Mauk lakabıyla da tanınan Hollandalı meşhur grafik sanatçısı Maurits Cornelis Escher, 18 Haziran 1898 tarihinde Hollanda'nın Leeuwarden kentinde hayata gözlerini açtı. İnşaat mühendisi George Escher ile Sarah Gleichman çiftinin en küçük erkek çocuğu olarak dünyaya gelen sanatçı, dört kardeşin en küçüğüydü. Ailesinin 1903 yılında Arnhem kentine taşınmasından sonra küçük Maurits Cornelis, burada bir yandan piyano dersleri alırken diğer yandan da marangozluk eğitimiyle el becerilerini geliştirmeye başladı. Arnhem'de geçirdiği okul yıllarında derslerinde son derece başarısız bir öğrencilik hayatı yaşadı. Buna rağmen, çizim yeteneği öğretmenlerinin dikkatini çekmeyi başardı. Sanatçı, 1919 senesinde kapılarını açan Harlem Mimarlık ve Dekoratif Sanatlar Okulu'na girerek sanat eğitimine başladı. Burada aldığı mimari formasyon, ilerleyen dönemlerde tasarlayacağı benzersiz eserlerin en önemli temel dayanağı ve ilham kaynağı haline gelecekti. Okulda görev yapan eğitmen Samuel Jessurun de Mesquita, Escher'in grafik resim alanındaki üstün kabiliyetini erkenden fark etti. De Mesquita, öğrencisini bu alana yönelmesi için ikna etti. Bunun üzerine Escher, grafik ve özgün baskı eğitimine tamamen yoğunlaşmak amacıyla 1922 senesinde bu okuldan ayrıldı.
Akdeniz Rüzgârı ve Aşk: İtalya Yılları
Okuldan ayrıldığı sene, tüm sanat yaşamını derinden şekillendirecek olan Akdeniz seyahatine çıktı. İtalya ve İspanya topraklarında gerçekleştirdiği seyahatler boyunca, güneyin sıcak mimarisi ile Akdeniz insanının günlük yaşam tarzından fazlasıyla etkilendi. İtalya ziyaretı sırasında tanışma fırsatı bulduğu Jetta Umiker ile 1924 yılında dünya evine girdi. Genç çift, evliliklerinin ardından Roma şehrine yerleşti. İtalya sınırları içerisinde 1935 yılına kadar yaşamaya devam eden aile, ülkede faşizm hareketinin giderek yükselişe geçmesiyle birlikte buralardan ayrılıp İsviçre topraklarına göç etmek mecburiyetinde kaldı. Akdeniz'in sıcak havasına ve enerjisine alışmış olan Escher ailesi, İsviçre'nin soğuk iklim koşullarında hiçbir zaman aradığı mutluluğu yakalayamadı. Bu ülkede mutlu olamayan aile, 1937 yılında bir kez daha taşınarak Belçika topraklarına yerleşti. Ancak Belçika'da da uzun süre kalamadılar. İkinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte hayatları yeniden altüst olan aile, son bir hamleyle 1941 yılının Ocak ayında Hollanda'nın Baarn kentine sığındı.
Matematik, Simetri ve Perspektifin Buluşması
Kendi ana vatanına dönüşü, Escher'in sanat hayatında adeta bir dönüm noktası oldu. Hollanda'da geçirdiği bu verimli yıllarda, dünya genelinde tanınmasını sağlayacak en ünlü çalışmalarının altına imzasını attı. Daha önce İtalya'nın eşsiz peyzajlarından feyz alan usta, bu kez Hollanda'nın kapalı, soğuk ve basık atmosferinin yarattığı farklı duyguları eserlerine yansıttı. Sanatçı bu süreçte matematiksel formüllere, geometriye ve perspektif kurallarına çok daha büyük bir ilgiyle yaklaşmaya başladı. Zaman geçtikçe çok daha kompleks ve zengin bir biçim dili geliştiren Escher; simetri kuramları, sonsuzluk arayışları ve üç boyutlu nesnelerin iki boyutlu düzlemde gösterilmesi üzerine derin çalışmalar yürüttü. Kusursuz çizim tekniği ve sıra dışı tarzıyla çağının en büyük grafik dehaları arasına girmeyi başardı. Ülke sanatñna yaptığı üstün katkılardan dolayı 20 Nisan 1955 tarihinde şövalyelik unvanı ile ödüllendirildi. Ömrü boyunca durmaksızın üreten büyük usta, sanat dünyasına 448 litografi ve 2000'i aşkın benzersiz çizim miras bıraktı.
Son Çalışmaları ve Sanatçının Vedası
Sanatçının sağlığı ilk kez 1962 yılında bozuldu. Bu ilk rahatsızlığının ardından hastaneye kaldırılan Escher, ömrünün son yıllarında ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele etmek durumunda kaldı. Durumu giderek kötüye giden sanatçı, 1964 ve 1970 senelerinde de defalarca hastanede tedavi görmek mecburiyetinde kaldı. 1972 yılının Mart ayında sıhhati yeniden bozulan Escher, Hilversum kentindeki bir hastaneye sevk edildi. Hilversum'daki hastanede tüm çabalara rağmen kurtarılamadı. İkizler burcu olan ve geride bıraktığı paha biçilemez mirasla tüm dünyaya adını duyuran usta grafik sanatçısı, 27 Mart 1972 tarihinde, 74 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Sanatçının arkasında bıraktığı en önemli başyapıtlar, günümüzde de sanatseverler tarafından büyük bir hayranlıkla incelenmektedir:
- "Waterfall" (1961)
- "Up and Down" (1947)
- "Drawing Hands" (1948)
- "House of Stairs" (1951)
- "Reptiles" (1943)
- "Moebius Strip II" (1963)
- "Metamorphosis III" (1967-1968)
- "Snakes" (1969) - son çalışması
