Eren Keskin, 24 Nisan 1959’da Bursa’da dünyaya gelmiş; otuz yılı aşkın süre boyunca Türkiye’de Kürtlerin, kadınların ve LGBTi+ bireylerinin temel hakları için mücadele etmiş bir insan hakları avukatı ve aktivistidir. Tam adı Emire Eren Keskin olan avukat, baba tarafından Kürt, anne tarafından Çerkes kökenlidir; annesi Fatma Sevgi Keskin’dir. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) Eş Genel Başkanı sıfatıyla sivil toplum alanının merkezinde yer almakta, aynı zamanda Türkiye’de devlet tarafından uygulanan cinsel işkenceye karşı yürüttüğü öncü çalışmalarla uluslararası kamuoyunda tanınmaktadır.
Hukuk Yolculuğunun Başlangıcı
Keskin, avukat olmaya karar verdiğini ortaokul yıllarına dayandırır. 6 Mayıs 1972’de Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Ankara’da idam edilmesinin ardından genç Eren, “Böyle insanları savunacağım” diye düşündüğünü anlatır. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1984’te mezun olan Keskin, beş yıl sonra, 1989’da İnsan Hakları Derneği’ne katıldı. Uzun yıllar İHD İstanbul Şube Başkanlığı görevini sürdürdü, genel merkezde başkan yardımcılığı yaptı; zaman içinde dernekin Eş Genel Başkanlığına yükselen ilk isimlerden biri oldu.
Sivil toplumu güçlendirme çabası bununla sınırlı kalmadı. 1994’te kurulan ve insan hakları ihlallerini araştırma misyonuyla hareket eden TOHAV (Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı)’nın kurucuları arasında yer aldı. Aynı dönemde işkence mağdurlarının rehabilitasyonuyla ilgilenen Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV)’nı da kurucu üyeler arasında imzaladı.
Gözaltında Cinsel Şiddete Karşı Mücadele
1995’te Özgür Gündem gazetesinde yayımlanan bir yazısında “Kürdistan” sözcüğünü kullandığı gerekçesiyle 30 ay hapis ve 250 milyon TL para cezasına çarptırıldı; altı ay Bayrampaşa Cezaevi’nde kaldı. O hücrelerde, devlet gücü tarafından sistematik çıplak aramaya, cinsel saldırıya ve tecavüze maruz bırakılan kadınlarla yüz yüze geldi. Bu tanıklık, kariyerinin seyrini bütünüyle değiştirdi.
1997’de cezaevinden çıkışının hemen ardından Alman aktivist Jutta Hermans ile ortaklaşarak, gözaltındaki kadınlara hukuki destek sağlamayı hedefleyen bir proje oluşturdu. Bu proje kısa sürede somut bir yapıya dönüştü: Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze Karşı Hukuki Yardım Bürosu. Keskin, büronun kurucusu olarak o tarihten bu yana çalışmalarını sürdürmektedir.
Mücadelesi yine de bedelsiz kalmadı. 1994’te ve 2001’de doğrudan saldırıya uğradı; bir köşe yazarı onu kamuoyu önünde tecavüzle tehdit etti. İstanbul Barosu, 2003’te bir gazete yazısında gene “Kürdistan” kelimesini kullandığı için avukatlık ruhsatını bir yıl askıya aldı.
Davalar, Baskılar ve Uluslararası Tanınırlık
Keskin, 2013-2016 yılları arasında kapatılan Özgür Gündem’e dayanışma amacıyla yazı işleri müdürlüğü üstlendi. Bu sembolik görev, hakkında “Türk milletini aşağılamak” ve “cumhurbaşkanına hakaret” iddialarıyla 140’tan fazla davanın açılmasına yol açtı; sonuçta 12,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İstinaf aşaması devam ederken temyize kadar serbest kalan Keskin için uygulanan yurt dışı çıkış yasağı, 10 Ekim 2018’de kaldırıldı. 2006’da Silahlı Kuvvetlere hakaret iddiasıyla TCK 301 kapsamında verilen 10 aylık hapis cezası para cezasına çevrilmişti; Keskin “Bu parayı ödeyerek özgürlüğümü satın almayacağım” diyerek reddetmiş, bunun üzerine İHD’nin başlattığı dayanışma kampanyasına 8.876 kişi imza atmıştı.
Kariyerı boyunca aldığı uluslararası ödüller, dünya kamuoyunun bu mücadeleyi ne denli ciddiye aldığını göstermektedir:
- 2004 – Aachen Barış Ödülü
- 2005 – Theodor Haecker Politik Cesaret ve Dürüstlük Ödülü
- 2017 – Uluslararası Hrant Dink Ödülü
- 2019 – Martin Ennals Ödülü
- 2023 – Olof Palme Ödülü
Keskin, avukat olarak Abdullah Öcalan’ın ve 7 Ağustos 1982 Esenboğa Havalimanı saldırısının failı ASALA milistanlardan Levon Ekmekçıyan’ın ailesinin davalarını da üstlendi; bu tercihler Türkiye’de onu kamuoyunun tartışma merkezine taşıdı. Baskı, hapis ve tehdit döngüsü onu yıldırmadı; İHD Eş Genel Başkanı olarak sürdürdüğü çalışmalarla Türkiye’nin en çok tanınan insan hakları savunucuları arasındaki yerini korumaktadır.
