Zile Kalesi'nin Tarihi ve Yapısı
Zile Kalesi, Zile ilçe merkezinde bir höyük üzerinde yer almakta olup Zile Ovası'na hakim bir konumda bulunmaktadır. Kalede yapılan araştırmalar sonucunda çevrede Roma ve Bizans dönemlerine ait mimari parçalar ve kitabeler bulunmuştur. Bu buluntulardan yola çıkılarak kalenin Milattan Sonra 1. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Akropol özelliği taşıyan kalenin ilk olarak hangi dönemde ve kimler tarafından inşa edildiği kesin olarak bilinmemekle birlikte; sur duvarlarındaki yükselti farklılıkları, kulelerin biçimleri ve duvar örgüsündeki çeşitlilik, yapının farklı dönemlerde yapılan onarımlar ve eklemelerle uzun süre kullanıldığını göstermektedir.
Mithridatis Rivayeti ve Askeri Geçitler
Tarihi rivayetlere göre, eskiden Kolhis Kralı Mithridatis adında bir hükümdarın burayı şato olarak kullandığı söylenmektedir. Aynı zamanda kalenin altından askeri amaçlarla da kullanılan geçitlerin geçtiği rivayet edilen bilgiler arasındadır. Kale yapımında kesme taş ve moloz taş kullanılmış, kalenin surları ise çeşitli yuvarlak burçlar yardımıyla daha dayanıklı hale getirilmiştir.
Saat Kulesi, Sarnıçlar ve Antik Tiyatro
Kalenin burçlarından birinin üzerine 1336 yılında bir minare inşa edilmiştir. Bu minareye 1875 yılında Ziya Paşa tarafından bir saat eklenmiş ve yapı saat kulesine dönüştürülmüştür; ancak bu kulenin saati günümüze kadar ulaşamamıştır. Kalenin zamanla eskiyen su sarnıçları ise günümüzde belediye tarafından restore edilerek ziyarete açılmıştır. Ayrıca kalenin kuzeydoğu kesiminde inşa edilmiş ufak bir antik tiyatro alanı bulunmaktadır.
Jül Sezar ve Veni Vidi Vici Sözü
Zile Kalesi'ne dair en bilinen anlatılardan biri de ünlü Roma komutanı Jül Sezar ile ilgilidir. Jül Sezar'ın katıldığı bir savaşın ardından Zile Kalesi'nde meşhur "Veni Vidi Vici" (Geldim Gördüm Yendim) sözünü söylediği rivayet edilmektedir.