Gaziantep il merkezinin batısında, İslahiye ilçesinin 10 km. kuzeyinde yer alan Zincirli Höyük, Amanos Dağları'ndan doğu-batı yönünde geçit veren Beyhan Geçidi'ndeki ovada, küçük bir bataklığın batı kenarında konumlanan köklü bir arkeolojik merkezdir. Geç Hitit Dönemi buluntuları ile dünya çapında tanınan bu antik yerleşim, Aramice'de Sam'al adıyla anılmakta olup döneminin en önde gelen metropollerinden biri ve görkemli bir kraliyet merkezi olarak kabul edilmektedir. Günümüzden 3 bin yıl önce 40 hektarlık geniş bir alana yayılan bu kadim kentin Sam'al olduğu, kazılarda ele geçen ve MÖ 670 yılına tarihlenen Asur Kralı Esarhaddon'a ait ünlü bir kitabe ile de tescillenmiştir.

Zincirli Höyük'ün Köklü Tarihsel Gelişimi
Höyükte yapılan tabakalanma araştırmaları, Erken Tunç Çağı'ndan başlayarak Roma Dönemi'ne kadar kesintisiz uzanan bir yerleşim silsilesini ortaya koymaktadır. MÖ 2. binyıl başlarında, başkenti Halab (günümüz Halep) olan Amori Yamhad Krallığı'nın bir parçası olan kent, aynı binyıl içerisinde Hitit İmparatorluğu topraklarına dahil olmuştur. İmparatorluğun MÖ 1200'lerde çökmesinin ardından kurulan Geç Hitit Devletleri bünyesinde başkentlik rolünü sürdürmüştür. MÖ 920 yılında Aramiler'in egemenliğine giren kentte, MÖ 832-810 yılları arasında hüküm süren Kral Kilamuwa dönemi Sam'al'ın en parlak devri olmuştur. MÖ 743 yılında Asur Kralı III. Tiglat Pileser'in akınları sonucu Asur İmparatorluğu'na bağlanan krallık, MÖ 725 yılındaki II. Sargon dönemine kadar bu bağlılığını sürdürmüş ve ardından fiilen Asur topraklarına katılmıştır.

Arkeolojik Kazılar ve Çığır Açan Buluntular
Zincirli Höyük'teki ilk arkeolojik incelemeler, 1883 yılında Kommagene Bölgesi'ndeki çalışmaları sırasında ünlü müzeci Osman Hamdi Bey tarafından başlatılmıştır. Ardından 1888-1902 yılları arasında Karl Humann, Robert Koldewey ve Felix von Luschan başkanlığında sistemli kazılar yapılmış; bulunan birçok değerli yontu dev kaya bloklarından kesilerek Berlin'e taşınmıştır. 2006 yılından itibaren ise Chicago Üniversitesi Oriental Institute bünyesinde Yrd. Prof. David Schloen başkanlığında uzun soluklu Neubauer Projesi başlatılmıştır. Bu modern dönem kazılarında ele geçen en önemli buluntulardan biri olan ve MÖ 8. yüzyıla tarihlenen 363 kg ağırlığındaki Katumuwa Steli, yazıtı ve betimlemeleriyle türünün ilk örneği kabul edilmiş ve Archaeology Dergisi tarafından "2008 yılının en önemli 10 arkeolojik buluşu" arasında gösterilmiştir.
Çift Sur Sistemi ve Eşsiz Hilani Mimarisi
Zincirli Höyük, 720 metre çapında çift surla çevrili dairesel planı ile askeri ve sivil mimarinin en seçkin örneklerinden biridir. Kentin ilk kez surla çevrilmesi MÖ 1300'de gerçekleşmiş, höyüğün ortasındaki iç kale ise ikinci bir surla tahkim edilmiştir. Kale içerisindeki kraliyet sarayları, merdivenle ulaşılan bir ya da üç sütunlu girişten sonra ocaklı büyük kabul salonuna ve arkasındaki banyo ile özel odalara geçiş sağlayan hilani tipinde inşa edilmiştir. MÖ 730-700 yıllarına tarihlenen sütun altlarında Fenike etkili bitki bezemeleri görülür. Kentin güney kapısında ve iç kalenin dış kapısında yer alan kapı aslanı kabartmaları ve ortostatlar, Arami ile Geç Hitit sanatının en yetkin harmanını oluşturmaktadır.
