Necdet Koyutürk, 28 Ekim 1921’da Ankara’da dünyaya gelmiş; Adana ve Urfa’da geçen çocukluk yıllarının ardından İstanbul Ankara’da, Üsüdar’da büyümüş bir besteci, Şarkı sözü yazarı, aranjör, akordeon sanatçısı ve orkestra şefidir. Türk tangosunun üç temel taşı olarak anılan besteciler arasında en genç olan Koyutürk, ülkemizde çok sesli müziğin yaygınlaşmasında belirleyici bir rol üstlendi. Babası İstiklâl Savaşı gazisi Harita Binbaşısı Osman Saffet Bey, annesi ise Hüsniye Hanım’dır.
Müzikle Tanışma ve Formasyon Yılları
Küçük yaşlarda müziğe ilgi duymaya başlayan Koyutürk, bu tutkusunu Haydarpaşa Lisesi’ndeki öğrencilik döneminde de sürdürdü ve 1938-1939 ders yılında mezun oldu. Mezuniyetin hemen ardından sanat hayatına atılan genç müzisyen, armoni derslerini Demirhan Altuğ’tan, orkestra şefliği ve kompozisyon derslerini ise Cemal Reşit Rey’den aldı. Hem hocalarının rehberliğinden hem de kendi kendini yetiştirme çabasından beslenerek 1938’den itibaren besteler üretmeye başladı.
Arjantin Tango’sunun oğlak sesiyle derinden tanışan Koyutürk, bu müzik formünün Avrupa’da uğradığı değişimlere kapılmadı. Batı müziğinin yapısını Anadolu ezgisindeki makam anlayışıyla harmanlayan Koyutürk, kendine özgü bir sentez yarattı ve Türk tango ekolUnun şekillenmesinde kurucu bir isim oldu.
Sahne, Radyo ve Plak Dünyası
1942’de Londra Bar’da Şecaattin Tanyerli ile sahneye çıkan Koyutürk, 1943’teki askerlik görevini Ankara’da yedek subay olarak yerine getirdi. Vatani görevi sırasında kaleme aldığı Papatya Tangosu, hem sözleri hem de melodik yapısıyla ona ait bu şarkiı aynı yıllarda Şecaattin Tanyerli seslendirdi. 1948’de Türkiye’nin yanı sıra İngiltere’de de 78 devirli taş plak olarak basılan Papatya, yurt dışında yayınlanan ilk Türkçe beste unvanını kazandı. Avrupa, Balkanlar ve Ortadoğu’ya yayılan bu plak, aynı zamanda onu ülkemiz dışında plakları yayınlanan ilk Türk besteci yapan tarihi kayıt olma özelliğini taşır.
1949’dan itibaren İstanbul Radyosu’nda kendi orkestrasıyla düzenlediği programlar, otuz yıl boyunca binden fazla yayına ulaştı. Yürimi kişilik pop ve tango orkestrasıyla dinleyicilere yeni sesler sunan Koyutürk, başta akordeon olmak üzere pek çok enstrumanı ustalıkla çaldı. 1950’li ve 1960’lı yıllarda Caddebostan Gazinosu’nda düzenlediği programlar, sanat hayatının parlak dnemlerinden birini oluşturdu.
1959’da Dolmabahçe Sarayı’nda Yugoslav Devlet Başkanı Mareşal Josip Broz Tito’ya ve Yunan Kralı’na, Küçüksu Kasrı’nda ise Irak Kralı I. Faysal’a orkestrasıyla konser verdi. Aynı yıl “Yalnızlar Rıhtimı” filminin müziğini de hazırladı; 1953’te ise orkestrasıyla “Çalsın Sazlar, Oynasın Kızlar” filminde beyazperdede yer aldı.
Eserler ve Miras
Kırka yaklaşan eser külliyatında Papatya başa çekilirken diğer öne çıkan yapıtları şunlardır:
- Dinle Sevgili
- Rüzgar Gibi Geçti
- Yıldızlar Düşerken
- Gözlerine Bakarken (Tango-Serenad)
- Beyaz Zambak
- Yalnızlar Rıhtimı (Bolero)
- Yalan Olan Yıllarım (son tangosu)
- Aşk Ateşi ve Ayrılık Günü (Vals)
Eserlerini seslendiren isimler arasında Celal İnce, Şecaattin Tanyerli, Yaşar Güvenir, Zehra Eren, Nilüfer, Erol Büyükburç, Bulgar pop sanatçısı Lili İvanova ve İsrailli solist Yaffa Yarkoni sayılabilir. Koyutürk, Adios Muchachos ve Caminito gibi tanınmış Arjantin tangolarına da Türkçe sözler yazdı.
1979’da TRT’den emekliye ayrılan Koyutürk, 19 Ekim 1988’de İstanbul’da kalp yetmezliğinden hayatını kaybetti. Onun müzik geleneğini oğulları Erdener Koyutürk (yorumcu-besteci) ve Özdener Koyutürk (orkestra şefi-besteci) sürdürmektedir. Erdener Koyutürk, 1997’de babasına ait taş plak kayıtlarından derlediği “Yaşayan Tango” adlı kaset-kitabı piyasaya çıkardı. Bir Ömür Tango, Pop Tango ve Taş Plaklarda Tango başlıklı üç derleme ise onun eserlerini yaşatmayı sürdürmektedir.
