Anadolu'nun köklü sözlü kültürünü sazıyla ve sözüyle geleceğe başarıyla taşıyan Davut Sulari, gerçek ismiyle Davut Ağbaba, geleneksel değerleri yaşatan Türk halk müziğinin en kıymetli temsilcilerinden biridir. Erzincan ilinin Tercan ilçesine bağlı Çayırlı köyünde dünyaya gelen ozan, ömrü boyunca bağlama çalarak âşıklık geleneğini yaşatmıştır. Şiirlerini geleneksel formlar içinde eriterek benzersiz eserler üreten sanatçı, 1940'lı yıllardan itibaren radyo dalgaları vasıtasıyla sesini tüm ülkeye duyurmaya başlamıştır. Kendine has tarzıyla ve kültürel birikimiyle dikkat çeken müzisyen, Anadolu topraklarının her köşesine müziğini ulaştırmayı gaye edinmiştir.
Radyo Yılları ve Anadolu Seyahatleri
Halk ozanlığı geleneğinin en dinamik dönemlerinden birine tanıklık eden sanatçının profesyonel müzik yolculuğu, 1940'lı senelerin son diliminde radyo sanatçılığıyla resmiyet kazandı. Mikrofon arkasındaki performansı sayesinde geniş kitlelerin takdirini toplayan Davut Sulari, ilerleyen süreçte durağan bir yaşamı reddetti. Zengin kültürel mirası halkla doğrudan paylaşmak adına yollara koyuldu. Anadolu insanıyla buluşmak adına at sırtında uzun yolculuklara çıkan sanatçı, şehir şehir gezerek toplumsal belleğe katkı sundu. Ulaştığı her yörede yerel halkla bütünleşti. Ülkenin dört bir yanındaki illeri bu şekilde ziyaret eden ozan, köy meydanlarında ve şehir merkezlerinde sanatını icra etti.
Gezginlik ruhunu gelenekle birleştiren sanatçı, gittiği her yerde şu performans türlerini sergiledi:
- Geleneksel motiflerle bezeli türkü yorumları
- Duygu yüklü ve lirik güzelleme örnekleri
- Zeka ve doğaçlama yeteneğini gösteren atışma gösterileri
Sazı omuzunda, atı üzerinde geçen bu yolculuklar, halk kültürü araştırmaları açısından da büyük bir değer taşır. Sanatçı, gezdiği coğrafyalarda sadece kendi eserlerini seslendirmekle kalmamış, aynı zamanda âşıklık geleneğini yayılmasına da öncülük etmiştir. Ozan, bağlamasıyla özdeşleşmiş bir isimdir.
Plak Dönemi ve Uluslararası Konserler
Müzik endüstrisinin canlandığı 1960'lı yıllarda, ünlü ozan stüdyo çalışmalarına ağırlık vermeye başladı. 1960'lı yıllara gelindiğinde müzik piyasasında yaşanan teknolojik gelişmelerle birlikte eserlerini plaklara aktaran sanatçı, çıkardığı 45'lik plaklar ve albümlerle adını tüm Türkiye'ye duyurmayı başardı. Eserleri büyük beğeni topladı. Sanatçının stüdyoda ürettiği bu başarılı çalışmalar kısa sürede çok geniş kitlelere ulaştı. Zamanla ünü ülke sınırlarını aşan halk ozanı, 1970'li yıllardan itibaren yurt dışı faaliyetlerine yöneldi. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde düzenlenen büyük konserlerde sahne alarak gurbetçilerle ve yabancı dinleyicilerle buluştu. Yurt dışındaki bu büyük ve coşkulu konserler müzikseverler tarafından oldukça yoğun ilgiyle karşılandı.
Kültürel etkileşimi sadece Batı dünyasıyla sınırlı tutmayan sanatçı, komşu coğrafyalara da seyahatler düzenledi. Ortadoğu ülkelerinde gerçekleştirilen çeşitli halk müziği organizasyonlarında yer alarak yerel halkla kültürel köprüler kuran ozan, bu bölgelerdeki müzik sevdalılarıyla bir araya gelerek geleneksel ezgileri paylaştı. Sınır ötesi seyahatler sanatçının müzikal vizyonunu zenginleştirirken, komşu ülkelerle kültürel dostluk bağlarının güçlenmesine de katkı sağladı. Ortak duygular müzik aracılığıyla dile getirildi.
Bu kapsamda ziyaret ettiği ülkeler şunlardır:
- Müzik etkinliklerinde aktif rol aldığı İran
- Kültürel paylaşımlarda bulunduğu Irak
- Ezgi alışverişi gerçekleştirdiği Suriye
Doğu ülkelerinde etkinliklere katıldı. Davut Sulari, icra ettiği türküler, yazdığı şiirler ve kendine özgü tavrıyla Türk halk müziğinde kalıcı izler bırakan bir çınar olmuştur.
