Türkiye'de Roma hukuku ve karşılaştırmalı hukuk alanında derin izler bırakmış olan Prof. Dr. Mehmet Kudret Ayiter, Göttingen'de başlayıp Ankara'da nihayete eren yaşamı boyunca akademi dünyasına yön veren seçkin bir bilim insanıdır. 31 Ağustos 1919 tarihinde Göttingen'de dünyaya gözlerini açan Ayiter, Dokuz Eylül Üniversitesi'nin kurucu kadrosunda yer alarak ülkemizde modern hukuk eğitiminin gelişimine çok yönlü katkılar sağlamıştır. Çok sayıda yabancı dile hâkimiyeti, uluslararası akademik başarıları ve kütüphanelere kazandırdığı eşsiz koleksiyonlarla tanınan profesör, 13 Nisan 1986'da Ankara'da vefat etmiştir.
Göttingen'den Ankara Hukuk Fakültesi'ne İlk Adımlar
Alman kökenli Feride Ayiter ile Dr. Ferid Ayiter çiftinin üç evladından ikincisi olan Mehmet Kudret Ayiter, çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte Türkiye'ye yerleşti. İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamlayan genç Kudret, İstanbul Erkek Lisesi'nden mezun olmasının ardından yükseköğrenim için başkente yöneldi. 1937 yılında adım attığı Ankara Hukuk Fakültesi'ni üstün bir başarı göstererek okul birinciliğiyle bitirdi. İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu yıllarında vatan borcunu ödemek üzere Erzurum'a giden Ayiter, burada iki buçuk yıl boyunca askerî hâkim olarak görev yaptı. Savaşın ardından sivil hayata dönerek 1949 senesinde Nûşin Ayiter ile hayatını birleştirdi. Bu evlilikten Elif ve Fatma Feride adında iki kız çocuğu dünyaya geldi.
Akademik Yükseliş ve Roma Hukukunda Uzmanlaşma
Kariyerine mezun olduğu Ankara Hukuk Fakültesi'nde asistan kadrosuyla başlayan Ayiter, kısa sürede yeteneğiyle dikkat çekti. Genç yaşta akademiye adım atmıştı. 1948 ve 1949 yılları arasında, Prof. Koschaker'in Türk talebeler için hazırladığı ders notlarını Türkçeye kazandırarak önemli bir çeviri faaliyetine imza attı. Doktorasını ise 1950 yılında Prof. Schwarz'ın danışmanlığında, medenî hukuk alanındaki teziyle tamamladı. Bu alandaki teorik altyapısını pekiştirmek amacıyla İtalya'ya gönderildi. Kazandığı burs sayesinde ikişer yıllık iki dönem halinde İtalya'da kalarak araştırmalar yürüttü. Türkiye'ye dönüşünde Roma hukuku kürsüsünde dersler vermeye başlayan Ayiter, ilerleyen dönemde karşılaştırmalı hukuk derslerini de üstlendi.
Akademik basamakları hızla tırmanan bilim insanı, 1955 senesinde doçentlik tezinin kabul edilmesiyle Ankara Üniversitesi bünyesinde özel doçent unvanıyla çalışmaya başladı. Çalışmaları ve birikimiyle kürsüyü zenginleştiren Ayiter, 1961 yılında aynı kurumda ordinaryüs profesörlük kadrosuna atandı. Başarılarla dolu bu süreçte idari görevlerden de kaçınmadı. 1964 ile 1966 yılları arasında Ankara Hukuk Fakültesi Dekanlığı görevini yürüterek fakültenin idari yapısına liderlik etti. Bilimsel çalışmaları çerçevesinde sık sık Avrupa'daki önemli araştırma merkezlerini ziyaret etti, buralarda konferanslar vererek Türk akademisini temsil etti.
Kültürel Meraklar, Keşifler ve Dokuz Eylül Üniversitesi Kütüphanesi
Kudret Ayiter, meslekî çalışmalarının ötesinde son derece geniş bir entelektüel ilgi alanına sahipti. Çok iyi derecede Almanca, İngilizce, İtalyanca ve Latince bilmesi, onun uluslararası alanda rahatça hareket etmesini sağlıyordu. Nitekim Türk-Alman kültürel ilişkilerine sağladığı üstün hizmetlerden ötürü Federal Almanya Cumhuriyeti tarafından yüksek liyakat nişanı olan Verdienstkreuz der Bundesrepublik Deutschland ile taltif edildi. Benzer şekilde, İtalyan kültürü ve Latince üzerindeki derin uzmanlığı sayesinde İtalya devleti de kendisine Cavaliere Ufficiale al Merito della Repubblica Italiana ve Commendatore della Republica Italiana nişanlarını layık gördü.
Hukuk dışındaki en büyük tutkusu tarih olan Ayiter, özellikle Frigya tarihi üzerine derinlemesine araştırmalar yaptı. Bu konuda makaleler kaleme aldı ve akademik toplantılarda konferanslar düzenledi. Tarih merakının en somut sonuçlarından biri ise 1972 yılında Almanya'da gerçekleştirdiği heyecan verici bir buluş oldu. Ayiter, yaptığı araştırmalar sırasında sekiz Osmanlı padişahının kayıp portrelerini gün yüzüne çıkarmayı başardı. Bu keşif büyük ses getirdi. Bilimsel yayınlarının büyük bir kısmını, dönemin ortak bilim dillerinde kaleme alarak uluslararası literatüre doğrudan katkı sundu.
Hayatının son dönemlerinde Dokuz Eylül Üniversitesi'nin kuruluş aşamasında aktif görev alan profesör, üniversite kütüphanesinin temelini atan isim oldu. Vefatının ardından kütüphaneye kazandırılmak üzere büyük bir vasiyette bulundu. Kendisine ait olan ve kütüphaneye bağışlanan 5.000 adetten fazla Almanca, Fransızca ve İtalyanca eserin ana konuları şu şekildedir:
- Özel hukuk çalışmaları
- Roma hukuku kaynakları
- Hukuk tarihi ve karşılaştırmalı hukuk araştırmaları
Emekliliğinin ardından yakalandığı ağır bir hastalık neticesinde Nisan 1986'da vefat eden büyük hukukçu, kendi arzusu doğrultusunda İzmir Bornova Mezarlığı'nda toprağa verildi. Onun ardında bıraktığı bu devasa entelektüel miras, bugün de genç hukukçuların yolunu aydınlatmaktadır.