İsveç'in Göteborg kentinde 3 Ekim 1988 tarihinde dünyaya gelen Alicia Amanda Vikander, oyunculuk yeteneği ve dans geçmişiyle sinema dünyasında fırtınalar estiren dünyaca ünlü bir sanatçıdır. Tiyatro oyuncusu bir anne ile psikiyatrist bir babanın kızı olan Vikander, çocukluk yaşlarından itibaren sanatla iç içe büyüyerek modern Hollywood'un en parlak yıldızlarından biri haline geldi. Henüz yedi yaşındayken Göteborg Operası'nda sahneye adım atan başarılı aktris, bale eğitimiyle pekiştirdiği disiplinini beyaz perdeye aktararak küresel çapta büyük başarılara imza attı.
Sahne Tozuyla Erken Tanışma ve Bale Yılları
Sanatçı bir aile ortamında dünyaya gözlerini açan Vikander, henüz iki aylık bir bebekken anne ve babasının yollarını ayırmasıyla annesi Maria Fahl-Vikander tarafından büyütüldü. Babası Svante Vikander'ın sonraki ilişkisinden doğan beş üvey kardeşiyle de güçlü bağlar kuran yıldız, sahne heyecanını ilk kez yedi yaşında Göteborg Operası'nda yaşadı. Dokuz yaşında bale eğitimine adım atan yetenekli sanatçı, bu alanda kendisini geliştirmek amacıyla on beş yaşında Stockholm'e yerleşti.
Stockholm'deki İsveç Kraliyet Bale Okulu'nda sürdürdüğü disiplinli çalışmalarını daha sonra New York'taki Amerikan Bale Okulu bünyesinde taçlandırdı. Ancak bu süreçte içindeki oyunculuk tutkusunu keşfetti. Vikander, kariyer rotasını tamamen sinemaya çevirme kararı aldı. Başarılı adımlarla ilerleyen genç yetenek, 2011 yılında Londra'da kendi dairesini satın alarak İngiltere'ye yerleşti.
İsveç Ekranlarından Hollywood'un Zirvesine
Kariyerinin ilk yıllarında İsveç televizyonlarındaki kısa filmlerde ve dizilerde boy gösteren Vikander, asıl çıkışını Andra Avenyn drama dizisiyle yaptı. Buradaki Josefin Björn-Tegebrandt karakteriyle büyük beğeni topladı. Sinema izleyicisiyle ilk kez buluştuğu Pure filmindeki performansı ise eleştirmenlerden tam not almasını sağladı. Yeteneğiyle sınırları aşan güzel oyuncu, 2012 yapımı Anna Karenina filminde hayat verdiği Kitty karakteriyle dünya genelinde tanınmaya başladı.
Uluslararası arenada adından sıkça söz ettiren Vikander, A Royal Affair ve The Fifth Estate gibi prestijli yapımlarda önemli roller üstlendi. 2014 yılında ise Avustralya yapımı Son of a Gun filminde Ewan McGregor ve Brenton Thwaites gibi yıldızlarla başrolü paylaşarak küresel sinemadaki yerini sağlamlaştırdı. Her geçen gün oyunculuk yelpazesini genişleten sanatçı, dramatik rollerin aranan isimleri arasına girmeyi başarıyla gerçekleştirdi.
Oscar Başarısı ve Küresel Yıldızlık
Güzel oyuncunun kariyerindeki en büyük parlama noktası 2015 yılında gerçekleşti. Ex Machina filmindeki yapay zeka Ava karakteri ve Danimarkalı Kız (The Danish Girl) filmindeki Gerda Wegener performansıyla tüm dikkatleri üzerine çekti. Gerda rolüyle 88. Oscar Ödülleri'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazanarak sinema dünyasının en prestijli ödülünü kucakladı.
Aynı dönemde Kod Adı: U.N.C.L.E. ve Jason Bourne gibi yüksek bütçeli aksiyon yapımlarında da boy gösteren yıldız, oyunculuğun yanı sıra yapımcılık alanına da adım attı. Başrolünü üstlendiği 2017 yapımı Euphoria filminin yapımcılığını üstlenen Vikander, sinemanın farklı alanlarında da söz sahibi oldu. Sanatçının rol aldığı diğer önemli yapımlar şunlardır:
- The Light Between Oceans (Hayat Işığım)
- Tulip Fever (Tulip Fever)
- Submergence (Danielle Flinders)
- Testament of Youth (Gençlik Ahti)
Özel hayatıyla da medyada geniş yer bulan Vikander, The Light Between Oceans filmindeki rol arkadaşı Michael Fassbender ile 2014 yılında başlayan birlikteliğini Eylül 2015'te sonlandırdı.
.jpg?width=640)