Mustafa Eremektar, "Mıstık" lakabıyla Türk çizgi sanatında derin izler bırakan, çocuksu çizgileriyle tanınan usta bir karikatüristtir. 28 Mart 1930 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelen sanatçı, yalın çizgileri ve güncel yaşamın çelişkilerini işleyen çizgi romanlarıyla kuşaklar boyu geniş kitlelere ulaşmayı başarmıştır. Sanat hayatına çok genç yaşta, ünlü çizerlerin izinden giderek atılan Eremektar, yarım asra yakın kariyeri boyunca basının önemli yayın organlarında çalışarak toplumsal değişimleri kendine has üslubuyla kâğıda dökmüştür.
Sanat Hayatına İlk Adımlar ve Çizgilerle Tanışma
Genç çizerin profesyonel iş hayatına adım atması, Türk karikatürünün efsane ismi Cemal Nadir Güler portresiyle gerçekleşti. Bu önemli çizim, 15 Mart 1947 tarihinde dönemin popüler çocuk dergisi Doğan Kardeş bünyesinde yayımlanarak sanatçının geleceğini şekillendirdi. İlk başarısının ardından adını kısa sürede duyurdu. Yetenekli çizer, dönemin en çok okunan gazete ve dergilerinin aranan ismi haline geldi. Mesleki heyecanı ve üretkenliği sayesinde kariyer basamaklarını hızla tırmandı.
Sanatçı, meslek hayatı boyunca Türkiye'nin seçkin basın organlarında aralıksız çalıştı. Çizimleriyle katkı sağladığı süreli yayınlar oldukça geniş bir yelpazeye sahipti. Bu köklü mecmualar arasında şu yayınlar başı çekiyordu:
- Akşam, Son Posta, Cumhuriyet ve Yeni Sabah gibi önemli günlük gazeteler,
- Hafta, Yavrutürk, Akbaba, 41 Buçuk, Tef ve Dolmuş gibi mizah dergileri,
- 1957 ile 1961 yılları arasında düzenli olarak çizdiği günlük Vatan gazetesi.
Bu yoğun çalışma temposu içerisinde sadece çizmekle yetinmeyen sanatçı, sektörel girişimlerde de bulundu. Nitekim 1950 yılında Türkiye'nin görsel tasarım ve reklamcılık alanındaki erken girişimlerinden biri olan San Organizasyon'u kurdu. Bu önemli girişimi meslektaşları Mengü Ertel ve Berk Çalıkman ile ortaklaşa hayata geçirdi. Bu girişimci ruh, onun sanat dünyasındaki yerini daha da sağlamlaştırdı.
Çizgi Romandan Animasyona Uzanan Başarı
Mustafa Eremektar'ın geniş kitleler tarafından sevilmesini ve takdir edilmesini sağlayan en önemli çalışmalardan biri, popüler Doğan Kardeş dergisinde yayımlanmaya başlayan Taş Devri adlı çizgi romanı oldu. Büyük ilgi gören bu özgün çalışma, ilerleyen yıllarda çeşitli gazete ve dergilerde hem bağımsız çizgi roman hem de bant karikatür formatında okurlarla buluşmaya devam etti. Yaratıcı zekası sayesinde 1962 yılında çizgi film yapmaya yöneldi. Bu dönemde Türkiye'de henüz emekleme aşamasında olan çizgi film üretimine başladı ve bunun yanı sıra dönemin dikkat çeken reklam filmleri projelerini gerçekleştirdi.
Çalışmalarındaki bu çok yönlülük ve üstün başarı, meslek örgütleri ve uluslararası arenalar tarafından ödüllendirildi. Sanatçı ilk olarak, 1958 yılında mesleki başarısını simgeleyen Gazeteciler Cemiyeti Altın Kalem Ödülü'nün sahibi oldu. Usta çizerin eserleri sadece yurt içinde kalmayıp sınırları aşarak yurt dışında da yayımlandı. Nitekim 1973 senesinde Bulgaristan'ın karikatür merkezi olan Gabrovo kentindeki uluslararası yarışmada özel ödül kazandı.
Çocuk Dünyası ve Ölümsüz Mirası
Sanatçının kariyerinde çocukların yeri her zaman apayrı bir öneme sahipti. Özellikle Milliyet Çocuk dergisinde Uzay Çocukları ve Bizim Ali serilerini yayımladı. Bu çizgi romanlar, çocuk okurların hayal dünyasını zenginleştirdi. Farklı tarihi dönemlerde ve çağlarda geçen bu maceralarda güncel yaşamın çelişkilerini ustalıkla işledi. Sanatçı, adeta çocuksu denebilecek kadar yalın ve iddiasız çizgileriyle, birbirinden tamamen farklı kuşaklara hitap etmeyi başardı.
Eserlerini kalıcılaştırmak isteyen usta çizer, 1981 yılında sevilen serisi Uzay Çocukları'nın bazı maceralarını albüm haline getirerek kitaplaştırdı. Çocuklar için özenle hazırladığı karikatür çalışmalarını ise 1988 senesinde yayımlanan Kırk Yılda Bir adlı özel albümünde bir araya getirdi. Böylece gelecek nesillere derli toplu bir sanatsal miras bıraktı.
Türk basın ve mizah dünyasının bu kıymetli ismi, 2000 yılının 29 Mart tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Vefatının ardından unutulmayan çizerin anısını yaşatmak adına, ölümünün birinci yıl dönümünde Nişantaşı semtindeki bir çocuk parkına adı verildi. Bu park, usta çizerin çocuklara duyduğu sevginin kalıcı bir nişanesi olarak varlığını sürdürmektedir.