Türk tiyatro ve sinema tarihinin en önemli dönüm noktalarından birine imza atan Hüseyin Şadi Karagözoğlu, 1881 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. Sahne adıyla Fikret Şadi olarak da anılan sanatçı, ülkenin ilk gülmece filmlerini yazıp yöneterek yerli güzel sanatlar tarihine adını yazdırmıştır. Hem beyaz perdede hem de tiyatro sahnelerinde canlandırdığı Bican Efendi karakteriyle toplumsal bellekte yer edinen usta aktör, yaşamı boyunca özgün eserler üretmek için mücadele etmiştir. İşgal altındaki bir şehirde İstanbullulara moral aşılamak amacıyla yola çıkan yaratıcı deha, sinemanın eşsiz gücünü kullanarak komedi türünün temellerini atmıştır.
Galatasaray Lisesi'nden Sahne Işıklarına
Asıl adı Hüseyin olan genç yeteneğin sanatla tanışması, eğitim gördüğü Galatasaray Lisesi sıralarında gerçekleşti. Mektep yıllarında Ahmet Refet Muvahhit, Refik Halit ve Refi' Cevat gibi isimlerle omuz omuza vererek tiyatro oyunlarında rol aldı. Okul bittikten sonra da sahne tozunu yutmaya devam eden sanatçı, profesyonel hayatında Fikret adını tercih etti. İkinci Meşrutiyet dönemiyle beraber tiyatro dünyası hareketlenirken, o da Reşat Rıdvan Bey ile İbnürrefik Ahmet Nuri'nin öncülüğündeki profesyonel kadroya katıldı. 1910 yılında Burhaneddin Bey Topluluğu çatısı altında geniş kapsamlı bir Rumeli turnesine çıktı.
Turneden sonra bu ekipten ayrılan sanatçı, geçimini sağlamak adına bir süre Polis Müdürlüğü Yazı İşleri departmanında kâtip olarak çalıştı. Ancak sahne aşkı ağır bastı ve kısa zaman sonra Donanma Cemiyeti Tiyatro Heyeti bünyesinde oyunculuğa döndü. Cihan Harbi'nin patlak vermesiyle birlikte askere alınan aktör, vatan görevini tamamladıktan sonra Dârülbedayi kadrosuna girdi. Burada sahneye koyulan yapımlarda önemli roller üstlendi. Ne var ki, 24 Aralık 1917 tarihinde yönetim kurulu tarafından Muhsin Ertuğrul ile beraber dikbaşlılık gerekçe gösterilerek görevine son verildi. Yaşanan bu gerginliğin ardından, yaklaşık bir ay sonra kuruma yeniden kabul edildi.
Bican Efendi Efsanesi ve Türk Sinemasında Komedi Devrimi
Sanatçının kariyerindeki asıl kırılma noktası, Fransız yazar Daniel Riche'nin 'Le Pretexte' (Bahane) adlı eserinden uyarlanan Hisse-i Şayia piyesindeki performansı oldu. İbnürrefik Ahmet Nuri'nin yerelleştirdiği bu oyundaki Bican Efendi karakteri, onun oyunculuk gücüyle birleşince adeta devleşti. Karakter seyirciden büyük ilgi gördü. Bu isim, sanatçının ömrü boyunca taşıyacağı lakabı oldu. İşgal altındaki zorlu İstanbul yıllarında seyircilere bir parça tebessüm sunmak isteyen sanatçı, beyaz perdede izlediği bir Charlie Chaplin yapıtından ilham alarak kendi özgün mizah tiplemesini yaratmak üzere kolları sıvamıştır. Bican Efendi tiplemesini beyaz perdeye taşıyarak kısa, hareketli ve mizahi hikâyeler çekmeyi hedefledi.
Malûl Gaziler Cemiyeti adına çekilen bu yapımlarda Hüseyin Şadi, senaryodan yönetmenliğe ve başrole kadar her aşamayı tek başına üstlendi. Türk sinema tarihinin ilk komedi dizisi olma özelliği taşıyan bu yapıtlar, izleyicilerden yoğun ilgi gördü. Döneminin sinema anlayışına yeni bir soluk getiren seri şu kısa filmlerden oluşuyordu:
- Bican Efendi Mektep Hocası
- Bican Efendi'nin Rüyası
- Bican Efendi Vekilharç
- Bican Efendi Damat
Bu tarihi serüvede kendisi gibi sahne sanatçısı olan eşi Şehper Hanım (gerçek adıyla Zabel) da onunla birlikte kamera karşısına geçti. Sanatçı çiftin Gazanfer adında bir çocukları oldu.
Milli Sahne ve Perdenin Kapanışı
Cumhuriyetin ilanından sonra kurulan ilk özel tiyatro topluluklarından olan turne ekibi Milli Sahne'nin kuruculuğunu üstlenen Fikret Şadi, Türk tiyatrosunun çağdaşlaşma ve kurumsallaşma süreçlerinde son derece aktif roller oynamış kıymetli bir şahsiyettir. Kurduğu Türk Tiyatrosunu Himaye Cemiyeti vasıtasıyla devletten maddi destek almayı başaran sanatçı, aynı zamanda bu alanda kamu yardımı alan ilk özel topluluk lideri oldu. Bu yönüyle tiyatro işletmeciliğinde tarihi bir ilke imza attı. Ancak bu iddialı oluşum kısa süre sonra dağıldı. Sağlık sorunlarıyla mücadele eden usta oyuncu, kalbindeki rahatsızlık nedeniyle 1927 yılında aktif sahne yaşamını sonlandırmak zorunda kaldı. Sahneyi bıraktıktan sonra Ferah Tiyatrosu'nu kiraladı. Burayı sinema salonu olarak işletti. Türk komedisinin bu unutulmaz ismi, 29 Aralık 1941 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yumdu.
