Osmanlı'nın son döneminde yetişen ve ömrünü vatanına adayan Cemal Öğüt, Rumeli topraklarında başlayan ve İstanbul'da nihayete eren yaşamı boyunca çok yönlü bir portre çizmiştir. Ömrü boyunca şu temel alanlarda önemli çalışmalar yürütmüştür:
- Müderrislerden aldığı eğitimle dini ilimler ve hafızlık,
- Dârülfünun mezuniyetiyle birlikte hukuki ve idari faaliyetler,
- Yazarlık ve tercüme çalışmalarıyla zengin bir edebi üretim.
1887 yılında Alasonya kasabasında dünyaya gelen yazar, 1966 yılında İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. İstanbul'un işgal yıllarında Beşiktaş'taki evini âdeta bir karargaha dönüştürerek Anadolu'daki mücadeleye destek sağladı. Ayrıca ardında bıraktığı kütüphanesi ve eserleriyle kültür tarihimizde derin bir iz bıraktı.
Alasonya'dan İstanbul'a Uzanan İlim Yolculuğu
Osmanlı'nın Rumeli'yi fethinin ardından Konya'dan göç ettirilerek Alasonya'ya yerleştirilen köklü bir aileye mensup olan Öğüt, çocukluk ve gençlik yıllarını geçirdiği bu topraklarda ilk eğitim basamaklarını başarıyla tırmanmıştür. İlim öğrenmeye olan tutkusu sayesinde Müderris Ömer Hulûsi Efendi'nin rahle-i tedrisinden geçti. Ondan Arap dili ve edebiyatı dersleri alarak kendi eğitimini en güzel şekilde zenginleştirdi. Genç yaşında hafızlık eğitimini de başarıyla tamamlayarak akranlarının önüne geçti.
Orta ve lise öğrenimini doğup büyüdüğü Alasonya'da tamamladıktan sonra İstanbul'a yöneldi. Hukuk alanına duyduğu ilgi, onu dönemin en saygın kurumu olan Dârülfünun'a taşıdı. Burada sürdürdüğü başarılı eğitimin ardından, 1903 yılında Dârülfünun Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Aldığı bu eğitim, onun dini ve toplumsal meselelerde analitik bir bakış kazanmasını sağladı.
Milli Mücadele Dönemi ve Beşiktaş'taki Gizli Karargah
Vatanın işgal altında olduğu zor günlerde, Cemal Öğüt aktif sorumluluk üstlendi. Anadolu'da alevlenen Milli Mücadele'ye İstanbul'dan destek ulaştırmak amacıyla büyük gayret gösteren vatansever hukukçu, Müdâfaa-i Milliye Cemiyeti'nin İstanbul şubesini açarak Beşiktaş semtindeki kendi evini bu cemiyetin resmi merkezi haline getirmiştir. Cemiyetin teşkilatlanma yapısını belirleyen 44 maddelik kapsamıtüzüğü de bizzat kendisi kaleme aldı.
Ülkenin başımsızlığı için gecesini gündüzüne katan bu vatanseverin gayretleri takdirle karşılandı. Millî Mücadele sürecinde üstlendiği etkin rol sebebiyle kendisine İstanbul mebusluğu teklif edildi. Ancak kendisi, şahsi ikbal peşinde koşmayan son derece mütevazı bir insandı. Makam ve mevki hırsından uzak durarak bu cazip mebusluk teklifini geri çevirdi. Yaşamını halkına ilim aktarmaya adamayı tercih etti.
Edebi Mirası ve İlahiyata Bağışlanan Kütüphane
Cemal Öğüt, yazar kimliğiyle de kültür dünyamıza önemli eserler kazandırdı. Bilinen 13 telif eseriyle kültür dünyamıza kıymetli katkılar sunan yazar, Mısır Şeyhülkurrâsı Ali Muhammed Dabbâ'ın Fetḥu'l-kerîmi'l-mennân fî âdâbi ḥameleti'l-Ḳurʾân adlı eserini de Türkçe literatüre kazandırarak 1941 yılında İstanbul'da Nur ve Edeb ismiyle neşretmiştir. Ayrıca Defter-i Mev‘ıza isimli vaaz notlarından oluşan çalışması bugün yazma halinde muhafaza edilmektedir.
Ömrünü ilme adayan yazar, biriktirdiği kitapları geleceğe aktarmak istedi. Vasiyeti doğrultusunda, titizlikle topladığı 7000 ciltlik zengin kütüphanesini İstanbul İlahiyat Fakültesi'ne bağışladı. Bu kıymetli kütüphane, günümüzde de araştırmacılara hizmet vermektedir. Değerli ilim adamı, 1966 yılında İstanbul'da vefat etti. Değerli şahsiyetin kabri, bugün İstanbul'da bulunan Edirnekapı Şehitliği'nde yer almaktadır.