Türk mimarlık tarihinin seçkin isimlerinden biri olan Erkal Güngören, 1934 yılında İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Hayatı boyunca hem akademik alanda hem de pratik mimari projelerde önemli izler bırakan sanatçı, Cumhuriyet'in değerlerini yansıtan tasarımlarıyla ve yetiştirdiği öğrencilerle ülkenin kültür dünyasına yön verdi. 2002 senesinde yine doğduğu şehirde hayata veda eden Güngören, ardında bıraktığı anıtlar, eğitim birimleri ve zengin mesleki arşiviyle Türk sanat ve mimarlık camiasında saygın bir figür olarak yaşamaya devam etmektedir.
Akademik Eğitim ve Avrupa Deneyimi
Güngören, mimarlık yolculuğunun temelini 1954 ile 1960 yılları arasında eğitim gördüğü İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde attı. İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi'nde aldığı mimarlık eğitimi, onun tasarım felsefesinin şekillenmesinde en önemli aşamalardan biriydi. 1954 yılında girdiği bu köklü kurumda altı yıl boyunca teorik ve pratik dersler alarak kendisini geliştirdi ve 1960 yılında başarıyla mezun oldu. Akademiden sonra yurt dışı deneyimi edinmek isteyen Güngören, 1961-1962 yılları arasında İtalya'nın tasarım merkezlerinden Milano'da faaliyet gösteren Studio Adorno Brini Mimarlık Bürosu bünyesinde görev aldı. Buradaki çalışmalarının ardından Fransa'ya geçti ve 1962-1967 yılları arasında Paris'teki çeşitli mimarlık ofislerinde çalışarak Avrupa mimarlık ekolünü yakından inceleme fırsatı buldu.
Ödüllü Tasarımlar ve Anıtsal Eserler
Yurda döndükten sonra ortak çalışmalara imza atan mimar, 1968 yılında Mustafa Aslan Aslaner ve Sümer Gürel ile bir araya geldi. Birlikte hazırladıkları proje, Bayındırlık Bakanlığı'nın düzenlediği Artvin Hükûmet Konağı yarışmasında jürinin beğenisini kazanarak birinci seçildi. Eserlerin en bilineni, İzmir Karşıyaka'daki anıtsal çalışmadır. Cumhuriyet'in ilan edilişinin 50. yıl dönümü anısına inşa edilecek anıt için açılan yarışmaya katılan tasarım ekibinde yer aldı. Atatürk Anıtı Yaptırma ve İlkelerini Yaşatma Cemiyeti tarafından organize edilen bu yarışmada ekip olarak birincilik ödülünü kazandılar. Yapımı tamamlanan Atatürk, Annesi ve Kadın Hakları Anıtı, uzun yıllar İzmir'in simge yapılarından biri olarak varlığını sürdürdü. Ancak bu anıtsal eser, 2017 senesinde kamuoyunda çeşitli tartışmalara yol açan bir sürecin ardından yıkıldı.
Akademide Öncü Adımlar ve Mirası
Güngören, akademisyen kimliğiyle disiplinler arası etkileşimi savundu. 1980 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde, plastik sanatlar alanında müziğin kullanımını ele alan önemli bir akademik çalışmaya imza attı. Sunmuş olduğu 'Plastik Sanatlar Eğitiminde Müzikten Yararlanma Zorunluluğu, Gerekçeleri ve Örnekleri' isimli yeterlilik tezi, onun sanatsal eğitim anlayışının derinliğini gösteren en önemli belgelerden biridir. Güngören, 1971 yılından 1982 yılına kadar İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Üniversitesi kadrosunda öğretim görevlisi olarak genç mimar ve sanatçı adaylarını yetiştirdi. Bu adım, sanat eğitimi tarihi açısından bir devrimdi. Döneminin öncü isimleriyle bir araya gelerek Temel Sanat Eğitimi Birimi'nin kurulmasını sağladı. Birimin kurulmasında Güngören ile birlikte şu sanatçılar rol oynamıştır:
- Altan Gürman
- Özer Kabaş
- 'Aloş' lakabıyla tanınan Ali Teoman Germaner
Akademideki kurucu rolünü ilerleyen yıllarda da sürdüren Güngören, 1997-1999 yılları arasında Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde Sanat ve Teknolojisi Fakültesi'nin hayata geçirilmesinde de aktif rol üstlendi. Bu süreç, onun eğitime verdiği değerin göstergesidir. Değerli mimar, 2002 yılında İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Güngören'in 1960 ile 2000 yılları arasını kapsayan kırk yıllık aktif meslek yaşamına ait tüm belgeler, çizimler, ders notları ve fotoğraflardan oluşan zengin koleksiyonu günümüzde de korunmaktadır. Bu arşiv, dijital olarak erişim sunan SALT Araştırma Mimarlık ve Tasarım Arşivi bünyesinde araştırmacılar ve sanatseverler için saklanmaya devam etmektedir.