Nevşehir il merkezinin kuzeydoğusunda, Avanos ilçesine bağlı Sarılar köyünün (kasabasının) yaklaşık 4 kilometre kuzeybatısında yer alan Zank Höyük, bölgenin en önemli tescilli arkeolojik sit alanlarından biridir. Yakuşık 300 metre çapında ve 30 metre yükseklikteki bu höyük, tahmini olarak 20 dönümlük geniş bir alana yayılmaktadır. Yapısal özellikleri ve sahip olduğu tarihi zenginliklerin korunabilmesi amacıyla 13 Kasım 1992 tarihinde 1355 tescil numarası ile tescil edilmiştir.
Keşif ve Kazı Çalışmaları
Zank Höyük ilk olarak David French tarafından tespit edilmiştir. Höyükteki ilk bilimsel yüzey araştırmaları, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nden Hüseyin Sever başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülmüştür. Bu çalışmalarda Asur Ticaret Kolonileri Çağı, MÖ 2. binyıl, Demir Çağı ve Helenistik Dönem'e tarihlenen çanak çömlekler bulunmuştur. Höyüğün çeşitli nedenlerle yoğun şekilde tahrip olması ve kaçak kazıların artması üzerine, 1991-92 ve 1996 yıllarında Nevşehir Müzesi adına yine Hüseyin Sever ekibince kurtarma kazıları gerçekleştirilmiş ve bu kazılarda Erken Tunç Çağı'na tarihlenen buluntulara ulaşılmıştır. Sonraki çalışmalarda ise Japon arkeolog Sachihiro Omura ve ekibi de araştırmalar yapmış; Erken, Orta, Geç Tunç Çağları ile Demir Çağı ve Klasik Çağ dönemlerine ait çanak çömlek buluntularını raporlamıştır.
Höyüğün Tarihsel Önemi ve Ticaret Yolu Konumu
Bölgede yapılan yüzey araştırmalarının en önemli amaçlarından biri, Kültepe'de (Kaniş) ele geçen çiviyazılı tabletlerde adı geçen antik ticaret kolonilerinin (karum ya da vabartum) yerlerini saptamaktır. Zank Höyük, Kayseri'deki Kültepe ile Aksaray'daki Acemhöyük arasındaki tarihi ticaret yolu üzerinde yer almaktadır. Höyükte keşfedilen Asur Ticaret Kolonileri Çağı buluntuları, buranın antik ticaret ağındaki önemini ve kazı çalışmalarına başlanmasındaki kritik rolünü açıkça göstermektedir.
Tabakalanma ve Mimari Yapı
Zank Höyük'te yürütülen bilimsel kazılarda saptanan yapı katları, yerleşimin tarihsel katmanlarını gözler önüne sermektedir. Kazı sonuç raporlarına göre, höyüğün birinci yapı katında Roma Dönemi yerleşimi bulunurken, üçüncü yapı katında ise Demir Çağı mimari ve kültürel izleri tespit edilmiştir. Bu katmanlar, alanın çok uzun bir dönem boyunca kesintisiz bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını doğrulamaktadır.