Karadeniz'in köklü kültür havzalarından biri olan Trabzon'da dünyaya gözlerini açan halk şairi Baba Salim Öğütçen, asıl adıyla Mehmet Salim, 15 Mart 1887 tarihinde doğmuştur. Yaşamı boyunca halkın içinden süzülen şiirleriyle tanınan sanatçı, hece hece dokuduğu eserleriyle kültür dünyamızda derin izler bırakmıştır. Küçük yaşlardan itibaren zorlu hayat şartlarıyla mücadele eden şair, 29 Aralık 1956 yılında İstanbul'da hayata gözlerini yumana dek ürettiği samimi dizelerle Türk halk edebiyatının unutulmaz simalarından biri haline gelmiştir. Hayatının önemli bir kısmını doğduğu topraklarda geçiren şair, Karadeniz insanının duygu dünyasını, kendi yaşam mücadelelerini ve toplumsal değişimleri şiirlerine yansıtmıştır.
Trabzon'dan Yükselen Bir Halk Sesi
Trabzon'da başlayan yaşam serüveninde Mehmet Salim, eğitim hayatına ilk adımlarını mahalle mektebinde attı. Bu okulda temel düzeyde elifba okumayı ve kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim okumayı öğrenerek ilk bilgilerini edindi. Okuma yazma hevesini kaybetmeyen genç Salim, ardından özel bir eğitmenden yazı dersleri, tecvit bilgisi ve ilmihal eğitimi alarak kendisini yetiştirmeyi sürdürdü. Dönemin koşullarında aldığı bu geleneksel eğitimler, onun şiir dünyasının dini ve ahlaki temellerini de şekillendirmiştir. Cumhuriyet sonrasında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu ile Öğütçen soyadını alan sanatçı, halkın dilinde ise daha çok Baba Salim ve Âşık Salim mahlaslarıyla yer buldu. Bu mahlaslar, onun halkla kurduğu sıcak bağın ve aşık tarzı şiir geleneğine olan yakınlığının en net göstergesi haline gelmiştir.
Hayatın İçinden Geçen Rengarenk Bir Ömür
Hayatın zorluklarını omuzlamaktan hiçbir zaman çekinmeyen şair, henüz çocuk yaşlarından itibaren ekmek parasını kazanmak için çok çeşitli iş kollarında çalışmaya başladı. Yaşamı boyunca geçim mücadelesi verirken şu iş kollarında faaliyet göstermiştir:
- Seyyar satıcılık
- Fırıncılık
- Dükkancılık
Bu mesleklerin getirdiği tecrübe, onun halkın dilini ve dertlerini doğrudan yakalamasını sağlamıştır. Geçimini temin etmek için fırın ocaklarının başında ter döken, sokaklarda seyyar satıcı olarak dolaşan usta isim, sıradan insanların yaşamını dizelerine samimiyetle aktarmıştır. Ömrünün çok büyük bir bölümünü doğup büyüdüğü şehir olan Trabzon'da geçiren şair, burada ürettiği eserlerle halkın gönlünde taht kurmayı başardı. Geçim gayesiyle farklı işlerle uğraşsa da içindeki şiir tutkusunu her zaman en üst perdeden yaşatmıştır.
Eskişehir Yılları ve Akademik Alandaki Mirası
Trabzon'a veda etme vakti geldiğinde, takvimler 1950 yılını gösteriyordu. Şair, bu tarihte Eskişehir'e göç etme kararı aldı ve ömrünün son yıllarını bu şehirde geçirdi. Edebi birikimini ve samimi halk söyleyişini gittiği her yere gururla taşıdı. Eskişehir'de geçen yıllarının ardından yolu İstanbul'a düşen şair, 29 Aralık 1956 tarihinde İstanbul'da yaşama gözlerini yumdu. Cenazesi ise Kulaksız Mezarlığı'na defnedilmiştir. Geride bıraktığı şiir birikimi ise zaman içinde unutulup gitmedi. Çeşitli yazılı kaynaklarda dağınık halde bulunan bu eserler büyük bir titizlikle derlenerek akademisyenlerin dikkatini çekmeyi başardı. Bu çalışmaların neticesinde, 2008 yılına gelindiğinde Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde hazırlanan kapsamlı bir yüksek lisans tezine konu olan bu şiirler, gelecek nesillere aktırılmak üzere bilimsel bir nitelik kazandı. Bu sayede halk şairinin mirası, akademik dünyada da tescillenmiş oldu.