1926 yılında Manisa'nın Karaoğlanlı Köyü'nde dünyaya gelen Nevzat Akoral, Türk resim ve grafik sanatının gelişiminde derin izler bırakmış çok yönlü bir ressamdır. Eğitimci kimliğiyle öne çıkan Akoral, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Indiana Üniversitesi'nde edindiği birikimlerle hem özgün eserler üretmiş hem de yeni nesil sanatçılar yetiştirmiştir.
Anadolu'dan Amerika'ya Uzanan Sanat Yolculugu
Nevzat Akoral, çocukluk yıllarında doğup büyüdüğü Manisa Karaoğlanlı Köyü sınırlarında bir okul bulunmaması sebebiyle eğitimine Turgutlu ilçesinde başlamak zorunda kaldı. Turgutlu'daki ilk ve orta öğreniminin ardından, Gazi Eğitim Enstitüsü Resimİş Bölümü sınavını kazanarak sanat dünyasına adım attı. Buradaki eğitimini 1949 yılında başarıyla tamamlayarak mezun oldu.
Mezuniyetinin hemen akabinde, dönemin farklı şehirlerinde yer alan liselerde ve öğretmen okullarında resim öğretmenliği yaparak, Anadolu'nun dört bir yanındaki genş zihinlere resim sevgisi aşılamayı ve sanatsal bakış açısı kazandırmayı görev edindi. 1962 yılına kadar sürdürdüğü bu öğretmenlik görevi, onun halkla ve yerel kültürle yakın bir bağ kurmasını sağladı. 1962 yılında kazandığı burs, kariyerinde yeni bir sayfa açtı.
Bu burs sayesinde Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek orada bulunan Indiana Üniversitesi bünyesinde grafik sanatları alanında kapsamlı çalışmalar gerçekleştirdi. Amerika'da edindiği modern tecrübelerle yurda dönen sanatçı, Gazi Eğitim Enstitüsü kadrosuna atanarak Mürşide İçmeli ve Muammer Bakır ile omuz omuza çalışmaya başladı. Enstitü bünyesindeki bu güçlü akademik kadro, grafik ve çukur baskı atölyelerinde Türk sanatına yön verecek sayısız öğrencinin yetişmesine öncülük etti. Akoral, bu eğitim kurumundaki görevinden 1976 yılında emekli oldu.
Gecekondulardan İç Anadolu Bozkırlarına Resim Serüveni
Nevzat Akoral, uzun sanat hayatı boyunca temelde bir yöre yorumcusu olarak kendini konumlandırmayı ve yerel değerleri işlemeyi tercih etmiştir. Yaratım sürecine ilk olarak grafik dalındaki çalışmalarıyla başlayan sanatçı, 1970 yılına kadar daha çok özgünbaskı tekniklerine odaklandı. Bu dönemde özellikle Ankara'nın gecekondu mahallelerindeki sosyal gerçekliği ve kentsel gelişim sürecini eserlerine aktarmayı hedefledi.
Çalışmalarında desen, çizgi ve leke gibi temel plastik ögeleri en ön plana çıkararak özgün bir estetik dil inşa etti. Bu özgünbaskı çalışmaları, başkentin varoşlarındaki yaşam mücadelesini dramatik ve etkileyici bir görselle yansıtıyordu. Ancak 1970'li yıllardan sonra sanatında köklü değişimler görüldü.
1970'li yıllardan sonra grafik çalışmalarını tamamen arka plana iterek, İç Anadolu Bölgesi sınırlarında yaşayan insanların çetin günlük yaşam mücadelelerini ve yöresel yaşam tarzlarını, kurduğu sağlam yağlı boya kompozisyonlarıyla yansıtmaya yöneldi. İç Anadolu Bölgesi'nin coğrafi yapısını, yöresel özelliklerini ve insan ilişkilerini sağlam kompozisyon örgüsüyle tuvallerine taşıdı. Bozkır hayatının sakin ritmini ve yöre insanının günlük emeğini sıcak renk tonlarıyla harmanlayarak izleyicisine başarıyla sundu.
Ödüllerle Taçlandırılan Bir Sanat Mirası
Sanatçının başarısı, ulusal düzeydeki prestijli ödüllerle taçlandırıldı. Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nde üç farklı yılda başarı ödülüne layık görülerek sanat camiasındaki yerini sağlamlaştırdı. Cumhuriyetimizin kurucusu anısına düzenlenen 1981 yılındaki Atatürk'ün 100. Doğum Yılı Sergisi Ödülü sahibi de olan usta ressamın başarıları ve mirası şu şekildedir:
- Üc farklı yılda layık görüldüğü Devlet Resim ve Heykel Sergisi başarı ödülleri,
- 1981 yılında layık görülüğü ve Cumhuriyet tarihinin değerli ödüllerinden olan Atatürk'ün 100. Doğum Yılı Sergisi Ödülü,
- Değerli eserlerinin Devlet Resim ve Heykel Müzesi koleksiyonlarında ve resmi kurumlarda sergilenmesi.
Değerli usta, 1 Ağustos 2016 Pazartesi günü Ankara'da aramızdan ayrıldı. Cenazesi, vefatının ertesi günü olan 2 Ağustos 2016 Salı günü, sanatçı dostları, yetiştirdiği öğrenciler ve kalabalık bir sanatsever topluluğunun katılımıyla, öğle namazının ardından Ankara Karşıyaka Mezarlığı sınırlarında topraşa verildi. Ardında bıraktığı zengin kültürel mirasla Türk resim tarihindeki onurlu yerini her zaman koruyacaktır.