Türk müzik dünyasının yenilikçi isimlerinden Mehmet Can Özer, 1981 yılında dünyaya gelerek elektroakustik ve çalgısal müzik alanında ürettiği özgün eserlerle tanınan bir besteci, ses mühendisi ve akademisyendir. Sanatçı, kendi tasarladığı Aşure adlı bilgisayar yazılımını kullanarak geleneksel enstrümanları modern elektronik seslerle harmanlayan benzersiz bir kompozisyon yöntemi geliştirmiştir.
Eğitim Hayatı ve Akademik Şekillenme
Genç yaşlardan itibaren müzikle iç içe büyüyen Özer, lise yıllarında farklı gruplarla sahne alarak müzik kariyerinin ilk adımlarını attı. 1998 yılında burs kazanarak girdiği Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Kompozisyon bölümünde, ünlü eğitmen Bujor Hoinic ile kompozisyon ve orkestra şefliği üzerine yoğun çalışmalar yürüttü. Aynı sene katıldığı HalıcıMidi Beste Yarışması bünyesinde elde ettiği Türkiye birinciliği, genç bestecinin yeteneğini erkenden kanıtladı. Bilkent bünyesindeki altı yıllık eğitimin ardından İsviçre'ye yönelen sanatçı, Cenevre Konservatuvarı'nın ilk yüksek lisans öğrencisi olma hakkını kazandı. Burada hem elektroakustik hem de çalgısal bestecilik eğitimleri alarak Michél Jarrell ve Rainer Boesh gibi önemli isimlerle bilgi ve deneyimini paylaştı. Akademik yolculuğuna Zürih Yüksek Müzik Okulu'nda devam eden Özer, doğrudan doktora programına kabul edilerek Gerald Bennett rehberliğinde bilgisayarlı müzik alanında araştırmalar yaptı. 2005 yılında ise buradaki çalışmalarını tamamlamadan Türkiye'ye geri döndü. Sanatçı, ülkesine dönmesiyle birlikte Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuvarı kadrosunda uzman öğretim elemanı olarak görev yapmaya başladı. Ayrıca Ankara'daki eğitim faaliyetlerinin yanı sıra Cenevre, Zürih ve Berlin gibi Avrupa kentlerinde aldığı eğitimler onun küresel müzik vizyonunu şekillendirdi.
Teknolojik Yenilikler ve Albüm Çalışmaları
Mehmet Can Özer, elektroakustik müzik tekniklerini geleneksel çalgı tınılarıyla bütünleştirmek adına 2006 yılında Aşure adlı özel bir bestecilik yazılımı tasarlamaya koyuldu. Canlı performanslar sırasında sesleri gerçek zamanlı olarak başkalaştırabilen bu yazılım, icracılara geniş bir doğaçlama alanı sunmaktadır. Sanatçı, bu dijital altyapıyı kullanarak müzikal sınırları aşan görsel ve işitsel yerleştirmeler üretmektedir. 2009 senesinde yayımladığı Siyah Kalem Dansı, Türkiye sınırları içinde üretilen ilk elektroakustik müzik albümü olma özelliğini taşımaktadır. Sanatçı, bugüne kadar gerçekleştirdiği farklı projelerle geniş bir dinleyici kitlesine ulaşmayı başardı. Bestecinin ortaya koyduğu özgün yapıtlar şu mecralarda yer buldu:
- Beş adet kişisel müzik albümü
- Beş farklı derleme CD çalışması
- Uluslararası festivallerde gerçekleştirilen konserler ve ustalık sınıfları
Uluslararası Başarılar ve Kültürel Projeler
Avrupa genelinde düzenli olarak konser davetleri alan ve çeşitli kurumlar için beste siparişleri hazırlayan sanatçı, ses mühendisi kimliğiyle de öne çıkmaktadır. Kendisi özellikle klasik müzik ve caz odaklı yapımlara imza atmaktadır. Özer, kariyeri boyunca prestijli organizasyonlar tarafından ödüllendirilmiştir. Bu ödüller arasında şunlar yer alır:
- 2003 ve 2007 yıllarında Bourges Uluslararası Elektroakustik Müzik Yarışması ödülleri
- 2006 yılında takdim edilen Goethe Enstitüsü Sanatçı Ödülü
- 2008 yılında layık görüldüğü SWR Experimental Studio Ödülü
Aynı zamanda 2008'de Ankara Goethe Enstitüsü'nün talebiyle önemli bir projeye imza attı. Sanatçı, Alman yönetmen Ernest Lubitsch imzasını taşıyan 1919 yapımı sessiz sinema klasiği İstiridye Prensesi filmi için özel bir kompozisyon hazırlayarak sinema tarihine özgün bir müzikal katkı sundu. Bu kompozisyon eşliğinde başarılı bir Türkiye turnesi gerçekleştiren Özer, modern tınıları sinema tarihiyle buluşturdu.