Türk sinemasının unutulmaz ismi Ayhan Işık, gerçek adıyla Ayhan Işıyan, 5 Mayıs 1929 sabahı İzmir'in Konak ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Mithatpaşa Caddesi üzerindeki iki katlı tarihi bir Rum evinde, Selanik göçmeni bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya gelen sanatçı, Türk sinemasında "Taçsız Kral" unvanıyla unutulmaz bir yer edindi. 16 Haziran 1979 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yuman bu efsane isim; aktörlük, yönetmenlik, yapımcılık ve ressamlık gibi farklı alanlarda derin izler bıraktı. Çocukluğu yaramazlıklarla geçen oyuncu, henüz altı yaşındayken babasını kaybetti. Bu kaybın ardından eğitim hayatı için abisinin yanına, İstanbul'a taşındı.
Tuvalden Beyaz Perdeye Sanat Yolculuğu
İstanbul'a yerleştikten sonra hayatı tamamen değişen genç yetenek, burada edebiyat dersine Rıfat Ilgaz'ın, okul idaresine ise Salah Birsel ve Mahir İz gibi isimlerin baktığı seçkin bir okulda eğitim gördü. Okul yıllarında edindiği çevre, onun sanat vizyonunu şekillendirdi. Dönemin öne çıkan arkadaş kadrosunda şu isimler yer alıyordu:
- Senarist Safa Önal
- Karikatürist Ferruh Doğan
- Ressam ve karikatürist Semih Balcıoğlu
Genç yaşta babasının ardından rol model aldığı en büyük abisi Mithat Özer'i de kaybedince, henüz 12 yaşındayken evin geçimine katkı sağlamak amacıyla çalışmak zorunda kaldı. Daha sonra girdiği Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde büyük usta Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun öğrencisi oldu. Akademide kurulan ve Doğu-Batı sentezini Türk resmine yansıtmayı amaçlayan On'lar Grubu bünyesinde yer aldı. Bu grupta şu önemli sanatçılarla birlikte çalıştı:
- Fikret Otyam
- Altan Erbulak
- Remzi Raşa
- Nedim Günsür
- Orhan Peker
Empresyonizm akımından, özellikle de Claude Monet'den etkilenen sanatçı, Bab-ı Ali'de bir süre ressamlık yaptı. Tuvalden asla tamamen kopmadı. 1952 yıllında Yıldız Dergisi'nin düzenlediği sinema yarışmasını kazanması, onun tüm yaşam çizgisini değiştirecek olan beyaz perde macerasını başlattı. Yarışma, hayatının en büyük dönüm noktası oldu.
Kanun Namına ile Gelen Şöhret ve Hollywood Macerası
Akademinin yüksek kısmından 1953 yıllında mezun olan sanatçı, ilk sinema deneyimini Orhon Murat Arıburnu ile gerçekleştirdi. Ardından Lütfi Ömer Akad'ın yönettiği ve Türk sinemasında dönüm noktası kabul edilen Kanun Namına filminde başrol oynayarak büyük bir çıkış yakaladı. Başlangıçta oyunculuk deneyimi olmadığı için çekimlerde zorlansa da, filmin vizyona girmesiyle birlikte bir gecede ülkenin en popüler yıldızlarından biri haline geldi. Şöhret basamaklarını çok hızlı tırmandı. 1950'li yıllarda Akad ile "Katil", "Öldüren Şehir" ve "Kardeş Kurşunu" gibi önemli yapımlara imza attı. Sinemadaki başarısını küresel boyuta taşımak isteyen ünlü aktör, 1959 yıllında şansını denemek üzere Hollywood'a gitti. Amerika macerası maalesef çok kısa sürdü. Orada ana dili gibi İngilizce konuşan ve her türlü fiziksel marifete sahip binlerce adayın bulunması nedeniyle aradığı fırsatı bulamadı. Bu durumu daha sonra verdiği bir demeçte orada kendilerine ekmek olmadığını belirterek açık sözlülükle ifade etti.
Taçsız Kral'ın Unutulmaz Mirası
Yeşilçam'a dönüşü muhteşem olan aktör, Vedat Türkali'nin kaleme aldığı Otobüs Yolcuları ve ardından Üç Tekerlekli Bisiklet filmleriyle kariyerine yeni bir soluk getirdi. Özellikle izleyicilerden büyük ilgi gören Küçük Hanım serisiyle halkın sevgilisi oldu ve bu dönemde kendisine "Taçsız Kral" lakabı takıldı. 1970'li yılların ikinci yarısında dönemin müzik modasına uyan sanatçı, büyük usta Münir Nurettin Selçuk'tan özel dersler alarak Klasik Türk müziği icra etmek ürere sahneye çıktı. Sahne deneyimi halkta büyük yankı uyandırdı. Bir adet de kırk beşlik plak doldurdu. Yeşilçam bünyesinde yüz kırk filmde rol aldı. 1975 sonrasında yapımcılık ve yönetmenliğe de soyunan Işık, İtalyan yapımcılarla ortaklaşa gerçekleştirdiği ve başrolünü Klaus Kinski ile paylaştığı iki film çekti. Bu filmler Avrupa'da gösterime girse de Türkiye'deki sansür engeli nedeniyle yerli seyirciyle hiçbir zaman buluşamadı. Türkiye'de bu yapımlar hiçbir zaman gösterilmedi. Sinemamızda oyunculuk standartlarını yeniden belirleyen sanatçı, geride devasa bir kültürel miras bıraktı.
