Hekimoğlu İsmail, asıl adıyla Ömer Okçu, 1932 yılında Erzincan'da dünyaya geldi. Dedesinin adından ilham alarak seçtiği müstear kimlikle Türk okuyucusuna tanınan yazar, aynı zamanda 20 yıl Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görev yapmış bir askeri kariyerin sahibidir. 30'dan fazla eser kaleme alan Okçu, 15 Ocak 2022'de İstanbul'da 90 yaşında hayatını kaybetti.
Askerlik Yılları ve Yetişme Dönemi
Erzincan'da ilk ve orta öğrenimini tamamlayan Ömer Okçu, ardından Astsubay Hazırlama Okulu'na kaydoldu. İstanbul Davutpaşa'daki Zırhlı Birlikler Okulu'nda tankçılık eğitimini bitirerek 1952'de astsubay rütbesiyle mezun oldu. İlk görevini Kartal Maltepe'deki 1. Zırhlı Birlikler Tugayı'nda Tank Astsubayı olarak sürdürdü.
1960'ta Hava Kuvvetleri'ne geçen Okçu, füzecilik alanında uzmanlaştı. Bu uzmanlık, onu defalarca yurt dışına taşıdı; askerlik hayatı boyunca 10'dan fazla kez Amerika Birleşik Devletleri'nde elektronik ve füze kurslarına katıldı. Çeşitli birliklerde sürdürdüğü görevi 1972'de emeklilikle noktalandı.
Ailesi yoksullukla erken tanışmıştı. Babası, İstiklal Savaşı'nda Kazım Karabekir Paşa emrinde dört yıl askerlik yapıp döndüğünde aldığı İstiklal Madalyası'nı satarak viran evini onardı. Anne ve babasının okuma yazması yoktu; kitapsız bir evde büyüyen Okçu, Arapça, İngilizce ve Osmanlıcayı kendi çabasıyla öğrendi. 1939 Erzincan Depremi'nde ablası, ağabeyi ve kardeşini kaybetti; anne, baba ve kendisi yaralı kurtuldu.
Dini Arayış ve Yazarlık Serüveni
1957, Okçu'nun yaşamında bir kırılma noktasıydı. O yıl ilk kez eline aldığı Kur'an'ı okumaya başlayıp bir daha bırakmadı. Kitaplarından tanıdığı Said Nursi ile yüz yüze görüşmek için Afyon'un Emirdağ ilçesine giderek onun talebeleri arasına girdi. 1970'lerin başında ise Fethullah Gülen ile tanışarak bu çevreyle de ilişki kurdu. Nurcu kimliği, ordu içinde birden fazla kez sorun yaşamasına yol açtı.
Asker olduğu için kimliğini gizleme zorunluluğu, Hekimoğlu İsmail müstear adının kalıcılaşmasını sağladı. 1967'de hem gazetecilik dünyasına adım attı hem de onu edebiyat tarihine geçirecek romanı Minyeli Abdullah'ı kaleme aldı. Roman, yayımlandığından bu yana 80 baskı yaparak Türk edebiyatının en fazla baskıya ulaşan eserlerinden biri oldu; 1989'da Bülent Oran'ın senaryosu ve Yücel Çakmaklı'nın yönetimiyle sinemaya da uyarlandı.
Gazetecilik, Yayıncılık ve Sonraki Yıllar
Haftalık İttihad gazetesiyle başlayan gazetecilik kariyeri, 1969-1974 yılları arasında Yeni Asya gazetesindeki köşe yazarlığıyla derinleşti. 1975'te Sur Dergisi'ni çıkardı; aynı yıl Türdav'ın, 1982'de ise Timaş Yayınları'nın kurucu kadrosunda yer aldı. 1988'den itibaren Zaman gazetesinde makaleleri yayımlandı. Harran Üniversitesi kendisine Edebiyat Doktoru unvanı verdi.
1992'de Zaman'da yayımlanan bir yazısı, İmam Hatip Lisesi mezunlarının Harp Okulu sınavlarına kabul edilmemesini konu alıyordu. TCK'nın 159. maddesi kapsamında yargılanan Okçu, bir yıl hapis cezasına çarptırıldı ve 72 gün cezaevinde kaldı. Pek çok yazarın beraat ettiği ya da denetime girmediği bir dönemde bu mahkûmiyet, onun kamuoyundaki profilini güçlendirdi.
2002'de geçirdiği felç sol bacağını ve sol elini olumsuz etkiledi. 1959'da Şermin Hanım ile evlenen, Osman ve Ayşe adında iki çocuk babası olan Okçu, tankçılıktan kalan alışkanlıkla son yıllarına dek bere takdı. Aralarında roman, hikâye, deneme ve derlemenin bulunduğu 30'u aşkın eser bıraktı.
- Minyeli Abdullah (roman)
- Maznun (roman)
- Sibel (roman)
- Bir Deliyle Evlendim
- Güneşi Arayan Adam
- Derdimi Seviyorum (5 cilt)
- 100 Soruda Bediüzzaman Said Nursi
- İlimler ve Yorumlar (Hasan Hüseyin Korkmaz ile)
