Hüseyin Anka Özkan, 1909 senesinde Edirne'de hayata gözlerini açan, Türk heykel sanatının gelişiminde öncü bir rol üstlenmiş ve Cumhuriyet'in ilk kuşak heykeltıraşları arasında kendine saygın bir yer edinmiş değerli bir sanatçıdır. Usta sanatçı, özellikle Ankara'daki Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi bahçesindeki Mimar Sinan Anıtı ve Anıtkabir'deki heykelleriyle tanınır. 13 Eylül 2001 tarihinde vefat etmiştir. Sanat yaşamı boyunca figüre bağlı kalarak çalışmış ve antik klasik Yunan heykellerinden esinlenmiştir. Tasarımlarını bu estetik çizgide şekillendirmiştir.
Sanatla Tanışma ve İlk Eğitim Yılları
Özkan, ilk resim zevkini Edirne Öğretmen Okulu'nda eğitim gördüğü esnada buradaki resim öğretmeninden almıştır. Genç Hüseyin Anka'ya bu sanatsal zevki aşılayan kişi, değerli öğretmeni Ratip Aşir Acudoğu olmuştur. Öğretmen okulunu ziyaret eden Milli Eğitim Bakanı Mustafa Necati'nin dikkatini çekmesi, heykeltıraşın yaşamında yeni bir sayfa açmıştır. Bakanın bu özel ilgisi sayesinde, genç sanatçı İstanbul'a öğretmen olarak tayin edilmiştir. Bu atama, onun sanat eğitimi alabilmesinin önünü açmıştır. Böylece 1931 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü'ne kaydolma fırsatı bulmuştur.
Akademideki ilk yıllarında Osgan Efendi, İhsan Özsoy ve Mahir Tomruk gibi isimlerin öğrencisi olmuştur. Bu kıymetli ustalardan heykel sanatının temel tekniklerini öğrenmiştir. 1937 yılından sonra ise dünyaca ünlü Alman heykeltıraş Rudolf Belling'in atölyesinde dersler görmüştür. Belling'in modern yaklaşımları altında sanat vizyonunu geliştiren heykeltıraş, akademideki eğitimini 1940 yılında tamamlayarak mezun olmuştur. Okulu bitirdikten sonra çalışmalarını serbest olarak sürdürmeye karar vermiştir. Sanatçı, meslek hayatı boyunca genellikle anıtsal nitelikteki büyük heykeller üzerine yoğunlaşmıştır.
Anıtkabir Kabartmaları ve Mimar Sinan Siparişi
Hüseyin Anka Özkan, 1951 ve 1953 yılları arasında çok önemli bir ulusal projede görev almıştır. Bu dönemde, Rudolf Belling'in denetimi altında yürütülen Anıtkabir heykel tasarımlarına katılmıştır. Anıtkabir'in değişik yüzeylerinde ve mekanlarında bulunan heykel ile kabartma uygulamalarını gerçekleştiren heykeltıraşlar arasında yer alan sanatçı, buradaki çalışmalarıyla adını Türk sanat tarihine altın harflerle yazdırmıştır. Bu görev, onun anıtsal sanat alanındaki yetkinliğini gösteren en önemli çalışmalardan biridir.
Sanatçı, 1956 senesinde Türkiye Emlak ve Kredi Bankası'ndan son derece kıymetli bir sipariş almıştır. Bu sipariş, büyük Türk mimarı Mimar Sinan'ın heykeltıraş eliyle yapılan ilk heykelidir. Eser, bankanın talebi üzerine üretilmiştir. Özkan'ın büyük bir titizlikle tamamladığı bu son derece değerli anıtsal eser, Ankara'da yer alan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi binasının bahçesine yerleştirilerek halkın ziyaretine açılmıştır. Sanatçının figüratif üslubunu yansıtan bu anıt, Ankara'nın sembol sanat eserlerinden biri haline gelmiştir.
Anadolu'daki Atatürk Anıtları ve Yankı Heykeli
Özkan, 1960 sonrasındaki dönemde Türkiye'nin pek çok farklı yöresi için anıtsal Atatürk heykelleri üretmiştir. Anadolu'nun dört bir yanına yayılan bu eserler, onun sanatsal mirasının geniş kitlelere ulaşmasını sağlamıştır. Heykeltıraşın tasarladığı Atatürk anıtlarının yükseldiği kentler arasında şu şehirler de yer almaktadır:
- Van Atatürk Anıtı
- Aydın Atatürk Anıtı
- Antakya Atatürk Anıtı
- Manisa Atatürk Anıtı
- Trabzon Atatürk Anıtı
- Gönen Atatürk Anıtı
- İskenderun Atatürk Anıtı
- Diyarbakır Atatürk Anıtı
Sanat yaşamı boyunca genellikle figüre bağlı kalarak çalışan Özkan, Cumhuriyetin 50. yılı şerefine gerçekleştirdiği ve ilk ve tek soyut çalışması olan "Yankı" adlı heykeliyle farklı bir tarzı da başarıyla deneyimlemiştir. Bu modern yapıt, İstanbul'da Taksim ile Dolmabahçe yolunun kenarında konumlanan park alanında sergilenmektedir. Hüseyin Anka Özkan, bu eseriyle klasik tarzının ötesine geçebilen çok yönlü bir sanatçı olduğunu kanıtlamıştır.
