Cumhuriyet dönemi Türk fikir ve edebiyat hayatının en üretken kalemlerinden biri olan Ahmet Kabaklı, 1924 yılında kadim kültür şehri Harput'ta dünyaya gelerek ülkenin düşünsel mirasına yön veren bir yazar, gazeteci ve hukukçu olarak iz bırakmıştır. Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Doğu Anadolu'nun bu tarihi köşesinde geçiren yazar, ömrünü Türk kültürüne, diline ve gençliğine adayarak 8 Şubat 2001 tarihinde arkasında devasa bir miras bırakıp aramızdan ayrılmıştır. Eğitim dünyasından hukuk çevrelerine uzanan geniş çalışma yelpazesiyle tanınan usta kalem, özellikle edebiyat alanındaki teorik çalışmaları ve kuruculuğunu üstlendiği vakıf çalışmalarıyla tanınmaktadır. Gazetecilik serüveninde kazandığı büyük itibarın yanı sıra, kaleme aldığı köşe yazılarıyla da geniş kitlelere ulaşmayı başarmıştır.
Eğitim Hayatı ve Yazı Dünyasına İlk Adımlar
Genç Ahmet, eğitim yolculuğuna 1931 senesinde girdiğı Elazığ Numune Mektebi bünyesinde adım atarak ilk ve orta öğrenimini burada tamamlamıştır. Ardından eğitimine Elazığ Lisesi'nde devam eden Kabaklı, yükseköğrenim için İstanbul'un yolunu tutarak İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümüne kaydolmuştur. Yazar, 20 Kasım 1946'da yayımlanan "Yunus Emre mi Yalan Söylüyor, Gölpınarlı mı?" başlıklı makalesiyle yazı hayatına girmiştir. Üniversite yıllarında ayrıca Hareket Dergisi'nde "Ayın Hercümerci" başlığı altında ilgi çekici yazılar kaleme almaya devam etmiştir. 1948 yılında mezuniyetinin ardından ilk görev yeri olan Diyarbakır'da iki yıl boyunca öğretmenlik yaparken, eş zamanlı olarak Karacadağ Dergisi'nin yönetimini de üstlenmiştir.
Paris Günleri, Hukuk Kariyeri ve Gazetecilik
Askerlik vazifesini Manisa kentinde tamamlayan Kabaklı, 1951 yılında Aydın Ticaret Lisesi bünyesinde Türkçe öğretmeni olarak ders vermeye başlamıştır. Burada meslektaşı Meşkure Hanım ile tanışmıştır. Çift, 1952 yılında dünyaevine girmiştir. Öğretmenlik kariyeri sürerken eğitime olan tutkusu sönmeyen Kabaklı, 1955 yılında Ankara Hukuk Fakültesi'ne kaydolarak hukuk eğitimine başlamıştır. Bir yıl sonra Tercüman Gazetesi tarafından düzenlenen fıkra yarışmasında "Üniversitede Münazaralar" başlıklı yazısıyla birincilik ödülüne layık görülmüştür. Bu başarının ardından Milli Eğitim Bakanlığı tarafından staj eğitimi amacıyla bir yıllığına Paris'e gönderilen yazar, yurt dışındayken de Türkiye'deki okurları için yazmayı sürdürmüştür.
Fransa'daki günlerinde kaleme aldığı yazıları şu başlıklar altında göndermiştir:
- Uzaktan uzağa
- Paris'ten Paris Notları
- Paris Mektupları
1958 yılında ülkesine dönen Ahmet Kabaklı, İstanbul Çapa Eğitim Enstitüsü kadrosuna öğretmen olarak atanmıştır. Hukuk eğitimini ise 1959 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamlayarak 1961'de İstanbul Barosu bünyesinde kısa bir süre avukatlık mesleğini icra etmiştir. Aynı yıl Tercüman Gazetesi'ndeki "Gün Işığında" adlı köşesinde köşe yazarlığına başlayan Kabaklı, öğretmenlik mesleğini de ihmal etmeyerek 1969 yılına dek Çapa Eğitim Enstitüsü'nde, sonrasında ise İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu'nda öğretim görevlisi olarak ders vermiştir.
Kültürel Mirası ve Şeyhülmuharririn Unvanı
1974 yılında öğretmenlikten emekli olan Ahmet Kabaklı, İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı'nda edebiyat dersleri vermeye başlamıştır. 1977 yılındaki Kanlı 1 Mayıs olaylarının öncesinde Rauf Tamer ile birlikte, muhtemel bir çatışma ortamından mitinge katılan kitleleri sorumlu tutmuştur. 1978 yılına gelindiğinde Türk kültür hayatına yön verecek büyük bir adım atarak Türk Edebiyatı Vakfı'nın kuruluşuna öncülük etmiştir. Vakfın kurucu heyetinde şu isimler yer almıştır:
- Meşkure Kabaklı, Rıfat İzzet Çokum ve Sevinç Çokum
- İskender Öksüz, Emine Işınsu ve Tahir Kutsi Makal
- İrfan Atagün, Cahit Dodanlı ve İsmail Gerçeksöz
Kabaklı, vefatına dek bu vakfın başkanlık görevini yürütmüştür. Tercüman Gazetesi'nde başladığı meşhur köşe yazılarına 1991 yılından itibaren Türkiye Gazetesi'nde devâm eden yazar, 1995 yılında ise Türk Dil Kurumu asil üyeliğine seçilmiştir. Aydınlar Ocağı ve 55 gönüllü kuruluşun katılımıyla 14 Aralık 1996'da düzenlenen törende kendisine Şeyhülmuharririn unvanı sunulmuştur. Kalp rahatsızlığı nedeniyle 17 Kasım 2000'de hastaneye kaldırılan Kabaklı, eşinin vefatından 47 gün sonra 8 Şubat 2001'de vefat etmiştir. Anısını yaşatmak adına İstanbul Fatih'te kendi adını taşıyan ve 30 bin kitap barındıran Ahmet Kabaklı Kütüphanesi ile Elazığ'da 2812 kişilik bir Ahmet Kabaklı Erkek Öğrenci Yurdu açılmıştır.
