Prof. Dr. İhsan Doğramacı, modern Türkiye'nin yükseköğretim ve sağlık sistemine yön veren en önemli mimarlardan biri olarak tarihe geçmiştir. 3 Nisan 1915 tarihinde Erbil kentinde hayata gözlerini açan Irak asıllı Türkmen akademisyen, Türkiye'de hem tıp alanındaki öncü çalışmaları hem de kurduğu devasa eğitim kurumlarıyla tanınır. Çocukluğundan itibaren yüksek hedeflere koşan Doğramacı, tıp eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra gerek yurt içinde gerekse Amerika Birleşik Devletleri'nde sürdürdüğü doktorluk kariyeriyle evrensel standartlarda bir tıp insanı olduğunu kanıtlamıştır. Türk yükseköğreniminin çehresini değiştiren Hacettepe Üniversitesi ve ülkemizin ilk vakıf yükseköğretim kurumu olan Bilkent Üniversitesi, onun vizyoner adımlarının en somut meyveleridir. Cumhuriyet döneminin ilk Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı olarak da eğitim bürokrasisine derin bir iz bırakan değerli bilim insanı, 25 Şubat 2010 tarihinde, 95 yaşında Ankara'da yaşama veda etmiştir.
Erbil'den Dünya Kürsülerine Uzanan Eğitim ve Aile Yaşamı
İhsan Doğramacı, köklı bir aileden gelen ve çocukluk yıllarından itibaren disiplinli bir eğitim alan bir şahsiettir. Erbil Belediye Başkanı olan ve bölgenin siyasi dengelerinde kilit rol oynayan Doğramacızade Ali Paşa'nın oğlu olarak dünyaya gelen Doğramacı, ilk eğitim basamağını Erbil İptidaiyesi'nde tamamlamıştır. Ardından orta öğrenim aşaması için International College bünyesinde eğitim gören genç Doğramacı, yükseköğrenim hedefiyle yönünü Türkiye'ye çevirmiştir. Seçkin tıp eğitimiyle bilinen İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne kaydolan genç hekim adayı, takvimler 1938 yılını gösterdiğinde bu zorlu fakülteden başarıyla mezuniyeti elde etmiştir.
Hekimlik yetkinliğini küresel bir boyuta taşımak isteyen Doğramacı, mezuniyet sonrasında farklı coğrafyalarda pratik yapma imkanı bulmuştur. Türkiye'de Ankara Numune Hastanesi bünyesinde hekimlik görevini icra ederken, okyanus ötesine de uzanarak Amerika Birleşik Devletleri'ndeki prestijli kurumlarda tecrübe kazanmıştır. Buralarda süratlice Boston Children's Hospital ve St. Louis Children's Hospital bünyesinde uzmanlığını pekiştiren hekim, çocuk sağlığı alanında derinleşmiştir.
Kariyer basamaklarını tırmandığı bu yoğun dönemde, özel hayatında da ömür boyu süracek bir birlikteliğin temelini atmıştır. Genç hekim, 1942 yılında önemli bir tanışma gerçekleştirdi. Bu kişi Hikmet Süleyman Bey'in kızı Ayser Hanım'dı. O sıralarda Bağdat Amerikan Kız Koleji bünyesinde parlak eğitimini devam ettiren Ayser Hanım ile İhsan Doğramacı, bu tanışmanın ardından kısa bir süre içinde nikah masasına oturarak evlilik hayatına adım atmışlardır. Kısa süre sonra evlendiler.
Akademik Yükseliş ve Üniversitelerin Kuruluş Destanı
Yurtdışındaki zengin tecrübelerin ardından vatanına döndü. Akademik basamakları da hızla tırmandı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde 1949 yılında doçent oldu. Durmaksızın bilimsel çalışmalar yürüttü. Bu gayretlerin neticesinde, 1954 senesinde aynı üniversitede profesör unvanını aldı. Akademik gücünü kurumsal yapılar inşa etmek için kullandı. Hacettepe Üniversitesi'nin kuruluş çalışmalarında başrol oynadı. Üstün idari yetenekleri sayesinde, kurucu kadrosunda bulunduğu bu saygın üniversitede 1967 ile 1975 yılları arasında kesintisiz olarak rektörlük görevini üstlenmiştir. Kurumlar başarıyla yönetildi. Eğitim vizyonu hep canlıydı.
Akademik alandaki başarıları ve teşkilatçı yapısı, onu ülke genelindeki yükseköğretim sisteminin zirvesine taşımıştır. 1981'de Yükseköğretim Kurulu başkanlığına seçildi. Böylece ilk YÖK başkanı olarak tarihe geçti. Bu kritik ve yetki düzeyi yüksek makamda uzun yıllar kalarak, başkanlık görevini 10 Temmuz 1992 tarihine kadar kesintisiz bir biçimde sürdürmüştür.
YÖK başkanlığı görevini ifa ettiği dönemde, ülkeye yepyeni bir yükseköğretim modeli kazandırmak üzere harekete geçmiştir. 20 Ekim 1984 tarihinde, kendisinin öncülüğünde kurulan vakıfların ortak onayıyla Türkiye'nin ilk özel (vakıf) üniversitesi sıfatını taşıyan Bilkent Üniversitesi kurulmuştur. Bu adım tarihi bir dönüm noktasıydı. Bu tarihi adımın arkasında şu önemli vakıfların imzası yer almaktadır:
- İhsan Doğramacı Eğitim Vakfı
- İhsan Doğramacı Sağlık Vakfı
- İhsan Doğramacı Bilim ve Araştırma Vakfı
Bilkent Üniversitesi'nin hayata geçirilmesinin ardından uzun seneler boyunca bu vizyoner kurumun Mütevelli Heyet Başkanlığı görevini yürüten Doğramacı, üniversitenin uluslararası bir bilim yuvası haline gelmesine büyük katkı sağlamıştır.
Çok Yönlü Kültürel Mirası ve Vedası
Bilim dünyasındaki derin izlerinin yanı sıra entelektüel kişiliğiyle de hayranlık uyandıran İhsan Doğramacı, tam anlamıyla çok dilli bir dünya vatandaşıydı. Yaşamı boyunca ana dili gibi hakim olduğu ve aktif biçimde iletişim kurabildiği diller şunlardır:
- Türkçe
- İngilizce
- Fransızca
- Almanca
- Arapça
- Farsça
Bu muazzam dil dağarıcığı, onun uluslararası tıp camiasında ve bilimsel platformlarda güçlü bir temsil yeteneğine sahip olmasını sağlamıştır. Eserleri bugün de yol gösteriyor. Tıp dünyasına sunduğu katkılar sadece pratik hekimlikle sınırlı kalmamış, aynı zamanda akademik yazın alanında da devasa bir külliyat oluşturmuştur. Yüzün üzerinde uluslararası bilimsel makalesi yayımlanan Doğramacı, aynı zamanda tıp dünyasına yön veren üç adet basılı kitabın da yazarıdır. Bunların yanında, çok sayıda tıbbi literatürün ve bilimsel eserin editörlük süreçlerini bizzat üstlenerek genç hekimlere yol göstermiştir.
Cumhuriyet tarihinin bu efsanevi ismi, ömrünün son demlerinde de tıp dünyasındaki yolculuğuna devam etmiştir. Çoklu organ yetmezliği teşhisi konulması sebebiyle, kendisinin de kuruluşuna can suyu verdiği Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi bünyesinde tedavi altına alınmıştır. Yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen, 25 Şubat 2010 tarihinde bu hastanede 95 yaşında hayata gözlerini yummuştur. Geride bıraktığı köklı üniversiteler, şifa bulan binlerce çocuk ve modern eğitim vizyonu, onun adını sonsuza dek yaşatmaya devam edecektir.
