Elif Naci, 10 Ağustos 1898'de Çanakkale'nin Gelibolu ilçesinde dünyaya geldi. İzlenimcilikten soyut resme uzanan sanat yolculuğu, Türkiye'nin modernleşme dönemiyle paralel ilerledi; ressam, müzeci ve gazeteci kimlikleri onun yaşamında iç içe geçti. 8 Mayıs 1987'de İstanbul'da hayatını kaybetti.
Eğitim ve Savaş Yılları
Babası Miralay Hüsnü Bey'in görevi nedeniyle ilköğrenimine 1905'te Edirne'de başlayan Elif Naci, ailesinin İstanbul'a taşınmasıyla Ayasofya Rüşdiyesi ve Vefa Sultanisi'nde öğrenimini sürdürdü. Lise yıllarında aynı sıralarda Hasan Ali Yücel, Peyami Safa, Yusuf Ziya Ortaç ve Ekrem Hakkı Ayverdi ile ders gördü.
1914'te Sanayi-i Nefise Mektebi Resim Bölümü'ne kaydolan Naci, okula başlamasından kısa süre sonra patlak veren I. Dünya Savaşı'na on yedi yaşında asker olarak katılmak zorunda kaldı. Dört yıl süren askerlik görevinin ardından terhis edilince akademisine döndü ve İbrahim Çallı'nın atölyesinde çalıştı. 1928'de mezun oldu.
Müzecilik ve Gazetecilik
Akademiden mezun olur olmaz Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nde müdür yardımcılığına, ardından müdürlüğe atandı. Bu dönemde tuvallerine Arap harfleri ve Türk motifleri taşıdı; müzecilik deneyimi sanat anlayışını doğrudan biçimlendirdi.
Öğrencilik yıllarından itibaren İleri, İkdam, İfham, Milliyet, Tan ve Son Telgraf gazetelerinde çalışan Naci, 1937'den itibaren Cumhuriyet Gazetesi'ne geçerek arşivi kırk yıl boyunca yönetti. Zamanla sanat eleştirisi yazıları da kaleme aldı ve keskin bir polemist olarak tanındı.
D Grubu ve Sanatsal Dönüşüm
1933'te Nurullah Berk, Zeki Faik İzer, Cemal Tollu, Abidin Dino ve heykeltıraş Zühtü Müridoğlu ile birlikte D Grubu'nun kurucu üyeleri arasında yer aldı. Grubun adı, Türkiye'deki dördüncü sanat topluluğunu simgeleyen ve alfabenin dördüncü harfi olan 'd'den geliyordu. Ekim 1933'te açılan ilk sergi, Elif Naci'yi Türk sanat kamuoyuna güçlü biçimde tanıttı; grup, 1947'deki dağılışına dek on beş sergi daha gerçekleştirdi.
Öğrencilik döneminde izlenimciliğin etkisiyle ev içi sahnelere odaklanan Naci, D Grubu sürecinde soyuta yöneldi. Paul Klee ve Georges Braque gibi çağdaş Batılı ressamların yanı sıra Hafız Osman ve Mehmet Esat gibi hat ustalarından etkilendi. 1940'lardan sonra ise Batı etkisinden uzaklaşarak hat sanatı soyutlamalarını merkeze taşıdı. Ressam Cemal Tollu, onu "resimleriyle şiir yazan, Avrupa tesirinden uzak yerli bir sanatçı" olarak nitelendirdi.
Yurt içindeki sergilerinin yanı sıra Budapeşte, Atina, Bükreş, Moskova, Brüksel, Londra ve Paris'te karma sergilere katıldı. 1939'daki ilk devlet sergisine bir Atatürk portesiyle dahil olan sanatçı, 1953'te Fatih Müzesi'ne, bir yıl sonra Topkapı Sarayı Müzesi'ne atandı; 1963'te emekliye ayrıldı.
Kaleme aldığı kitaplar arasında şunlar yer alır:
- On Yılda Resim 1923–1933 (1933)
- Şarkta Resim (1943)
- Elif'in 60 Yılı, Resimde ve Basında (1976)
- Anılardan Damlalar (1981)
1982'de Devlet Onur Plaketi'ne layık görülen Naci, 1984'te İstanbul Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nden ayrı ayrı ödül ve belgeler aldı. 60. sanat yılında düzenlenen jübile, onun hem resim hem basın dünyasındaki çift kimliğini bir kez daha gözler önüne serdi.
