Başar Sabuncu, 9 Eylül 1943'te İstanbul'da doğdu ve 17 Haziran 2015'te yine aynı şehirde vefat etti. Türk tiyatrosunun ve sinemasının üretken bir sanatçısı olarak; yazar, yönetmen, çevirmen, oyuncu ve dekoratör rolleriyle kültür hayatımıza yön verdi. Türkiye'nin toplumsal meselelerini sahneye ve sinemaya taşıyarak toplumsal eleştiriyi sanatla buluşturmayı amaçladı. Saint Joseph Lisesi sıralarında başlayan sahne tutkusu, onu ömrünün sonuna kadar sürecek çok yönlü bir sanat yolculuğuna çıkardı.
Edebiyat ve Sahne Eğitimiyle Şekillenen Gençlik Yılları
Eğitim hayatı, sanatçının edebi altyapısını kurmasında en önemli basamaklardan biri oldu. Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı bölümlerinde okudu. Maddi sıkıntılar nedeniyle yüksek öğrenimini yarıda bırakarak asıl odağı olan yazarlığa yöneldi. Henüz 19 yaşındayken kaleme aldığı ilk eseri Kargalar, 1962 yılında Devlet Tiyatrosu bünyesinde Haldun Marlalı yönetiminde başarıyla sahnelenerek onun tiyatro çevrelerinde genç yaşta dikkat çeken bir yazar olarak tanınmasını sağladı. Şerefiye adlı ikinci oyunu ise 1969'da ülkemizde en iyi yerli oyun seçilmesinin yanı sıra yabancı dillere çevrilerek uluslararası alanda şeref mansiyonu kazandı. Çark ve Zemberek gibi yapıtları tiyatro severlerle buluştu.
Radyo Günleri ve Tiyatroda Yükseliş Dönemi
Sanatçının en üretken dönemlerinden biri TRT Ankara Radyosu'nda geçti. 1964 ve 1969 yılları arasında radyo tiyatrosu bölümünde görev alarak aralarında İlyada ve Don Kişot gibi başyapıtların da bulunduğu 18 eseri mikrofonlara uyarladı ve yüzü aşkın oyunu yönetti. Geçimini sağlamak amacıyla Racine, Brecht, Genet gibi dünya yazarlarının oyunlarını Türkçe'ye kazandırdı. Sanatçı, Meydan Sahnesi, Dormen Tiyatrosu ve Arena Sahnesi gibi topluluklarda oyuncu olarak çeşitli roller üstlendi. Meydan Sahnesi'nde tanıştığı Sevgi Yenen ile 1965'te evlendi, çift 1971'de boşandı. 12 Mart Muhtırası sonrasında yurt dışına giderek Fransa'da iki yıl tiyatro araştırmaları yaptı.
Toplumsal Sorunlar, Sürgün Yılları ve Şehir Tiyatroları
Muhsin Ertuğrul'un çağrısıyla 1974 yılında katıldığı İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesinde yerinden yönetim modelinin kurulmasına öncülük ederken, Üsküdar ve Fatih sahnelerinde de genel sanat yönetmenliği görevlerini üstlendi. Nâzım Hikmet oyunlarını uzun yıllar sonra yeniden Şehir Tiyatroları'na taşıdı. Şehir Tiyatroları oyuncusu Sevil Candan ile 1975 yılında evlenerek hayatını birleştirdi. Almancaya çevrilen Mutemet Ali Rıza Bey’in Yaşanmış Hayat Hikâyesi oyununu kendi yönetiminde sahneledi. Brecht'in eserini uyarlayarak epik tiyatronun ülkemizde tanınmasına katkıda bulundu.
Türk Kültür Tarihine Yön Veren Başyapıtları
Kariyeri boyunca absürt tiyatro örneklerinden müzikallere kadar geniş bir yelpazede eserler üretti. Sanatçının öne çıkan bazı başyapıtları şunlardır:
- Kaldırım Serçesi: Türk tiyatrosunun en önemli müzikli oyun örneklerinden biridir.
- Çıplak Vatandaş: Şener Şen'in başrolünde olduğu, toplumsal hicvin başarılı sinema filmlerindendir.
- Zengin Mutfağı: Hem sahneye hem sinemaya uyarlanan, sınıfsal çelişkileri işleyen kült yapıt.
Kaleme aldığı tüm metinler, bugün dahi tiyatro okullarında ders olarak okutulmaktadır. Onun bıraktığı miras, geleceğin sanatçılarına ışık tutmaktadır.
