Türk resim sanatının özgün isimlerinden biri olan ressam ve sanat eğitimcisi Nur Esen, 20 Aralık 1952 tarihinde Erzincan'da dünyaya gözlerini açtı. Çocukluğundan itibaren farklı şehirlerin kültürleriyle beslenen sanatçı, akademik eğitimini Ankara'da tamamlayarak fırçasını profesyonel boyuta taşıdı. Eserlerinde anlık etkilenmeleri ve hayal gücünü birleştiren Esen, yurt dışı deneyimleriyle zenginleştirdiği sanat anlayışını Ankara'daki kişisel atölyesinde sürdürüyor.
Anadolu'dan Başkent Sanat Ortamına Uzanan Eğitim Yolculuğu
Esen'in çocukluk ve gençlik yılları, babasının kamu görevi dolayısıyla farklı Anadolu kentlerinde geçti. İlkokul eğitimine ilk olarak Erzincan Kurtuluş İlkokulu'nda başladı ve buradaki üçüncü sınıfa kadar eğitim gördü. Ardından babasının tayini vesilesiyle gittikleri Kayseri'de ilköğrenimine Şehit Nazım İlkokulu ile devam eden Esen, hemen akabinde Kayseri Kız Ortaokulu'nu başarıyla bitirdi. Lise hayatına Kayseri Lisesi'nde adım atan genç yetenek, ailesinin başkente taşınması üzerine naklini aldırarak Ankara Kurtuluş Lisesi'nden mezun oldu.
Sanata olan derin sevgisi sebebiyle yükseköğrenim için dönemin en seçkin eğitim kurumlarından Gazi Eğitim Enstitüsü'nü tercih eden Esen, Resim-İş Bölümü Grafik Ana Sanat Dalı'na girdi. Burada Türk grafik sanatının efsane isimlerinden Profesör Mürşide İçmeli'nin atölyesinde kendisini geliştirme fırsatı bularak 1977 senesinde başarıyla mezun oldu. Sanat diplomasını aldıktan sonra, yaratıcı üretimlerini sürdürürken aynı zamanda tam on bir yıl boyunca devlet memuru olarak görev yaptı.
Amerika'dan Kopenhag'a Sanatsal Keşifler ve Arayışlar
Sanatçının dünya görüşünü ve estetik algısını dönüştüren en önemli dönemler, yurt dışında geçirdiği yıllar oldu. 1982 yılında kısa süreliğine gittiği Amerika Birleşik Devletleri'nde pastel resim tekniği üzerine yoğunlaşarak yeni malzemeler keşetti. Esen'in asıl sanatsal olgunlaşma dönemi ise 1988 yılında yerleştiği Kopenhag'da başladı. Danimarka'da geçirdiği üç yıl boyunca başta ünlü ressam Ulrik Hoff'un stüdyosu olmak üzere farklı sanat atölyelerinde fırça sallayan sanatçı, bir yandan da Avrupa'nın önde gelen müze ve galerilerinde kapsamlı araştırmalar yürüttü.
1991 senesinde memleketine geri dönen Nur Esen, Ankara'da kurduğu kendi atölyesinde heykel ve resim çalışmalarına hız verdi. Sanatçı, çocuklara duyduğu derin sevgi nedeniyle bu süreçte yazın dünyasına da adım attı. Kaleme aldığı çeşitli çocuk masalları ve eğlenceli öyküler, dönemin saygın çocuk dergilerinde okuyucularla buluştu.
Özgür, Özgün ve 'Duygu Taşması' ile Biçimlenen Sanat Felsefesi
Nur Esen için sanat, anlık duygu ve heyecanların tuval üzerindeki en samimi yansımasıdır. Çalışmalarında önceden hazırlanan eskizlere ya da canlı modellere bağlı kalmayı tercih etmeyen sanatçı, hayal gücünü serbest bırakır. Kendisini derinden etkileyen anlarda küçük notlar alarak bunları zihninde olgunlaştırır. Sanatçının yaratım sürecini besleyen başlıca unsurlar şunlardır:
- Doğanın en saf renklerini sunan narin çiçekler,
- Yaşamın neşesini ve masumiyetini simgeleyen çocuklar ile kadın ve erkek figürleri,
- Kentsel yaşamın dinamik çizgileri, sokak hayvanları ve ruhu dinlendiren melodiler.
Esen, bazen aylar sonra heykel veya resim olarak hayat bulan bu süreci "Duygu Taşması" olarak adlandırır. Ona göre sanatın var olabilmesi için tam bir özgürlük ortamı şarttır. Her türlü zorlama, baskı ya da korkudan uzak bir zihnin ancak öncü işler üretebileceğini savunur. Sanat dünyasındaki kurumsal varlığıyla da bilinen başarılı isim, Birleşmiş Ressamlar ve Heykeltıraşlar Derneği (BRHD) üyesidir. Bu köklü dernekte iki dönem genel sekreterlik, üç dönem de yönetim kurulu üyeliği yaparak sanata hizmet etmiştir.
İlk kişisel sergisini Ankara'daki Türkiye Kalkınma Bankası Sanat Galerisi'nde sanatseverlerin beğenisine sunan Nur Esen, yurt içinde ve yurt dışında pek çok özel koleksiyonda eserleriyle yer almaktadır. Üretken sanatçı, Ankara'daki kendi atölyesinde hem tuval hem de heykel çalışmalarına ilk günkü heyecanla devam etmektedir.
