Türk tiyatro ve sinema dünyasının en üretken aydınlarından biri olan Başar Sabuncu, 9 Eylül 1943 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelerek Türk kültür sanat yaşamını derinden etkileyen benzersiz yapıtlar üretti. Yazar, senarist ve yönetmen kimlikleriyle tanınan sanatçı, özellikle Şehir Tiyatroları bünyesindeki reformist uygulamaları ve toplumsal gerçekleri beyaz perdeye aktaran cesur filmleriyle adını altın harflerle yazdırdı. Ömrünün son döneminde müadele ettiği amansız kanser hastalığı nedeniyle 17 Haziran 2015 günü 72 yaşında yine doğduğu şehirde hayata gözlerini yumdu.
Sahneden Radyoya Uzanan İlk Yıllar
Sanatla ilk ciddi temasını Saint Joseph Lisesi sıralarında kuran Sabuncu, 1961 yılında bu okuldan mezun olduğunda amatör olarak oyunculuğa adım atmıştı. Tiyatro dünyasına profesyonel olarak da oyuncu sıfatıyla dahil oldu. Akademik eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde bir müddet sürdüren genç yetenek, ardından İstanbul Üniversitesi Fransız Filolojisi Bölümü'ne devam etse de yükseköğrenimini yarıda bıraktı. Henüz 19 yaşındayken kaleme aldığı ilk oyunu Kargalar, 1962 yılında Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelendi. Bu erken başarı, onun gelecekteki parlak yazarlık ve yönetmenlik kariyerinin en somut habercisi oldu.
TRT Ankara Radyosu'nun tiyatro bölümünde 1964 ile 1969 yılları arasında etkin görevler üstlendi. Bu süreçte İlyada, Don Kişot ve Goriot Baba gibi dünya edebiyatının en seçkin 18 klasiğini radyo mikrofonları için oyunlaştırdı. Ayrıca yüzü aşkın radyo oyun dizisinin yönetmen koltuğuna oturarak geniş kitlelere ulaştı. Radyoculuk yılları, onun metin ve sahneleme teknikleri üzerindeki hakimiyetini hatırı sayılır derecede artırdı.
Siyasi Çalkantılar, Sürgün ve Şehir Tiyatroları Reformu
Türkiye'nin 12 Mart 1971 Muhtarısı ile sarsıldığı fırtınalı günlerin ardından, yaklaşık iki yıl boyunca Fransa'da yaşayarak tiyatro sanatı üzerine derinlemesine araştırmalar yürüttü. Ülkeye döndüğünde, Türk tiyatrosunun efsanevi ismi Muhsin Ertuğrul'un davetiyle 1974 yılında Şehir Tiyatroları kadrosuna yönetmen olarak katıldı. Kurumda "Yerinden Yönetim" modelinin hayata geçirilmesinde öncü roller üstlendi. Bu doğrultuda Üküdar ve Fatih sahnelerinin sanat yönetmenliği görevlerini başarıyla yürüttü. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin baskıcı ortamında, meşhur "Aydınlar Dilekçesi" davası sebebiyle askeri mahkemede yargılanmaktan kurtulamadı.
Siyasi süreçlerin ardından tiyatrodaki görevine son verilince, rotasını yurt dışına çevirdi. Berlin'de bulunan meşhur Schaubühne Tiyatrosu'nda kendi eseri olan İşgal isimli oyunu sahneye koydu. Ülkeye döndüğü 1982 ve 1983 yıllarında ise özel tiyatrolarda yaratıcı projelere imza attı. Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu bünyesinde özgün yapıtı Kaldırım Serçesi'ni yönetti. Şan Tiyatrosu'nda ise Bertolt Brecht uyarlaması Şvayk Hitler'e Karşı ile Prosper Merimee eseri Kan ve Gül (Karmen) isimli müzikli oyunları seyirciyle buluşturdu.
Demokrasiye geçiş adımlarıyla birlikte 1988 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları'ndaki görevine iade edildi. Burada, Devlet Tiyatroları'nda ve çeşitli özel tiyatro topluluklarında otuzdan fazla yapıtın yönetmenliğini yürüttü. Ancak Şehir Tiyatroları'nın İstanbul Büyükşehir Belediyesi karşısındaki sanatsal özerkliği hususunda taviz vermedi. Yönetimle yaşadığı ilkesel fikir ayrılıkları neticesinde, 2004 yılında emeklilik yaşını beklemeden gururla görevinden istifa ederek ayrıldı.
Sinemada Yazar ve Yönetmen Olarak Başar Sabuncu
Sinema dünyasına ilk olarak güçlü senaryolarıyla adım atan Başar Sabuncu'nun yazdığı ilk beş metin, dönemin usta yönetmenleri tarafından beyaz perdeye aktarıldı. Bilge Olgaç'ın yönettiği Şöhret Budalası, Atıf Yılmaz imzalı Adak ve Talihli Amele, Kartal Tibet'in çektiği Şalvar Davası ile Ertem Eğilmez'in kült yapıtı Namuslu, bu dönemde Sabuncu'nun kalemiyle hayat bulan sinema eserleriydi. 1985 yılından itibaren ise kendi senaryolarını kendisi yönetmeye başladı. Türk sinemasına yazar ve yönetmen olarak kazandırdığı altı önemli film şunlardır:
- Çıplak Vatandaş (1985): Şener Şen'in başrolünde yer aldığı bu film, sanatçının yönettiği ilk sinema eseri oldu.
- Asılacak Kadın (1986): Pınar Kür'ün romanından uyarlanan ve Müjde Ar'ın başrolünde oynadığı ses getiren yapım.
- Kupa Kızı (1986): Joseph Kessel'in romanından esinlenen, yine Müjde Ar ile çalışılan cesur bir film.
- Kaçamak (1987): İlişkilerin derinliklerine odaklanan başarılı bir dramatik çalışma.
- Zengin Mutfağı (1988): Vasıf Öngören'in tiyatro oyununu sinemaya aktardığı usta işi bir uyarlama.
- Yolcu (1994): Nazım Hikmet'in oyunundan uyarlayarak çektiği son yönetmenlik çalışması.
Sinemadaki bu özgün başarıları, uluslararası festivallerde Türkiye'yi gururla temsil etmesini sağladı. Sanatçı adına 1988'de Londra'da British Film Institute, 1991'de Paris'te Fransız Sinematek'i ve 1992'de Montpellier Festivali tarafından tüm filmlerinin gösterildiği özel saygı haftaları düzenlendi.
Özel Hayatı ve Vefatı
Özel hayatında da sanat dünyasıyla iç içe olan Başar Sabuncu, 1965 yılında ünlü yazar ve oyuncu Sevgi Soysal ile evlendi; çiftin birlikteliği 1971 yılında sona erdi. Daha sonra yaşamını tiyatro sanatçısı Sevil Candan Sabuncu ile birleştirdi. Uzun yıllar kanser tedavisi gören usta sanatçı, 17 Haziran 2015'te 72 yaşındayken vefat ederek arkasında silinmez izler bıraktı.
