Asıl adı Osman olan ünlü halk şairi Âşık Esrari, Artvin'in Ardanuç ilçesine bağlı eski ismi Ançkora, şimdiki ismi ise Anaçlı olan köyde dünyaya gözlerini açmıştır. Ozan hakkında günümüzde oldukça az bilgi bulunmaktadır. Hayatı hakkında günümüze son derece kısıtlı bilgiler ulaşmış olsa da tarihi olayları ele alan destanlarıyla edebiyat dünyasında yer edinmiştir. Tam olarak hangi tarihte doğduğu tespit edilemeyen ozanın, 19. yüzyılın ikinci yarısında ömür sürdüğü tahmin edilmektedir.
Hayatının dönüm noktası olan 93 Harbi döneminde Anadolu içlerine göç etmek zorunda kalan ozan, þnce Kayseri'ye yerleşmiş, daha sonra ise imparatorluğun başkenti olan İstanbul'a göç ederek yaşamını orada sürdürmüştür. Gittiği bu yeni şehirde tanık olduğu çarpıcı toplumsal gelişmeleri kaleme alarak edebi üretimini sürdüren şair, 1938 senesinde hayata veda etmiştir. Ozanın ölüm yeri ise bilinmemektedir.
93 Harbi ve Göç Yollarında Geçen Bir Ömür
Osman, Osmanlı İmparatorluğu'nun en buhranlı yıllarında yaşamış ve vatan savunmasının acılarını bizzat tecrübe etmiştir. Doğduğu ve çocukluğunu geçirdiği Artvin'in Ardanuç ilçesine bağlı Ançkora köyü, doğanın tüm zorluklarını barındıran bir coğrafyadır. Ancak şairin hayatındaki asıl zorluklar, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı yani 93 Harbi ile başlamıştır. Savaş büyük bir yıkım getirdi. Doğu Anadolu sınırlarındaki savaşın yarattığı kargaşa ve yıkım, bölge halkıyla birlikte şairi de derinden etkilemiştir. Yaşanan bu büyük tarihi felaket nedeniyle ozan, doğup büyüdüğü toprakları geride bırakarak batıya doğru uzun bir göç yolculuğuna çıkmıştır. Bu göç, onun hem kişisel yaşamını hem de edebi kimliğini bütünüyle şekillendiren temel unsur olmuştur.
Bu çileli yolculuğun ilk durağı Kayseri olmuştur. Kayseri'de bir süre ikamet eden ozan, göç dalgalarının yönünü takip ederek nihayetinde İstanbul'a ulaşmıştır. İstanbul, taşralı bir halk ozanı olan Âşık Esrari için yepyeni bir dünyanın kapılarını aralamıştır. Payitahtın canlı ve hareketli yapısı, şairin edebi yaratıcılığını besleyen en önemli etkenlerden biri olmuştur. Büyük şehir ona esin verdi. İstanbul'da yaşadığı süre boyunca karşılaştığı ilginç olaylar, şahit olduğu toplumsal sarsıntılar ve halkın durumu hakkında pek çok destan kaleme almıştır. Bu destanlar, halkın gözünden o dönemin başkent hayatını anlatan çok değerli belgelerdir. 1938 yılında ömrünü tamamlayan ozanın nerede vefat ettiği ve nereye defnedildiği ise bilinmemektedir. Ozanın mezarının nerede olduğu hususu da tıpkı doğum tarihi gibi gizemini korumaktadır.
Vehhabi Destanı ve Edebi Mirası
Âşık Esrari'yi halk edebiyatı içerisinde özgün kılan en büyük başarısı, tarihi olayları halk şiiri kalıplarıyla geleceğe aktarmasıdır. Ozan, cönklerde ve dönemin dergilerinde kendine yer bulan eserleriyle edebiyat tarihimizde adından söz ettirmiştir. Şairin en önemli eseri, 1813 senesinde Osmanlı-Suudi Savaşları esnasında ortaya çıkan Vehhabi ayaklanmasını konu edinen Vehhabi Destanı'dır. Bu eser cönklerde yer almıştır.
Halk edebiyatında cönkler, şairlerin şiirlerinin toplandığı el yazması defterler olarak bilinir ve Esrari'nin bu meşhur destanı da çeşitli cönklerde korunarak günümüze kadar başarısıyla ulaştırılmıştır. 1813 yılındaki bu ayaklanmayı konu alan manzum eser, imparatorluğun uzak coğrafyalarındaki askeri ve siyasi çalkantıların Anadolu'daki halk ozanları tarafından nasıl yankılandığını göstermesi bakımından son derece kıymetlidir. Bu yönüyle eser, edebiyat tarihi araştırmacılarının yanı sıra yakın dönem Osmanlı tarihi üzerine çalışan araştırmacılar için de mühim kaynaklar arasında yer almaktadır.
Şairin edebi kimliğini yansıtan başlıca unsurlar şunlardır:
- Tarihi Olayları Destanlaştırma: 1813 Vehhabi isyanı gibi büyük askeri ve siyasi gelişmeleri manzum eserlerle kayıt altına almıştır.
- Göç ve Şehir Hayatı Teması: 93 Harbi nedeniyle ayrıldığı memleketinden sonra Kayseri ve İstanbul sokaklarındaki izlenimlerini aktarmıştır.
- Cönklerde Korunan Miras: Şiirleri ve meşhur destanı çeşitli cönk ve dergiler aracılığıyla sonraki nesillere aktarılmıştır.