İçeriğe Atla
Kartal Tibet fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Kartal Tibet Kimdir?

Yeşilçam'ın efsanesi Kartal Tibet, 1938 Ankara doğumludur. Karaoğlan ve Tarkan rolleriyle parlayan sanatçı, Türk sinemasına yönetmen olarak da yön vermiştir.

Diğer adlar: Karaoğlan, Tarkan

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Kartal Tibet Hakkında

Türk sinemasının en önemli yapı taşlarından biri olan Kartal Tibet, 27 Mart 1938 tarihinde öğretmen bir anne babanın ilk evladı olarak Ankara'da dünyaya gözlerini açtı. Gençlik yıllarında başladığı oyunculuk serüvenini zamanla yönetmenlik ve senaristlikle taçlandıran usta sanatçı, 2 Temmuz 2021'de İstanbul'da seksen üç yaşında hayata veda etti. Yeşilçam'ın unutulmaz klasikleri arasında yer alan iki yüze yakın filme oyuncu, senarist veya yönetmen olarak hayat verdi. Gerek canlandırdığı Tarkan ve Karaoğlan gibi efsanevi karakterlerle gerekse yönettiği gişe rekortmeni komedilerle Türk halkının gönlünde silinmez bir iz bıraktı. Bu muazzam başarıya, çocuk yaşlardan itibaren tiyatro sahnelerinde edindiği disiplin ve bitmek bilmeyen sinema tutkusu sayesinde ulaştı.

Sanatla Şekillenen Çocukluk ve Tiyatro Eğitimi

İlk okul sıralarından itibaren sergilediği yetenekle çevresinin ilgisini çeken Ankara doğumlu Kartal Tibet, henüz küçük bir çocukken Radyo Çocuk Kulübü bünyesindeki Ayşe Abla piyeslerinde başrolleri seslendirmeye başladı. Şiire duyduğu derin ilgi, onun Ankara çapında düzenlenen okul yarışmalarında sırasıyla ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite kademelerinde birincilikler elde etmesini sağladı. Babası, önce beden eğitimi öğretmenliği yapıp ardından Hukuk Fakültesi'ni bitirerek avukatlık mesleğine adım atmış azimli bir insandı. Genç Kartal ise babasının ve tiyatro hocalarının baskısı altındaydı. Hukuk ve oyunculuk arasında kalmıştı. Fakat o iki mesleği de istemiyordu. Ebeveynlerinin boşanmasıyla sonuçlanan süreç, avukatlığı onun gözünde aileleri parçalayan soğuk bir meslek haline getirmişti. Tiyatro ise sahne gerisindeki yorucu provalar, uzun bekleyişler ve kulis kavgaları sebebiyle ona eziyetli görünüyordu. O dönem İstanbul Teknik Üniversitesi'nde mimarlık eğitimi gören dayısına ve arkadaş çevresine büyük hayranlık besliyor, kendisi de mimar olmayı düşlüyordu. Aynı zamanda Ankara'nın parlayan yıldız basketbolcularından biri olarak spor sahalarında fırtına gibi esmekteydi. Anne ve babasının ayrılıp başka insanlarla yeni evlilikler yapması ve hayatına katılan yeni kardeşler, genç adamın bir dönem bocalama yaşamasına yol açtı. Nihayetinde konservatuar sınavlarını kazanarak Ankara Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'ne kaydoldu ve buradaki eğitimini başarıyla tamamladı.

Sahne Tozundan Yeşilçam'ın Zirvesine Uzanan Oyunculuk

Konservatuardan mezun olduğu 1960 senesinde, Albert Camus'un kaleme aldığı ve Mahir Canova'nın sahneye koyduğu Caligula oyununda rol alarak profesyonel tiyatro hayatına başladı. Hemen ertesi yıl, Ankara'nın ilk özel tiyatrosu olma özelliğini taşıyan Meydan Sahnesi'nin kurucu kadrosunda aktif olarak yer aldı. Bu prestijli çatı altında dört piyes yöneten, yirmi oyunda sahne alan sanatçı, tiyatro yönetmenliğiyle de adından söz ettirmeyi başardı. O yıllarda vatani görevini yapmakta olan ünlü jön Göksel Arsoy'un yerine yeni bir başrol oyuncusu aranmaktaydı. Genç aktöre film teklifleri geliyordu. Fakat onun ücret konusunda Göksel Arsoy ile eşit şartlar talep etmesi bu anlaşmaların gerçekleşmesini engelledi. Kaderini değiştiren adım ise Suat Yalaz'dan geldi. Ünlü çizerin Karaoğlan projesinde rol teklif etmesi üzerine genç oyuncu, maddi talepleri bir kenara bırakarak teklifi kabul etti. Böylece Yeşilçam dünyasına ilk adımı attı. Kamera karşısına geçmeden önce yoğun bir hazırlık sürecine girerek at binme ve dövüş dersleri aldı. Karaoğlan efsanesinin ardından Sezgin Burak'ın yarattığı ünlü çizgi kahraman Tarkan'ın sinema uyarlamalarında başrolü üstlendi. Sarmaşık Gülleri ve Boş Çerçeve gibi unutulmaz melodramlardan, Zambaklar Açarken ve Çalıkuşu gibi edebiyat uyarlamalarına kadar geniş bir yelpazede oynadı. Salon komedilerinde ve tarihi yapımlarda geçen oyunculuk kariyeri tam on sene sürdü.

Yönetmenlik Dönemi ve Televizyon Dünyası

Oyunculuğu zirvedeyken bırakan usta isim, 1977 senesinde Tosun Paşa filminin yönetmen koltuğuna oturarak sinemada yepyeni bir sayfa açtı. Çoğunluğunda can dostu Kemal Sunal'ın başrolde yer aldığı ve gişede büyük başarılar kazanan elli altı sinema eseri yönetti. Televizyon yayıncılığının yaygınlaşmasıyla birlikte dizi sektörüne de yön vererek on iki ayrı projenin iki yüzden fazla bölümünü çekti. Bu dönemde yönettiği ekranların unutulmaz dizileri şunlardır:

  • Süper Baba (1993)
  • Bizim Aile (1995)
  • Borsa (2000)
  • Ah Bir Zengin Olsam (1999)

Sanatçı ayrıca senarist olarak da çalıştı. Kaleme aldığı senaryolar arasında Gol Kralı, Davaro, Çarıklı Milyoner, Şabaniye, Sosyete Şaban, Şendul Şaban, Deli Deli Küpeli, Arkadaşım ve Ben, Öğretmen, Uyanık Gazeteci ve Duygu Çemberi gibi yapıtlar yer aldı. Yönetmenlik kariyerinin son döneminde ise 2006 yapımı olan Dünyayı Kurtaran Adam'ın Oğlu ile Amerikalılar Karadeniz'de 2 isimli filmleri yönetti.

Özel Yaşamı ve Ardında Bıraktığı Büyük Miras

Özel hayatında da sinema kadar düzenli bir yaşam kuran sanatçı, 1963 yılında Gündüz Sencer ile dünya evine girdi. Bu mutlu evlilikten 11 Mart 1964 tarihinde dünyaya gelen Kanat adında bir erkek evlat ile 23 Nisan 1973'te doğan Kumru adında bir kız evlat sahibi oldu. Eşi Gündüz Hanım'ın ilk eşi Mahir Canova'dan olan oğlu, tiyatro sanatçısı Civan Canova'nın da üvey babalığını üstlendi. Hayatı boyunca Yeşilçam sinemasına iki yüze yakın farklı eserle katkı sunan ve el attığı her projede başarıya ulaşan usta isim, 2 Temmuz 2021 tarihinde gözlerini yumdu. Türk sinemasına kazandırdığı sayısız eser ve yetiştirdiği değerlerle adı sinema tarihimize altın harflerle yazıldı. Kazandığı ödüller başarısını taçlandırdı. Bu kapsamda 2002 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Yaşam Boyu Onur Ödülü'ne layık görüldü. Ayrıca 2006 senesinde yine aynı festivalden Yıldırım Önal Anı Ödülü ile ödüllendirildi.