Azerbaycan kökenli Türk sprint atleti Ramil Guliyev, 2011 yılında gerçekleştirdiği vatandaşlık geçişi sonrasında yaşadığı olimpiyat vizesi krizi nedeniyle iki ülkenin spor federasyonlarını karşı karşıya getiren büyük bir tartışmanın odağı oldu.
Milli formayı giyme arzusuyla Türkiye safına geçen sporcunun bu kararı, atletizm camiasında geniş yankı buldu.
Deneyimli koşucunun Türkiye adına yarışma tercihi, iki ülke federasyonları arasında diplomatik boyuta ulaşan ciddi bir gerilimi beraberinde getirdi.
Bu süreç oldukça sancılı geçti.
Ay-Yıldızlı Formaya Geçiş Süreci
Kariyerinde yeni bir sayfa açarak daha geniş imkanlarla yarışmak isteyen yetenekli sprinter, 2011 senesinde resmi olarak Türk vatandaşlığı hakkını kazandı.
Ancak bu radikal karar, sporcunun yetiştiği Azerbaycan cephesinde oldukça büyük bir öfkeyle karşılandı.
Azerbaycan Atletizm Federasyonu, başarılı atletin Türkiye adına yarışma kararına yönelik hoşnutsuzluğunu çok sert bir dille kamuoyuna duyurdu.
Bu tepki, iki ülke arasındaki spor diplomasisinde uzun sürecek bir çıkmazın ilk habercisi oldu.
Vatandaşlık geçişininin ardından sporcunun pistlerdeki geleceği belirsizleşti.
Londra Olimpiyatları ve Veto Engeli
Ramil Guliyev, 2012 yılında Londra kentinde düzenlenecek olan prestijli Olimpiyat Oyunları'nda yeni vatanı Türkiye adına piste çıkmayı hedefliyordu.
Fakat uluslararası kurallar gereği, genç sporcunun bu büyük organizasyonda ay-yıldızlı formayla yarışabilmesi için eski federasyonunun onayı gerekmekteydi.
Azerbaycan Atletizm Federasyonu, kendisinden beklenen bu resmi izni vermeyi kesin olarak reddetti.
Beklenen onay hiçbir şekilde çıkmadı.
Bunun üzerine Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı doğrudan devreye girdi ve sorunun diplomatik yollarla çözülmesi adına iki ülke arasındaki en üst düzey makamlar nezdinde çeşitli resmi temaslar başlattı.
Yetkili makamlar aracılığıyla yürütülen yoğun temaslara rağmen, Azerbaycan tarafının geri adım atmaya hiç niyeti yoktu.
Azerbaycan Atletizm Federasyonu, kararından dönmeyeceğini kesin ve net bir duruşla Türk yetkililere bildirdi.
Azerbaycan yönetimi fikrini hiç değiştirmedi.
Böylelikle Guliyev, federasyon engeline takılarak Londra Olimpiyatları'nda Türkiye'yi temsil etme şansını tamamen yitirdi.
Kararın Spor Dünyasındaki Yankıları
Milli takım düzeyinde yaşanan bu tıkanıklık, genç atletin kariyer planlamasında hedeflenmeyen bir duraklama dönemine yol açtı.
İki komşu ülke arasındaki spor ilişkilerinde de derin izler bırakan bu gelişme, federasyonların yetki sınırlarını yeniden tartışmaya açtı.
Kriz spor hukuku açısından da emsal teşkil etti.
Ramil Guliyev'in yaşadığı bu süreç, milli takım değiştiren diğer sporcular için de önemli bir referans noktası haline geldi.
