Osman Yüksel Serdengeçti, Cumhuriyet tarihinin en kendine özgü kalemlerinden biri olarak 25 Temmuz 1917 tarihinde Antalya'nın Akseki ilçesinde doğdu. Asıl adı Osman Zeki Yüksel'dir. Görüşlerini milliyetçi ve İslami bir çizgide savundu. Türk siyasi ve edebi hayatında derin izler bırakan bu sıradışı şahsiyet, muhalif kimliği yüzünden genç yaşlardan itibaren pek çok kez hapsedildi. Yine de davasından vazgeçmedi.
DTCF Yılları ve Hapisle Tanışma
Eğitim hayatına Ankara Atatürk Lisesi bünyesinde başlayan Osman Zeki, burayı başarıyla bitirdikten sonra yükseköğrenim görmek amacıyla Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'ne kaydoldu. Fakültedeki öğrencilik yıllarında memleket meseleleriyle yakından ilgilenerek aktif bir mücadelenin içerisine girdi. Özellikle 1944 yılının Mayıs ayında yaşanan tarihi öğrenci olaylarına katılması onun hayatında büyük bir kırılma noktası yarattı. Bu çalkantılı süreçte ünlü fikir adamı Hüseyin Nihal Atsız ile birlikte tutuklanarak bir müddet cezaevinde kaldı. Tahliye edildikten sonra yarım kalan felsefe eğitimini tamamlamak amacıyla fakülteye tekrar başvurdu. Ancak bu müracaatı okul yönetimi tarafından reddedildi. Karşılaştığı haksızlık üzerine dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'e hitaben son derece sert bir mektup kaleme aldı. Mektubun 'Yüksek vekaletin alçak vekiline' ifadesiyle başlıyor olması, onun yeniden demir parmaklıklar arkasına gönderilmesine yol açtı.
Serdengeçti Dergisi ve Fikir Hayatı
Hapisten çıktıktan sonra yayıncılık hayatına atılarak toplamda otuz üç sayı çıkacak olan Serdengeçti dergisini yayınladı. Siyasi irade tarafından derginin pek çok sayısı hemen toplatıldı. Yazılarındaki ödün vermez, cesur ve mizahi üslubu nedeniyle okurları onu 'Serdengeçti' lakabıyla andı. Yazar da bu sevgiyi karşılıksız bırakmayarak ilerleyen yıllarında resmen soyadı olarak bu kelimeyi aldı. Edebi çevrelerde Necip Fazıl Kısakürek'in en yakın dostlarından biri olarak bilinen Serdengeçti, kıvrak zekası ve meşhur hazırcevaplığıyla tanınırdı. Türkçülerin 'Tanrı Türk'ü korusun' sözüne karşılık 'Tanrı Türk'ü, Allah da Müslüman'ı korusun' diyerek kendi sentez anlayışını net biçimde sergiledi.
Meclis Kürsüsünde Bir Muhalif
Yazarlık faaliyetlerinin yanı sıra aynı zamanda aktif siyasete de yönelerek 1965 seçimlerinde Adalet Partisi listesinden Antalya milletvekili seçildi. Ancak meclisin resmi yapısı onun sınır tanımaz aykırı ruhuna uymadı. Partisine ve hükümet politikalarına yönelttiği sert eleştiriler sebebiyle bir süre sonra ihraç edildi. Milletvekilliği yaptığı dönemde genel kurul salonuna kravatsız girmesi büyük tartışmalara sebebiyet verdi. Defalarca uyarılmasına rağmen bu kurala uymayınca genel kurula girişi tamamen yasaklandı. Bu yasağı delmek amacıyla kravatını beline bağlayarak meclis genel kurul salonuna giren Serdengeçti, kendisini uyaran diğer milletvekillerine yasada kravatın nereye takılacağının açıkça belirtilmediğini söyleyerek tarihi bir cevap verdi. Ayrıca yazarlık serüveninde Yeni İstanbul gazetesinde 'Selam' başlığı altındaki köşesinde yazılar yazmaya devam etti. Hayatının son yıllarında yakalandığı amansız parkinson hastalığıyla mücadele eden ünlü gazeteci ve yazar, 10 Kasım 1983 tarihinde başkent Ankara'da hayata gözlerini yumarak Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi.
Serdengeçti'nin hayatındaki önemli dönüm noktaları şunlardır:
- 1944 Olayları: Türkçülük davası kapsamında Hüseyin Nihal Atsız ile birlikte ilk kez hapse girmesi.
- Hasan Âli Yücel Mektubu: Eğitim hakkı engellenince Millî Eğitim Bakanı'na yazdığı mektup yüzünden ikinci kez tutuklanması.
- Serdengeçti Dergisi: Toplamda otuz üç sayı basılan ve yazarın soyadını aldığı efsanevi muhalif dergiyi çıkarması.
- Parlamento Yılları: 1965-1969 yılları arasında Antalya milletvekilliği yapması ve sıra dışı kravat eylemiyle meclis tarihine geçmesi.
