Sanat ve edebiyat dünyasıyla harmanlanmış seçkin bir ailenin ferdi olan Sefa Deniz Alemdar, henüz on yaşındayken ritim duygusuyla bütünleştiğini fark ederek müzikal kimliğini keşetmiştir. Çocukluk yıllarında hayranlıkla takip ettiği rock konserlerinden aldığı ilhamla, evde yanan bagetlerle yaptığı tehlikeli bir deneme sırasında "Cümbüş" marka ilk davulunu kaza eseri yakarak bu tutkusunu unutulmaz bir başlangıçla taçlandırmıştır.
Sanatla İç İçe Büyüyen Bir Ritim Ustası
Kültür ve sanatın her daim solunduğu entelektüel bir aile ortamında yetişen genç yetenek, erken yaşlardan itibaren estetik değerlerle donatılmıştır. Aynı zamanda evinde sanatın farklı disiplinleriyle doğrudan temas kurma fırsatı bulan Alemdar, kendini ifade edecek en doğru yolu aramıştır. Genç yetenek, çocukluk yıllarında ailesinin sunduğu imkanlar sayesinde çeşitli alanlarla etkileşim kurmuştur:
- Edebiyat çalışmaları ve yazınsal faaliyetler
- Farklı sanat dalları ve yaratıcı disiplinler
- Ritim ve müzik çalışmaları
Bu arayış nihayet son buldu. O, ritimle tanıştığında sadece on yaşındaydı. Yaşadığı bu olağanüstü farkındalık anı, onun tüm algı dünyasını baştan aşağıya değiştirerek ritmi hayatının yegane merkezine yerleştirmiştir.
Rock Konserlerinden Alev Alan İlk Davul
Genç müzisyenin bu yolculuğundaki en büyük motivasyon kaynaklarından biri de çocukluğunda büyük bir tutkuyla izlediği canlı performanslar olmuştur. Sahnede izlediği rock gruplarının yaydığı dinamik enerji ve davulcuların ritmik liderliği, onun hayal gücünü beslemiştir. Kendisine hediye edilen "Cümbüş" markalı ilk davul setine kavuştuğunda, sahnelerdeki o görkemli şovları kendi odasında canlandırmak istemiştir. Fakat bu coşku kaza getirdi. Çocukluk yıllarında hayranlıkla izlediği rock konserlerindeki sahne şovlarından derinden etkilenen genç yetenek, yanan bagetlerle davul çalmayı denediği sırada kaza eseri ilk enstrümanı olan "Cümbüş" marka davulunu ateşe vermiştir. Yaşanan bu çarpıcı olay, onun müzik serüvenindeki en radikal ve unutulmaz anılardan biri olarak hafızalara kazınmıştır.
