Ruşen Eşref Ünaydın, Türk basın ve edebiyat tarihine yön veren çalışmalarıyla bilinen, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında diplomatlık ve milletvekilliği yapmış çok yönlü bir aydındır. 18 Mart 1892 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen yazar, Batı edebiyatından yaptığı tercümelerle adım attığı yazı hayatında röportaj türünü Türk edebiyatına kazandırarak önemli bir iz bırakmıştır. Millî Mücadele döneminde kalemiyle vatan savunmasına omuz veren Ünaydın, kurucuları arasında yer aldığı kurumlar ve gerçekleştirdiği mülakatlarla ülkenin modernleşme sürecine doğrudan katkı sunmuştur.
Edebiyat Dünyasında İlk Adımlar ve Diyorlar Ki
Galatasaray Sultanisi'nden mezun olduktan sonra yüksegörenimini Darülfünun Edebiyat Fakültesi'nde tamamlayan Mehmet Ruşen Ünaydın, genç yaşta başladığı öğretmenlik mesleğini Askerî Baytar Okulu ve Darülmuallimin-i Âli bünyesinde sürdürerek Türkçe ve Fransýzca dersleri verdi. Yazarlık serüveni ise 1914 yılında çeviri faaliyetleriyle başladı. Servet-i Fünun, Donanma, Tedrisat, Türk Yurdu ve Yeni Mecmua dergilerinde mülakat, mensur şiir ve hatıra türündeki yazıları yayımlandı. Zamanla gezi notları, mensur şiirleri ve edebî denemeleriyle kültür çevrelerinde dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Dönemin edebî figürleriyle gerçekleştirdiği derinlemesine sohbetler, ona Türk edebiyatında yepyeni bir kapı araladı. 1917 ve 1918 yıllarında gerçekleştirdiği bu söyleşileri bir araya getirdiği "Diyorlar ki" adlı eseri, ona haklı bir şöhret getirdi. Bu başarısından sonra uzun seneler "Diyorlar ki Muharriri" unvanıyla tanındı.
Kurtuluş Savaşı ve Mustafa Kemal ile Tarihî Buluşma
Ünaydın'ın yaşamındaki en büyük kırılma anı, yine 1918 yılı içerisinde gerçekleştirdiği tarihî bir buluşmayla gerçekleşti. Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal ile yaptığı mülakat, sadece kendi kariyerini değil, Türk milletinin kaderini de etkileyecek güçteydi. Bu mülakatı "Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal ile Mülâkat" ismiyle kitaplaştırarak, geleceğin liderini hem Türk hem de dünya kamuoyuna takdim eden ilk kişi oldu. Bu süreçte aktif gazetecilik faaliyetlerini de çeşitli yayın organlarında kararlılıkla yürütmeye devam ediyordu. 1918 yılında Yeni Gün muhabiri sıfatıyla Kafkasya'ya giden yazar, Tasviri Efkar adına da Sivas'ta bulundu. Anadolu'daki Millî Mücadele ateşi yükseldiğinde ise sessiz kalmadı. 1920 yılında Ankara'dan gelen resmî davet üzerine İnebolu üzerinden yola çıkarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı. Atatürk'ün en yakınındaki isimlerden biri haline geldi. Kırk ay boyunca cephede ve karar merkezlerinde yaşadığı her anı, gözlemlerini ve mücadeleyi yazılarıyla kayıt altına aldı. Falih Rıfkı Atay'ın ifadesine göre, onun hayatındaki üç büyük tutkusu; eşi Saliha Hanım, hocası Tevfik Fikret ve her şeyin üstünde tuttuğu Mustafa Kemal Atatürk idi. Zaten hocası Tevfik Fikret'in hatıralarını derlediği bir kitabı da sonradan yayımlayarak vefa borcunu ödemişti.
Cumhuriyet Dönemi Hizmetleri ve Diplomatlık Yılları
Savaş bittikten sonra genç cumhuriyetin inşasında mühim roller üstlendi. 1922 senesinde Buhara Sovyet Halk Cumhuriyeti Elçiliği başkâtipliğine getirilen Ünaydın, hemen akabinde düzenlenen Lozan Barş Konferansı'nda delegasyonun basın danışmanlığı görevini üstlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde II, III ve IV. dönemlerde Afyonkarahisar milletvekili olarak yer aldı. Siyasi sorumluluklarının yanı sıra dil devriminin de öncüleri arasındaydı. 1928'de kurulan Dil Encümeni üyesi sıfatıyla yeni alfabenin geliştirilmesi ve halka tanıtılması çalışmalarında aktif bir rol oynadı. 1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu'nun da kurucu kadrosundaydı. Yeni Türkçe sözlük ve gramer çalışmalarına zemin hazırlayan bu kurumun ilk genel sekreterlik görevini üstlendi. 1933 yılında Riyaseti Cumhur Umumi Kâtipliği görevine atanan yazar, sonrasında diplomatik kariyerine yönelerek sırasıyla Tiran, Atina ve Budapeşte elçilikleri ile Roma, Londra ve Atina büyükelçilikleri görevlerinde ülkesini temsil etti. 1937 yılındaki Trakya Manevraları sırasında yabancı askerî delegasyonlara mihmandarlık görevini başarıyla yürüttü. 1952 yılında emekli olan Ruşen Eşref Ünaydın, 21 Eylül 1959'da İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.
Ünaydın'ın kurucu kadrosunda yer aldığı ya da kuruluş sürecine doğrudan omuz verdiği önemli oluşumlar şunlardır:
- Galatasaray (12 numaralı kurucu üyesi)
- Türk Dil Kurumu (Kurucu üye ve ilk genel sekreter)
- Dil Encümeni (Yeni alfabenin hazırlık ve tanıtım çalışmalarını üstlenen yapı)
