İhsan Cemal Karaburçak, modern Türk resim tarihinin kendi kendini yetiştiren en özgün ve bağımsız fırçalarından biri olarak kabul edilmektedir. Sanatçı, 1898 yılında İstanbul'un tarihi semti Ayaspaşa'da dünyaya gözlerini açmış ve yaşamı boyunca memuriyetle sanatı bir arada yürütmüştür. Müzeleri gezerek ve kuramsal kitaplar okuyarak geliştirdiği tekniğini, görev yaptığı Avrupa kentlerinde edindiği birikimlerle harmanlayarak tuvaline yansıtmıştır. Ülkemizin kültürel dönüşüm dönemlerinde ürettiği eserleriyle, Türk sanat dünyasında derin izler bırakmayı başaran bir isimdir. Peki, bu sıra dışı ressamın yaşamı nasıl şekillendi?
İstanbul'dan Cumhuriyet Ankara'sına Uzanan Bir Ömür
Babası Yıldız Sarayı'nda arabacıbaşı olan İsmail Efendi, annesi ise Zehra Fethiye Hanım'dır. Genç İhsan Cemal, ilk ve orta öğrenimini Beşiktaş Rüştiyesi bünyesinde tamamladıktan sonra lise eğitimi için Kabataş İdadisi'ne devam etmiştir. Mezuniyet döneminde patlak veren Birinci Dünya Savaşı, genç adamın aile hayatında son derece derin yaralar açmış ve Yıldız Sarayı'nda görev yapan babasını da bu savaşta yitirmesine sebep olmuştur. Bunun üzerine, 1914 ile 1916 yılları arasında Posta ve Telgraf Mektebi Alisi'nde yükseköğrenim görerek hayata atılmıştır. İş hayatına adım atan Karaburçak, Posta ve Telgraf Müdüriyet-i Umumisi bünyesinde müfettişlikten başlayarak Telgraf İşleri Müdürlüğü'ne kadar yükselmiştir. Ülkenin dört bir yanına telgraf hatları ulaştırmak için seyahat ettiği bu yoğun yıllarda, 1919'da Emine Hanım ile evlenmiştir. Çiftin ilk evladı Trabzon'da doğmuştur. Kurtuluş Savaşı'ndaki üstün ve başarılı hizmetleri vesilesiyle askerlik görevinden muaf tutulan Karaburçak, Cumhuriyet'in ilanı günü olan 29 Ekim 1923'te ailesiyle birlikte Ankara'ya göç etmiştir. Yeni başkentte düzenini kuran ailenin ikinci çocuğu 1924'te, üçüncü çocuğu ise 1931 yılında burada doğmuştur.
Paris Sokaklarından Anadolu Ajansı Başyazarlığına
Telgraf İşleri'ndeki görevi, ona Avrupa'nın en önemli kültür ve sanat merkezlerini yakından görme fırsatı sunmuştur. Batı dünyasında geçirdiği bu dönemler, Karaburçak'ın içindeki resim yapma arzusunu ve yeteneğini iyice alevlendirmiştir. Sanat eğitimi almak amacıyla 1930 yılında gittiği Paris'te meşhur Ecole Universelle'e kaydını yaptırmıştır. Lakin okulun katı ve esnemeyen öğretim kuralları, sanatçının özgür sanat anlayışı ve özgün düşünce yapısıyla uyuşmamıştır. Bunun neticesinde okulla ilişiğini kısa sürede keserek kendi yolunu çizmeye karar vermiştir. Müzeleri ve galerileri adım adım gezmiştir. Sanat kitapları okuyarak kendini geliştirmiştir. Yurda döndükten sonra, 1933 yılında telgraf müdürlüğü görevinden istifa ederek Anadolu Ajansı'nın Dış Haberler bölümünde başyazar olmuştur. Sanatçının gazetecilik kariyeri, 1944 ile 1948 yılları arasında ajansın Bükreş temsilciliğini üstlenmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. Bükreş'teki görevi ona zaman kazandırmıştır. İlk kişisel sergisini Bükreş'te açmıştır. Aynı sene Türkiye'de düzenlenen Devlet Resim ve Heykel Sergisi'ne de iki adet tablosuyla iştirak etmiştir. Ülkeye geri dönüşünün ardından, 1949 yılında Ankara'nın o dönemki en meşhur mekânlarından biri olan Karpiç Lokantası'nda tam kırk dokuz eserinin yer aldığı ilk kişisel sergisini sanatseverlerin beğenisine sunmuştur. Aynı yılın sonlarına doğru Anadolu Ajansı'ndaki başyazarlık görevinden tamamen istifa ederek hayatının kalan kısmını yalnızca sanata vakfetmiştir.
Koyu Mor Gecelerin Ressamı ve Kuramsal Mirası
İhsan Cemal Karaburçak, Türk resminde fırçasını zaman içinde farklı biçimlerde imzalamasıyla da bilinmektedir. Sanatçı, meslek hayatı boyunca tablolarında kronolojik olarak şu dört farklı imza biçimini tercih etmiştir:
- 1930-1940 yılları arasında sadece Karaburçak imzasını kullanmıştır.
- 1940-1944 dönemindeki çalışmalarını İ. Karaburçak olarak imzalamasıyla bilinir.
- 1944-1952 yılları arasında ürettiği yapıtlara İ.C Karaburçak yazmıştır.
- 1952-1970 döneminde ise sadece İ.C.K yazmıştır.
Ressamın eser yelpazesi oldukça zengindir. Özellikle 1930'dan 1970 yılına kadar geçen kırk yıllık geniş zaman diliminde natürmort, portre, doğa manzaraları, gece görünümleri ve kent manzaralarının yanı sıra soyut çalışmalar da içeren zengin eserler üretmiştir. Ankara yöresinin koyu mor ve lacivert tonlar içinde geceye bürünen mistik atmosferini tuvaline aktarması, onun en belirgin sanatsal imzası haline gelmiştir. Sanatı entelektüel boyutta da beslemiştir. 1950 yılından itibaren çeşitli gazetelerde düzenli olarak resim eleştirileri ve sanat üzerine makaleler kaleme almıştır. Sanat kuramlarını yaygınlaştırmak amacıyla 1951'den başlayarak Sanat Anlayışı başlığını taşıyan özel broşürler yayımlamıştır. Bu yayınlar vasıtasıyla "Genç Arkadaşım" diye hitap ettiği genç sanat meraklılarına teorik bilgiler ve sanatsal görüşler aktarmıştır. Kendine has tarzıyla Türk resim sanatına damga vuran usta sanatçı, 10 Haziran 1970 tarihinde Ankara'da hayata gözlerini yumuştur. Geriye bıraktığı zengin kültürel miras, bugün de akademisyenler ve sanatseverler tarafından ilgiyle incelenmektedir.