Moleküler biyoloji ve genetik alanındaki başarılarıyla dünyaca tanınan Türk akademisyen Hande Özdinler, ALS hastalığı üzerine gerçekleştirdiği çığır açan bilimsel araştırmalarıyla tıp dünyasında önemli bir yer edinmiştir. Lisans ve doktora eğitimlerini Boğaziçi Üniversitesinde tamamlayan Özdinler, yaşadığı kişisel bir trajedinin ardından yönünü sinir bilim ve nöroloji çalşmalarına çevirmiştir. Bu dönüm noktasıyla birlikte Harvard Üniversitesinden Northwestern Üniversitesine uzanan prestijli bir akademik kariyer inşa etmiştir. ABD'de kendi adını taşıyan modern bir laboratuvar kuran başarılı bilim insanı, hem yurt dışındaki laboratuvarında hem de ülkesinde ALS alanındaki araştırma laboratuvarlarının kurulmasını destekleyerek genç araştırmacılara ışık tutmaktadır.
Boğaziçi'nden Amerika'ya Uzanan Eğitim Yolculuğu
Hande Özdinler, akademik yaşamının temellerini Türkiye'nin en prestijli kurumlarından biri olan Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünde atmıştır. Burada lisans eğitimini başarıyla tamamladı. Ardından yüksek lisans ve doktora derecelerini aldı. Eğitim hayatındaki başarıları onu Amerika Birleşik Devletleri'ne taşımıştır. ABD'ye doktora sonrası araştırmalarını yürütmek amacıyla yerleşen Özdinler, 2002 senesinde New Orleans şehrinde bulunan Louisiana Devlet Üniversitesi Healthy Sciences Center (LSUHSC) bünyesinde Hücre Biyolojisi, Anatomi ve Sinir Bilimleri dalında doktora sonrası çalşmalarına başlamıştır. Boğaziçi'ndeki lisans, yüksek lisans ve doktora yıllarının ardından New Orleans'ta gerçekleştirdiğı doktora sonrası araştırmaları onun bilim dünyasındaki vizyonunu derinleştirmiştir. Burada kazandığı hücre biyolojisi, anatomi ve sinir bilimleri alanındaki tecrübeler, sonraki yıllarda yapacağı çalşmalara zemin hazırlamıştır. Bu önemli dönem akademik açıdan oldukça belirleyici olmuştur.
Amerika'daki çalşmaları sırasında kardeşinin ani beyin ölümü haberini alan akademisyen, bu büyük kaybın ardından bilimsel odağını tümüyle değiştirmiştir. Kardeşinin vefatının üzerine yaşadığı acıyı insanlığa faydalı bir mücadeleye dönüştürerek sinir bilim ve nöroloji alanlarına yönelme kararı almıştır. Bu zorlu yönelişte Türk profesör Reha Erzurumlu'nun verdiği büyük destek en önemli motivasyon kaynaklarından biri olmuştur. Harvard Tıp Fakültesinde araştırmacı olarak görev yaptı. Buradaki çalşmaları bilimsel yetkinliğini üst düzeye taşımıştır.
ALS Laboratuvarı ve Parkinson Geni Keşfi
Harvard'daki başarılı çalşmalarının ardından Northwestern Üniversitesinde akademisyen oldu. Chicago'da bulunan bu seçkin kurumda, ALS hastalığını çözüme kavuşturmak üzere kendi adını taşıyan özel bir araştırma laboratuvarının kuruluşuna öncülük etmiştir. Kurucusu olduğu bu laboratuvarda meslektaşlarıyla birlikte çalşmalarını sürdürün bilim insanı, Parkinson hastalığı ile ilişkili olan özel bir genin yokluğunun, beyindeki motor nöronları yoğun bir baskı altında bırakarak nörodejenerasyona yol açtığını saptamıştır. Northwestern Üniversitesinde kurduğu bu özel laboratuvar, motor nöron hastalıkları üzerine çalşma yürüten diğer merkezlere de örnek olmaktadır. Bu merkezde yürütülen ileri düzey çalşmalar, hastalığın çözümüne dair önemli ipuçları sunmaktadır.
Fareler üzerinde gerçekleştirilen deneylerde, gen kaybı yaşayan deneklerin üst motor nöronlarında belirgin ve ayırıcı bir zayıflama tespit edilmiştir. Bu önemli nöronların yıkım sürecine, hücre içindeki protein kalite kontrol mekanizması olan endoplazmik retikulum bölgesindeki stres belirtilerinin eşlik ettiği görülmüştür. Bu durumun ise söz konusu tehlikeli hastalığın ilerlemesinde temel faktör olduğu anlaşılmıştır. Türkiye'de üç laboratuvarın kurulmasını destekledi. Türkiye'de ALS araştırmalarının geliştirilmesi ve yaygınlaşması adına bu önemli bilimsel gelişmelere büyük katkı sağlamıştır.
Sanat ve Toplumsal Katkıları
Kendisi sanatla da yakından ilgilendi. Hayatını kaybeden ressam kardeşinin anısından ilham alarak geleneksel ebru sanatı üzerinde de çalşmalar yürütmüştür. Klasik ebruya yenilikçi bir bakış açısı getiren akademisyen, geliştirdiği üç boyutlu ebru tekniğiyle prestijli sanat dergilerinde geniş yankı uyandırmıştır. Geliştirdiği üç boyutlu ebru tekniğiyle sanat dünyasında dikkat çeken Özdinler, bilimin rasyonelliği ile sanatın yaratıcılığını buluşturmuştur. Kendisi, hem akademik hem de sanatsal yönleriyle çok yönlü bir bilim insanı portresi çizmektedir. Toplumsal sorumluluk bilinciyle de hareket eden başarılı bilim insanı, ABD'de eşiyle birlikte kurduğu sanat vakfı aracılığıyla ihtiyaç sahibi öğrencilere burs sağlamaktadır. Kurulan bu sanat vakfı çok sayıda öğrenciye yeni kapılar açmaktadır.