Mehmet Murat Somer, 1959 yılında Ankara'da dünyaya gelen, Türk polisiye edebiyatına kazandırdığı sıra dışı kahramanlarla tanınan özgün bir yazar ve senaristtir. ODTÜ mühendislik eğitiminin ardından kurumsal dünyada uzun yıllar geçiren Somer, geçirdiği ciddi sağlık sorunlarının ardından edebiyata yönelerek kendine özgü bir yazınsal evren yaratmıştır. İstanbul sokaklarında geçen ve amatör bir travesti dedektifin maceralarını konu alan "Hop-Çiki-Yaya" serisiyle geniş kitlelerce tanınan yazar, polisiye kurguyu renkli ve dinamik bir üslupla harmanlamaktadır.
Mühendislik ve Finans Dünyasından Yazarlığa
Ankara'daki çocukluk ve gençlik yıllarının ardından yüksegörenimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde tamamlayan Mehmet Murat Somer, 1982 yılında mühendis olarak mezun oldu. Bu başarının hemen akabinde İstanbul'a yerleşen Somer, teknoloji devi Sony bünyesinde mühendislik kariyerine adım attı. Yazar, edindiği bu deneyimleri edebi eserlerinde kullandı. Kariyer basamaklarını tırmanırken Citibank'ta yöneticilik pozisyonuna yükselen yazar, iş dünyasındaki bu birikimlerini de yazılarına yansıtmaktan geri durmadı.
Somer'in çok yönlü kariyeri şu alanları kapsamaktadır:
- Sony bünyesinde mühendislik kariyeri
- Citibank çatısı altında üst düzey yöneticilik
- Kurumsal şirketlere yönelik yönetim danışmanlığı ve seminerler
- Polisiye kurgu ve senaryo yazarlığı
1994 yılından itibaren kurumsal şirketlere kişisel gelişim ve yönetim becerileri alanında seminerler veren bir danışman olarak çalışmaya başladı. Ancak hayatının akışını değiştiren olaylar zinciri, 1995 ve 1996 yıllarında üst üste geçirdiği iki büyük açık kalp ameliyatıyla başladı. Ölümle burun buruna geldiği bu zorlu dönemin ardından, sağlık koşulları nedeniyle yarı emekliliğe ayrılmak durumunda kaldı. Yaşadığı bu büyük dönüm noktası, onun 2001 yılında profesyonel olarak yazarlık kariyerine başlamasına vesile oldu.
Sıra Dışı Bir Polisiye: Hop-Çiki-Yaya
Mehmet Murat Somer'in edebiyat dünyasındaki en büyük çıkışı, adını duyurduğu Hop-Çiki-Yaya kitap serisiyle gerçekleşti. Türkiye'nin ilk travesti dedektif karakterine hayat veren yazar, serinin ilk üç kitabını peş peşe kaleme aldı. Yazar, başlangıçta bu kitapları basacak yayıncı bulmakta zorlandı. Romanları basıldıktan sonra ise yakın çevresinden ilginç tepkiler aldı. Kitapların başarısının ardından bazı arkadaşları onun da travesti veya transseksüel olabileceğini düşündü. Somer bu durumu, insanları hayal kırıklığına uğrattığı için üzgün olduğunu belirten mizahi bir dille açıklamaktadır.
Yazma sürecini adeta bir mühendis gibi planlayan Somer, eserlerinde kurgusal dengeyi korumaya büyük önem verir. Kitaplarını yazarken adeta bir matematikçi gibi hesaplamalar yaptığını belirten yazar, kurgusal hızı, karakterlerin sahnede ne zaman görünmesi gerektiğini ve sert sekanslar ile sakin anların dengesini titizlikle planlar. Bu sistematik yaklaşım, onun polisiye kurgudaki başarısının temel anahtarlarından biridir.