bu zorlu atmosferde Süleyman Numan Paşa, 4 Kasım 1919'da Gülhane Tababet-i Askeriye Tatbikat-ı Mektep ve Seririyat-ı Sertababet ve Müdüriyeti görevine getirilmiştir. Fakat bir süre sonra tutuklanarak Malta'ya sürgüne gönderilmiştir.
Sürgünden dönen paşa akademik hayata yönelmiştir. Tıp Fakültesi bünyesinde Seririyat-ı Dahiliye kürsüsünde hoca olarak bir müddet ders vermiştir. Lakin tıp fakültesindeki bu akademik faaliyet çok uzun süreli olmamış ve tecrübeli hekim, 28 Nisan 1923 tarihinde kendi rızasıyla uzun yıllar emek verdiği askeri hekimlik mesleğine veda ederek emekliye ayrılmıştır.
Emeklilik yıllarında sağlık durumu bozulan Süleyman Numan Paşa, karaciğer kanseri teşhisiyle mücadele etmiştir. Yıllarca hizmet ettiği Gülhane'de geçirdiği cerrahi operasyonun akabinde, 20 Temmuz 1925 tarihinde hayata gözlerini yummuştur. Vefatının ardından cenazesi II. Mahmud Türbesi haziresine nakledilerek burada toprağa verilmiştir. Türk tıp tarihine adını altın harflerle yazdıran hekimin mirası bugün de yaşatılmaktadır.
Kariyerinin Önemli Kilometre Taşları
Süleyman Numan Paşa'nın askeri ve tıbbi kariyerindeki en belirgin dönüm noktaları şu şekilde sıralanabilir:
- Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye Mezuniyeti: 23 Şubat 1891'de yüzbaşı rütbesi alarak tıp eğitimini tamamlamıştır.
- Almanya İhtisası: 1894-1900 yılları arasında uzmanlık eğitimi almak üzere Almanya'da bulunmuştur.
- Sıhhiye-i Askeriye Yöneticiliği: Birinci Dünya Savaşı esnasında ordunun sağlık teşkilatını başarıyla yönetmiştir.
- Gülhane Yöneticiliği ve Malta Sürgünü: 4 Kasım 1919'da Gülhane Sertababet ve Müdüriyeti görevine getirilmiş, akabinde işgalcilerce tutuklanıp sürgüne yollanmıştır.
- Akademik Görev ve Emeklilik: Sürgünden dönüşte Tıp Fakültesi'nde kısa süre hocalık yaptıktan sonra 28 Nisan 1923'te emekli olmuştur.
