Türk hukuk sisteminin en önemli kademelerinde görev yapmış olan İrfan Fidan, 15 Temmuz 1974 tarihinde Ordu'nun Fatsa ilçesinde dünyaya geldi. 1996 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olarak hukuk kariyerinin ilk adımını attı. Fidan, savcılık görevlerinin ardından günümüzde Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi üyesi ve başkanvekili olarak görev yapmaktadır. Kariyeri boyunca ses getiren davalarda kilit roller üstlenmiştir. Aldığı kararlarla yargı gündeminin merkezinde yer almıştır.
Mesleki Gelişimi ve Cumhuriyet Savcılığı Yılları
Ankara adli yargı hakim adayı olarak 1997 yılında mesleğe başlayan İrfan Fidan, buradaki stajını 1999 senesinde başarıyla tamamladı. Staj sonrasında yurdun farklı bölgelerinde görev aldı. Sırasıyla Akkışla, Aşkale, Çaycuma, Dörtyol, Şişli ve İstanbul adliyelerinde Cumhuriyet Savcısı unvanıyla mesaisine devam etti. Fidan, 2012 yılında ise özel yetkili Cumhuriyet Savcısı olarak atandı.
Özel yetkili savcı olmasının ardından, Türkiye tarihinin en tartışmalı soruşturmalarından biri olan 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk dosyasında görevlendirildi. Süreç, dosyanın ilk savcısının görevden el çektirilmesiyle başladı. Fidan ile beraber savcılar İsmail Uçar ve Fuzuli Aydoğdu da bu önemli soruşturmayı devralan isimler arasında yer aldı. Yaptıkları incelemeler neticesinde üç savcı, kamuoyunun yakından takip ettiği 25 Aralık soruşturması hakkında takipsizlik kararı verdi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Dönemi ve Kritik Davalar
İrfan Fidan, kariyer basamaklarını tırmanarak 2015-2016 yılları arasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği makamında bulundu. Bu dönemde, Barış İçin Akademisyenler bildirisini imzalayan akademisyenlere yönelik hazırladığı iddianameyle dikkatleri üzerine çekti. 2016 yılında ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanarak dört yıl boyunca bu ağır sorumluluğu üstlendi. Başsavcılık döneminde ülkede derin yankı uyandıran çok sayıda büyük davanın soruşturma süreçlerini yönetti.
Bu süreçte gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül hakkında hazırladığı iddianame, daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından hak ihlali kararıyla sonuçlandı. Fidan'ın iddianamesini yazdığı Gezi Parkı davası ise sanıkların beraat etmesiyle sonuçlanan bir diğer önemli hukuki süreç oldu. Başsavcılık yaparken ilgilendiği diğer önemli dosyalar şunlardır:
- Selam Tevhid örgütüne yönelik soruşturmalar
- MİT TIR'larının durdurulması hadisesine ilişkin skandal dosya
- Balyoz darbe planı iddiaları ile ilişkili dava dosyaları
Yargıtay Üyeliği ve Anayasa Mahkemesi Süreci
Tarihler 27 Kasım 2020'yi gösterdiğinde Yargıtay üyeliğine seçilen Fidan, çok kısa süre içinde yüksek yargıda yeni bir tartışmanın odağı haline geldi. Henüz Yargıtay'daki görevine fiilen başlamadan Anayasa Mahkemesi üyeliği için adaylığını açıklaması yargı çevrelerinde geniş şekilde tartışıldı. Bazı adayların onun lehine çekilmesi ve hızlı yükselişi hukukçuların farklı yorumlar yapmasına zemin hazırladı. Ünlü anayasa hukukçusu Kemal Gözler, Yargıtay'daki görevine fiilen adım atmamış bir kişinin aday gösterilmesinde ve kanunda belirli bir hizmet süresi aranmamasında hukuki açıdan herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını ifade etmiştir. Bununla birlikte Gözler, tercih edilen bu atama metodunun Anayasa Mahkemesi'nin kuvvetler ayrılığı ilkesi doğrultusunda üstlenmesi beklenen temel işlevlerini kaybetmesine yol açabileceği yönündeki endişelerini de paylaşmıştır.
Tüm bu tartışmaların gölgesinde İrfan Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 23 Ocak 2021'de Anayasa Mahkemesi üyeliğine atandı. Yüksek mahkemede görevini sürdüren Fidan, aynı zamanda Anayasa Mahkemesi başkanvekilliği makamına seçilerek buradaki sorumluluğunu pekiştirdi. Öte yandan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ soruşturması gerekçesiyle görevden uzaklaştırılan kardeşi İlhan Fidan, gerçekleştirilen incelemeler ve araştırmaların neticelenmesiyle birlikte tekrar eski görevine iade edilmiştir.